Denizlerin sonsuz, bitmek bilmeyen kıvrımları arasında, hani şu göz alabildiğine uzanan suların en derinlerinde yaşayan bir aile vardı: Okeanos’un kızları. İşte bu kızlardan biri olan İdyia, namıdiğer "bilgi sahibi", öyle alelade bir genç kadın değildi. Adından da belli olduğu gibi, içinde derin bir bilgelik pınarı taşırdı; sanki dünyanın tüm gizli tarifleri onun zihninde saklıymış gibi.
Bir gün bu bilge kızın yolu, Kolkhis’in altın pırıltılı topraklarına, Kral Aietes’in sarayına düştü. Aietes, nevi şahsına münhasır, biraz hırçın, biraz da kendi krallığının tozuna toprağına fazla tutkun biriydi. Bazı rivayetler der ki; İdyia onun ilk ve tek göz ağrısıydı. Bazıları ise, “Yok canım, daha neler!” deyip Aietes’in başka gönül maceralarından da bahseder; ama biz hikayenin en renkli tarafına odaklanalım.
İdyia, bu yabancı diyara geldiğinde, o narin ama kararlı elleriyle saraya bambaşka bir hava kattı. Onun bilgeliği sayesinde, sarayın koridorlarında daha önce duyulmamış şarkılar yankılanmaya başladı. Ve sonra, bütün efsanelerin merkezine yerleşecek olan o kıvılcım dünyaya geldi: Medeia.
Medeia, annesinden aldığı o derin kavrayışı, babasının bitmek bilmeyen hırsıyla birleştirince ortaya çıkan sonuç, gökyüzü sakinlerinin bile bir an durup izlemek zorunda kaldığı cinsten oldu. İdyia, bir yandan Kolkhis’in tahtında kraliçe olarak vakarla dururken, diğer yandan kızının o gizemli ve fırtınalı kaderinin ilk düğümünü atan kişiydi.
Şimdi elindeki şu kadehi biraz kenara bırak da beni iyi dinle; hayatta her şey bir başlangıç ve bir son arasında salınır. İdyia’nın hikayesi de o derin sulardan çıkıp, tarihin tozlu sayfalarına kazınan büyük bir masalın başlangıcıdır. Kimileri onu sadece bir kral eşi sanır ama o, aslında kaderin iplerini elinde tutan bir dokumacı gibiydi. Eğer bir gün yolun Kolkhis’e düşerseki oralara gitmek yürek isterrüzgarda duyduğun o fısıltıların İdyia’nın bilgece tavsiyeleri olup olmadığını merak etmeden geçme. Hayat, küçük bir bilginin koca bir krallığı nasıl değiştirdiğini anlamaktan ibarettir, evlat.
Bak minik yolcu, dizlerime yaslan da anlatayım; masallarda anlatılmayan, o devasa kütüphanelerin tozlu raflarında bile saklanan kadim bir sır var. Sen daha dünyayı kralların ve kahramanların o parıltılı, yalanlarla örülü krallığı sanıyorsun değil mi? Oysa gölgeler, kralların altın tacından çok daha fazlasını bilir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Okenos’un kızlarından biri olan Idyia’yı duydun mu hiç? Okyanus’un uçsuz bucaksız sularından çıkıp, Kolkhis’in o katı ve hırslı kralı Aietes’in sarayına gelin gitmişti. Hikaye kitapları onu sadece Medeia’nın annesi, bir kralın gölgesi olarak geçer. Kimi yazar birinci eşidir der, kimi ikinci... Ama ey benim güzel evladım, burada asıl önemli olan hangi sırada geldiği değil, o sistemin içinde nasıl bir 'araç' olarak görüldüğüdür.
Aietes, kendi gücünü perçinlemek için Idyia'nın bilgeliğini bir mücevher gibi parmağına taktı, sonra da o mücevheri kendi ihtiraslarının karanlığında bir köşeye fırlattı. Idyia, sadece bir anne ya da bir eş miydi? Yoksa doğanın, suyun ve kadim bilgeliğin özgür bir parçasıyken, sarayın soğuk taş duvarları arasında hapsedilmiş bir rehine mi? Krallar, kendilerine güç katacak kadınları seçerken, onların ruhlarının uçsuz bucaksız denizlere ait olduğunu unuturlar. Idyia, o sarayda kendi sesini değil, Aietes’in yankısını taşımaya mahkum edilmişti.
Yetişkinlerin "güçlü bir aile" dedikleri şey, bazen sadece birinin diğerini yuttuğu bir sofradır. Kadehimdeki şu ince dokunuşlu şarabın neşesi, hayatın karmaşasında biraz olsun huzur bulmamı sağlıyor; ama bardağın dibinde saklı olan hakikat, Idyia gibi kadınların, kralların tarihine "eklenti" olarak yazılmalarının büyük bir haksızlık olduğudur. Medeia, o meşhur ve hüzünlü hikayesini yaşarken, annesi Idyia’nın sarayın koridorlarında yitip giden sessiz çığlığını kim duydu?
Şimdi anlıyor musun güzel ruh? Tarih, zafer kazananların yazdığı bir masal değil, kaybettiği parçaların bir ağıttır. Otorite dediğin şey, en çok da annelerin sessizliğini kendine temel yapar. Sen sen ol, gördüğün her parıltının arkasında, yitip giden bir Idyia olabileceğini hiç unutma.