Thesauros Mitoloji Hymenaios

Hymenaios

Hymenaios

Düğünlerin neşeli tanrısı Hymenaios; elinde meşalesi, başında gül çelenkleriyle aşkı ve evliliği kutsayan, düğün türkülerinde ismi yankılanan güzeldir.

Hymenaios, soy kütüğü Apollon ile bir nympha’ya ya da Dionysos ile Aphrodite’nin birleşmesine dayandırılan düğün tanrısıdır. Lirik şiirin kendi alanını tayin eden düğün türkülerinde ismi, ritüelin parçası olarak yankılanır; “O, Hymen, Hymenaios” nidası, bir törenin başladığını müjdeleyen mühür gibi dizelerin sonuna yerleşir.

Kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılar, onun fiziksel cazibesini kutsarken, aslında bir kimlik gizleme ve iktidar kurma oyununu da perde arkasına yerleştirir. Efsaneye göre, kızların arasına karışıp erkekliğini gizleyebilecek denli kusursuz bir güzelliğe sahip olan Hymenaios, korsanların kaçırdığı kadınları kurtardığı o zor anı, kendi çıkarlarını dayatmak için bir kaldıraç olarak kullanmıştır; hayatını kurtardığı kadının, ilgisizliğine rağmen kendisiyle evlenmesini bir şart olarak masaya koyar. Kurtarıcılık rolü, burada yerini mülkiyetçi bir tahakküm arzusuna bırakır. Başka bir anlatı ise Dionysos ve Ariadne’nin birleştiği o büyük törende sesini yitirdiğinden bahseder; bu sessizlik, düğün türkülerinde isminin artık sadece bir çağrıya dönüşerek mecburi bir töre haline gelmesini sağlar. Güzelliğine vurulan Akşam Yıldızı Hesperos’un onun gölgesi gibi takip etmesi, düğün ile gecenin kavuşumunu simgelerken, Hesperos’un adı da bu türkülere bir sadakat nişanesi olarak eklemlenir.

İkonografisinde elinde tuttuğu düğün meşalesi, kaval ve gül çelenkleri, törensel düzenin ve kurallı birleşmenin simgeleri olarak betimlenir.
Silenos
Şöyle yaklaşın bakalım, ateşin etrafına dizilin. Biraz daha yakın, evet... Bugün size gökyüzü sakinlerinin en şenlikli olanından, düğünlerin o nazlı delikanlısı Hymenaios’tan bahsedeceğim.

Kimi der ki Apollon’un oğludur, kimisi ise Dionysos ile Aphrodite’nin o eşsiz aşkından dünyaya geldiğini söyler. Soyu sopu bir yana, bu genç adamın güzelliği öylesine baş döndürücüymüş ki, bir bakışta yürekleri hoplatırmış. Öyle bir zarafeti varmış ki, bir keresinde kız kılığına girip kızlar arasına karışmış da, kimseler onun bir delikanlı olduğunu anlamamış bile!

Fakat bu güzelliğin ardında çelik gibi bir yürek taşırdı. Bir gün korsanlar o güzel kızları kaçırmaya kalkınca, Hymenaios tek başına hepsinin hakkından gelmiş. Kızları kurtarmış kurtarmasına ama, gönlünü kaptırdığı o mağrur güzele de bir şart koşmuş: “Seni kurtardım, artık benimle evlenmeye razı olmalısın.” İşte o gün bugündür, düğünler onun izni ve bereketi olmadan eksik sayılır.

Onu elinde meşalesiyle, başında gül çelenkleriyle görürsünüz. Ama bir de kaval sesi vardır ki, duyanın ayağı dansa kalkar. Rivayet o ki, Dionysos ile Ariadne evlenirken Hymenaios öylesine içten, öylesine tutkuyla şarkı söylemiş ki, sonunda sesi kısıılıp gitmiş. O günden sonra insanlar, düğün türkülerinde onun adını bağıra çağıra haykırarak, "Hymen, Hymenaios!" diyerek onu onurlandırmayı bir görev bilmişler. Hani düğünlerde hep bir ağızdan söylenir ya, işte o sesin kaynağı bu güzel delikanlıdır.

Bir de şu Akşam Yıldızı Hesperos meselesi var... Hesperos, Hymenaios'un güzelliğine tutulmuş bir kere, ondan bir an olsun ayrılmaz olmuş. Gökyüzünde o parlak yıldızı gördüğünüzde bilin ki, Hesperos yine düğünleri izliyor, Hymenaios’un peşi sıra dolanıyordur. Gece ile düğünün, kavuşma ile sevginin temsilcisi işte bu dostumuzdur.

Şimdi söyleyin bana, içinizde düğün dernek kurmayı hayal eden yok mu? Eğer olursa, meşalenizi yakarken bir kez de Hymenaios’u anın. Belki o zaman kavalın sesi biraz daha tatlı gelir, güneş biraz daha geç batar, gece biraz daha keyifli biter...

Hadi bakalım, şarabınızdan bir yudum alın ve düşünün; aşk dediğiniz, belki de tam olarak böyle bir şölen değil midir?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi