Thesauros Mitoloji Hyas

Hyas

Hyas

Atlas’ın oğlu Hyas, avlanırken vahşi bir hayvan tarafından öldürüldü. Yas tutan kız kardeşleri, Zeus tarafından gökyüzünde Hyades yıldız kümesine dönüştü.

Atlas ve Pleione’nin soyundan gelen Hyas, gökyüzünün ağır yükünü sırtlanan bir hiyerarşinin gölgesinde dünyaya gelmiş, Hyad’lar ve Pleiad’ların kan kardeşi olarak konumlanmıştır. Kaderin bir tezahürü olarak Libya topraklarında; bir yılanın zehrinde, bir aslanın pençesinde ya da bir kaplanın hışmında son bulan yaşamı, doğanın vahşi otoritesine boyun eğişin kaçınılmaz bir tablosudur. Ancak bu trajik sonun ardından, yas tutan kız kardeşlerinin kederi, gökyüzünü bir mülkiyet sahası gibi yöneten Zeus’un müdahalesiyle dondurulmuş; Hyades takımyıldızı formunda, sonsuza dek yukarıdan izleyen, statik ve yönetilen bir düzenin parçası haline getirilerek gökyüzü haritasına prangalanmışlardır.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma. Bak, yıldızlar nasıl da kırpışıyor bu gece, değil mi? Gökyüzünün o uçsuz bucaksız atlasında, her bir ışık aslında yaşanmış bir hikayenin mühürlü halidir. Şimdi sana, Atlas’ın oğlu, o genç ve aceleci Hyas’ın masalını anlatacağım.

Hyas, göklerin yükünü omuzlarında taşıyan o koca dev Atlas ile denizlerin kızı Pleione’nin gözbebeğiydi. Evde bir sürü kız kardeşi vardı; hani şu Pleiad’lar ve Hyad’lar dediğimiz, saçları yıldız tozundan örülmüş kızlar. Hyas, bir evin tek erkek çocuğu olmanın verdiği o bitmek bilmeyen merakla büyüdü. Yerinde duramazdı, elinde yayı, zihninde hep uzak diyarların rüzgarı eserdi.

Bir gün, güneşin toprağı kavurduğu Libya topraklarına düştü yolu. Gençtir işte, kanı deli akar; avlanmak istedi. Ama unutma evlat, doğa sadece bizim oyun bahçemiz değildir; o hem bir ana hem de sert bir öğretmendir. Ormanın derinliklerinde, yaprakların arasında sinsi bir kıpırtı oldu. Kimi der ki dişli bir aslandı, kimi kaplan; bazıları ise o toprakların sessiz bekçisi, zehirli bir yılanın Hyas’ın sonunu hazırladığını söyler. Kesin olan şu ki; genç Hyas, o gün o topraklara, geri dönemeyeceği bir uykuya daldı.

Haberi aldıklarında kız kardeşlerinin feryadı yerle göğü inletti. Öyle bir yas tuttular ki, yanaklarından süzülen gözyaşları sanki kurumadı, gökyüzüne birer inci gibi asıldı. Gökyüzü sakinleri, özellikle de bulutların tepesindeki o büyük ihtiyar Zeus, bu kardeş sevgisine kayıtsız kalamadı. İnsan ömrü bir kadeh şarap kadar kısa ve çarçabuk biter, ama gökyüzü ebedidir. Zeus, kardeşlerin acısını dindirmek ve onları birbirlerine sonsuza dek bağlamak için, Hyas’ı ve kederli kız kardeşlerini göğe, yıldızların arasına yerleştirdi.

İşte bugün biz "Hyades" dediğimiz o yıldız kümesine baktığımızda, aslında bir gencin hatırasını ve kardeşlerinin bitmeyen sevgisini görürüz. Gökyüzündeki her yağmur, sanki o gün dökülen o kederli gözyaşlarının yeryüzünü tazelemesidir.

Şimdi, gözlerini kapat da hayal et; Hyas hala oralarda, kız kardeşlerinin arasında, yıldızların o huzurlu sessizliğinde avlanıyor. Dünya dedikleri yer, bir geçiş durağıdır evlat; asıl kalıcı olan, böyle hikayelerle hatırlananlardır. Haydi, başka bir yıldıza doğru bakalım şimdi, ne dersin?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi