Thesauros Mitoloji Hypnos

Hypnos

Hypnos

Nyks’in oğlu Hypnos, yorgun ruhlara tatlı huzuru getiren, kuş kılığına giren ve bazen aşk uğruna Zeus’u bile uyutan uykunun kadim tanrısıdır.

Hesiodos’un anlatısında Nyks’in müdahalesiz, kendinden zuhur eden iki varlığıdır Hypnos ve Thanatos; yeryüzü ve denizler üzerinde paylaştıkları bu hükümranlık, Tartaros’un ışık almayan derinliklerinde tesis edilmiştir. Bir yanda insana geçici bir sığınak sunan uysal bir telkin, diğer yanda demirden bir kalp ve tunçtan bir dirençle tesis edilen kaçınılmaz son; biri esnemeye müsait bir otorite, diğeri ise tanrıların dahi boyun eğdiği mutlak bir dizginleme mekanizmasıdır.

Homeros’un dizelerinde ise Hypnos, bu kadim kudretinden azade, iktidarın entrikalı ağlarına çekilen bir figüre dönüşür. Hera’nın, Zeus üzerindeki hakimiyetini mutlaklaştırmak adına bir araç olarak kullandığı Hypnos, geçmişteki cezalandırılmanın verdiği temkinle geri dursa da, Kharit’lerden biriyle vaat edilen ödülün cazibesine kapılır. İda dağının en yüksek çamına, insanların ve tanrıların farklı isimlendirdiği, kılık değiştirmiş bir gözetleyici olarak tünediğinde; artık ne denli özgür olduğu değil, hangi stratejik hiyerarşinin içinde işlevselleştiği sorgulanır. Aynı kuşun Latmos dağlarında bir çobana duyduğu arzuda ise; Endymion’un gözlerini açık bırakarak onu sonsuz bir seyre mahkum etmesi, sevginin dahi nesnesini kendi bakışına ve rızasına göre yeniden biçimlendiren, sınır tanımaz bir sahiplenme biçimi olarak varlığını sürdürür.
Silenos
Gelin bakalım küçük dostlarım, şöyle bir kenara ilişin. Şu yaşlı Silenos'un dizleri biraz ağrır ama hikayelerim hala taptazedir, bir kadehlik keyif verir insana. Bugün size, güneş battığında dünyanın üzerindeki tülü usulca çeken o gizemli gölgeyi, Hypnos’u anlatayım.

Bakın, öyle her tanrı gibi pırıltılı saraylarda oturmaz o. Anası, yani o uçsuz bucaksız karanlığın sahibi Nyks, onu ve kardeşi Thanatos’u dünyanın ta derinlerinde, Tartaros denilen o güneş ışığının asla uğramadığı kuytu bir yerde dünyaya getirmiştir. İki kardeş, birbirine hem çok benzer hem de hiç benzemezler. Biri, yani Ölüm, tunçtan bir yüreğe sahiptir; pençesine düşen bir daha kurtulamaz. Ama Hypnos... Ah, Hypnos başkadır! O, sırtında tatlı bir huzurla dolaşır. İnsanların yorgun omuzlarına bir kuş tüyü gibi konar ve kaşlarını çatmış o koca dünyayı bir anlığına susturur.

Tabii, bu işi yapmak her zaman kolay değildir. Bir keresinde Hera, şu gökyüzü saraylarının kraliçesi, Zeus’u biraz sakinleştirmekdaha doğrusu, biraz uzaklaştırmakistemiş de Hypnos’un kapısını çalmıştı. Hypnos bir zamanlar Herakles’i uyutmaya kalktığında Zeus’tan öyle bir zılgıt yemişti ki, yine de o devasa tanrının kaşlarını çattığını görünce ödü kopmuştu. Ama Hera bu, hem güzelliğiyle hem de vaatleriyle aklını çelmeyi bilir. Ona Kharit’lerden birini, yani güzellik ve zarafetin en tatlısını eş olarak söz verince, Hypnos "peki" dedi.

Nasıl mı gizlendi? İda Dağı’nın en yüksek çam ağacına tırmandı. Öyle bir saklandı ki, Zeus bile fark etmedi. Hatta insanlar ona "Kymindis" der, tanrılar ise "Khalkis". İnce sesli, küçük bir kuş kılığına girip dalların arasına sindi ve Zeus uykuya daldığında, o tatlı huzuru tüm dünyaya yaydı.

Bir de şu Latmos Dağı’ndaki çoban Endymion meselesi var... Kimileri Hypnos’un ona tutulduğunu söyler. Sevdiği çobanın gözlerini öyle bir mühürlemiştir ki, delikanlı hep uyur ama gözleri hep açıktır. Neden mi? Hypnos sevgilisinin o masum bakışlarını gece boyu doyasıya seyredebilmek için yapmış bunu.

İşte böyledir Hypnos. Kimine göre karanlık bir köşede pusuda bekleyen bir gölge, kimine göre yorgun bir zihnin en iyi dostu. Şuraya bakın, gün yavaş yavaş kararıyor, rüzgar dalların arasında fısıldamaya başladı bile. Belki de Hypnos, sizin göz kapaklarınıza dokunmak için sessizce aramızda dolaşıyordur, ne dersiniz?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi