Thesauros Mitoloji Hyperboreoi

Hyperboreoi

Hyperboreoi

Kuzey rüzgarının ötesinde, güneşin hiç batmadığı, hastalık ve ölümün uğramadığı, Apollon’un huzur bulduğu o efsanevi, mutlu ve kutsal ütopya.

Kuzey rüzgarı Boreas’ın ötesindeki coğrafyada, güneşin ufuk çizgisinden asla çekilmediği, otoritenin ve zamansal dayatmaların hükmünü yitirdiği Hyperboreoi halkı ikamet eder. Bu kadim yeryüzü parçasında ne bir hastalığın yıpratıcılığı ne de ölümün nihai çizgisi geçerlidir; yaşam, boyun eğmeyi gerektirmeyen bir döngüde, müziğin ve dansın ritmiyle akar. İktidarın soğuk ve katı sınırlarını aşan bu ebedi bahar iklimi, tanrı Apollon için dahi düzenin değil, mutlak huzurun sığınağıdır. Nitekim tanrı, kışın kuralları sertleştiğinde beyaz kuğuların çektiği arabasıyla, tahakkümün uğramadığı bu topraklara sığınarak varlığını orada tazeler. Herodotos’un anlatılarına kazınan, Perseus ve Herakles gibi zorlu serüvenlerin nihai duraklarından biri olan bu ülke, bazen altın elmaların korunduğu o gizemli bahçeyi de barındırır. Pythagoras’ın mistik dokunuşlarıyla zenginleşen ve yılda iki kez ürün veren cömert toprağıyla bu anlatı, safiyetin ve kısıtlamasız yaşamın, insanın zihnindeki en köklü ütopyası olarak varlığını sürdürür.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle kıvrıl yanıma. Sırtını şu meşe ağacına yasla da anlatayım sana. Hani bazen güneş batıp da hava kararınca huzursuz olursun ya, işte öyle bir yer düşün ki, orada güneşin hiç mi hiç işi yok batmakla!

Kuzey rüzgarı Boreas’ı bilirsin, hani şu estikçe saçlarımızı dağıtan, yanaklarımızı kızartan sert çocuk. İşte onun bile esip geçmeye çekindiği, dünyanın o en uzak, en uç köşesinde "Hyperboreoi" denilen bir halk yaşar. Bizim gibi telaşlı değillerdir; yaşlanmak nedir, hastalanmak ne demek, hiç bilmezler. Orada vakit, sanki bir nehir gibi ağır ağır, nazlı nazlı akar. İnsanlar gün boyu yemyeşil ovalarda şarkılar söyler, çimenlerin üzerinde dans ederler. Öyle bir huzur ki, adeta dünya kendi kendine şarkı söylüyor dersin.

Gökyüzü sakinlerinin en parlak yüzlüsü, ışıklar tanrısı Apollon’u bilirsin. O bile bizim bu fani dünyanın karmaşasından sıkıldığında, hemen o huzurlu diyara kanatlanır. Ne zaman ki sonbaharın o serinliği kapımıza dayanır, Apollon hemen beyaz kuğuların çektiği o görkemli arabasına atlar, doğruca o bitmek bilmeyen güneşli günlere, Hyperboreoi ülkesine uçar. Kışı orada, baharın tadını çıkararak geçirir.

Sadece o mu? Koca yürekli Herakles ile o çevik Perseus da yollara düşüp o diyara uğramışlardır vaktiyle. Kimileri der ki, o meşhur altın elmaların saklandığı Batı Kızları’nın gizli bahçesi de tam oradadır. Hani şu bilge Pythagoras’ın bahsettiği, toprağın bir yılda iki kez bereketini sunduğu o masalsı yer... İşte orası, insanın zihnindeki en güzel hayalin ta kendisidir.

Şimdi söyle bakalım küçük dostum, böyle bir yer gerçekten var mıdır, yoksa sadece kalbimizin en kuytu köşesinde sakladığımız bir düş müdür? Belki de gerçek, arayanın gözündedir. Hadi, gözlerini kapat da biraz o bitmek bilmeyen güneşin sıcaklığını hayal et; belki rüyanda o kuğuların kanat çırpışlarını duyarsın.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi