Thesauros Mitoloji İlyada

İlyada

İlyada

Akhilleus’un öfkesiyle başlayan İlyada; Hektor’un ölümü, Patroklos’un yası ve Priamos’un acısı ekseninde, Troya Savaşı’nın kaderini çizen destansı bir anlatıdır.

**İlyada**

Homeros’un *İlias*’ı, yalnızca Troya surlarının önünde cereyan eden kısıtlı bir zaman dilimine, Akhilleus’un otokrasiyi temsil eden Agamemnon’a karşı bireysel başkaldırısıyla başlayan ve Hektor’un ölümüyle nihayete eren bir tahakküm kırılma anına odaklanır. On altı bin dizelik bu anlatı, iktidarın savaş meydanındaki mutlakiyetini ve insanı birer piyon gibi kullanan tanrısal hiyerarşiyi perde arkasından yansıtır.

* **A (Alfa):** Ozanın Musa’ya çağrısıyla, Akhilleus’un isyanı ve orduda yayılan veba üzerinden otoritenin zaafiyeti.
* **B (Beta):** Agamemnon’un, rahip Khryses’in kızını gasp etmesi sonucu tanrısal bir cezalandırma olarak orduya yayılan hastalık. Akhilleus’un, Briseis’e el konulmasına tepki olarak otoriteyle bağını koparıp, Zeus aracılığıyla düzeni sarsmaya girişmesi.
* **Γ (Gamma):** Zeus’un Agamemnon’a gönderdiği illüzyonla başlayan ordu sayımı; itaat ile isyan arasındaki dengenin sorgulanması.
* **Δ (Delta):** Paris ve Menelaos arasında barış için kurulan ama tanrısal müdahalelerle sabote edilen teke tek çatışma.
* **E (Epsilon):** Aphrodite’nin sahneye girerek düzeni değiştirmesi ve Paris’i kurtarışı; Helena’nın otoriteye başkaldıran sessiz protestosu.
* **Z (Zeta):** İnsan iradesinin tanrısal oyunlarla yönlendirildiği, Menelaos’un yaralanması ve safların yeniden belirlendiği o kanlı kargaşa.
* **H (Eta):** Diomedes’in, Ares ve Aphrodite gibi tahakküm timsali tanrıları bile yaraladığı, ilahi düzene karşı insanın vahşi öfkesi.
* **Θ (Theta):** Hektor’un saraydan ayrılışı ve Andromakhe ile buluşması; savaşın soğuk bürokrasisi içinde sıkışan insani şefkat.
* **I (Iota):** Telamonoğlu Aias ile Hektor’un denk mücadelesi ve surların, insanın doğaya karşı ördüğü bir başka iktidar aracı olarak inşası.
* **K (Kappa):** Zeus’un İda’dan savaşı yönlendirmeye başlamasıyla, mutlak iktidarın yeryüzündeki gölgesinin derinleşmesi.
* **Λ (Lambda):** Akhilleus’u dönmeye ikna etmek için gönderilen elçilerin, bireysel iradenin reddiyle karşılaşması.
* **M (Mu):** Gece yapılan keşif baskını ve Dolon’un öldürülmesi; savaşın arka planındaki karanlık tasfiye mekanizmaları.
* **N (Nu):** Yaralanan komutanların paniği ve Nestor’un Patroklos üzerinden kurduğu strateji.
* **Ξ (Xi):** Troya surlarının düşüşü ve gemilere kadar gerileyen Akha ordusunun çaresizliği.
* **O (Omikron):** Poseidon’un kışkırtmasıyla savaşın seyrine müdahale eden ilahi güçler.
* **Π (Pi):** Hera’nın Zeus’u arzusuyla manipüle ederek savaşın iplerini geçici olarak eline alması; cinselliğin politik bir araç olarak kullanılması.
* **P (Rho):** Zeus’un uyanışıyla Hektor’un yükselişi ve Akha direnişinin kırılışı.
* **Σ (Sigma):** Patroklos’un Akhilleus’un silahlarıyla savaşa girmesi, Sarpedon’un ilahi bir kader kurbanı olarak ölümü ve Hektor tarafından Patroklos’un katli.
* **T (Tau):** Patroklos’un yasının ardından Akhilleus’un Hephaistos’a yaptırdığı, yeni iktidar simgesi haline gelen silahlar.
* **Y (Ypsilon):** Akhilleus ile Agamemnon’un zoraki barışı; ortak bir düşmana karşı bireysel öfkenin askıya alınması.
* **Φ (Phi):** Tanrıların doğrudan savaşa katıldığı, evrensel düzenin (kosmos) bir kaosa dönüştüğü anlar.
* **X (Khi):** Akhilleus’un nehirleri bile kendine düşman edecek kadar kudurması; doğanın tahakküm karşısındaki direnci ve Hephaistos’un müdahalesi.
* **Ψ (Psi):** Hektor’un surlar dışında kaderiyle yüzleşmesi, Athena’nın kılık değiştirerek kurduğu tuzak ve Hektor’un ölümü; Akhilleus’un şehvetle sürüklediği bir cesetle sergilediği mutlak hakimiyet gösterisi.
* **Ω (Omega):** Priamos’un acılı bir baba olarak Akhilleus’a yalvarışı; Akhilleus’un intikam hırsının, paylaşılan insani bir keder karşısında sönümlenmesi ve Hektor’un cenazesiyle kapanan yas dönemi.
Silenos
Bakın hele, kimler gelmiş! Gelin şöyle ateşin başına, oturun bakalım. Size öyle bir hikaye anlatacağım ki, duyunca kulaklarınızın pası silinecek. Öyle tozlu tarih kitaplarındaki gibi kuru kuru değil; sanki gökyüzü sakinleri tepemizde cirit atıyormuş, yer yerinden oynuyormuş gibi...

İlyada derler buna. Aslında koca bir destandır ama biz bugün o koca destanın en kızıl, en öfkeli günlerine göz atacağız. Hikayemiz, o çok meşhur Akhilleus’un öfkesiyle başlar. Bu adam öfkelendi mi, yer yerinden oynar, inanın bana! Komutanları Agamemnon ile ters düşüyor, "Ben artık bu savaşta yokum!" deyip barakasına çekiliyor. O çekilince ne mi oluyor? Akha ordusu, tanrı Apollon’un gönderdiği vebalardan tutun da savaş meydanındaki bozgunlara kadar neler çekiyor, sormayın.

Anası deniz tanrıçası Thetis, oğlunun bu inadı yüzünden gidip Zeus’a yalvarıyor; gökyüzü sakini Zeus da söz veriyor tabii. Ama öbür tarafta Hektor var, Troya’nın o yiğit savunucusu... Savaş meydanında öyle bir fırtına estiriyor ki, Akha’lar gemilerine kadar geri çekilmek zorunda kalıyor. Bir ara işler o kadar sarpa sarıyor ki, Akhilleus’un can dostu Patroklos, arkadaşının zırhını kuşandığı gibi meydana atılıyor. Ama heyhat! Kader ağlarını ördü mü, kaçış yok. Patroklos, Hektor’un elinde yere serilince, Akhilleus’un o meşhur öfkesi bambaşka bir şeye dönüşüyor: Saf, katıksız bir acıya ve intikam hırsına.

Demirci tanrı Hephaistos’un dövdüğü o ışıl ışıl silahları kuşanıp meydana bir çıkıyor ki, gökyüzü sakinleri bile hayretle izliyor! Irmaklar kanla doluyor, tanrılar kendi aralarında birbirine giriyor. Nihayet Akhilleus ile Hektor karşı karşıya geliyor. Kaderin terazisinde Hektor’un tarafı ağır basıyor ve o büyük yiğit, surların önünde hayatını kaybediyor. Akhilleus’un acısı öyle büyük ki, Hektor’u arabasının ardında sürükleyip duruyor.

Ama durun, hikaye orada bitmiyor. İnsan kalbi bazen bir kaya kadar sert, bazen bir yaprak kadar yumuşaktır. Gece olunca, yaşlı kral Priamos, tanrı Hermes’in yardımıyla düşman kampına, yani Akhilleus’un ayağına geliyor. Düşünebiliyor musunuz? Oğlunun ölüsünü almak için o büyük düşmanın karşısına dikiliyor. İşte orada, o çadırda, iki düşman birbirinin gözlerine bakıp ağlıyorlar. Akhilleus o an anlıyor ki, ölüm herkesin kapısını çalacak. Hektor’un naaşını babasına teslim ediyor.

Savaşlar gelir geçer çocuklar, krallar ölür, şehirler yakılır... Ama geriye kalan, bir babanın acısı ve bir yiğidin kendi kaderine boyun eğişidir. Şimdi gidin biraz dinlenin, düşlerinizde o surları, o denizi ve o kadim zamanların tozunu görün. Yarın yine gelin, size başka bir masal anlatırım. Hadi bakalım, gökyüzü sakinleri üzerinizden eksik olmasın!

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi