Thesauros Mitoloji Hiera

Hiera

Hiera

Mysia kraliçesi Hiera, güzelliğiyle Helene'yi aratmazdı. Ülkesini korumak için Akhalara karşı savaştı ve Nireus'un elinde şehit düştü. Yiğit bir Amazondu.

Mysia kralı Telephos’un eşi Hiera, Akha ordularının kıyıya dayandığı o ilk istila dalgasında, ülkesinin sınırlarını korumak için eline silah alan kadınların öncü figürüydü. Ataerkil hiyerarşinin sınırlarını kendi eylemiyle aşarak, işgalci güce karşı duran iradeyi kolektif bir savunmaya dönüştürdü; ancak bu başkaldırı, iktidarın mülkiyetçi düzenine karşı çıkan her figür gibi, tarihin merkezi figürü Nireus’un eliyle son buldu. Güzelliği, Helene’nin estetik üzerinden kurulan iktidarını gölgede bırakacak kadar çarpıcı olsa da, Hiera’nın varlığı, merkezi otoritenin yarattığı hiyerarşiye boyun eğmeyenlerin unutulmaya mahkum edilişine ya da ancak bir "savaş ganimeti" estetiğiyle hatırlanışına dair sessiz bir tanıklıktır.
Silenos
Şimdi şöyle kurulun bakalım, ateşin çıtırtısı bacaklarınızı ısıtsın. Size bugün, adını tarih kitaplarının tozlu sayfalarında zor bulacağınız ama güzelliğiyle o meşhur Helene’i bile gölgede bırakan bir kadından, Mysia’nın kraliçesi Hiera’dan bahsedeceğim.

Eskiden, dünya henüz şimdiki gibi yorgun değilken, Akha orduları gemileriyle rüzgarı arkalarına alıp Troya’ya doğru yola çıkmışlardı. Fakat o koca kalabalık, yollarını karıştırıp kendilerini bir anda Mysia kıyılarında buldular. Akhalar, hani şu Akhilleus’un peşinden giden, kendine güveni biraz fazla yüksek kahramanlar topluluğu, Mysia’ya ayak basar basmaz ortalığı talan etmeye başladılar.

İşte tam o sırada Hiera sahneye çıktı. Telephos’un karısıydı, ama sadece bir kral eşi değil, aynı zamanda yüreği kendi toprağı gibi sarp ve mağrur bir kadındı. Mysia’nın kadınlarını etrafına topladı. "Gökyüzü sakinleri bizi korusun ama kılıcını kuşanmayan kendi kaderini yazamaz," dercesine bir duruşu vardı. Bir kadın ordusunun başında, Akhalı istilacıların karşısına dikildi.

Anlatırlar ki, Hiera o kadar güzelmiş ki; kalkanını tutan eline baktığınızda savaşı, gözlerine baktığınızda ise bir bahar gününün huzurunu görürdünüz. Helene’den bile daha parlak, daha asil bir ışığı varmış. Akhalılar şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemediler, karşılarında bir kraliçe değil, adeta toprağın kendisinden doğmuş bir savaş tanrıçası duruyordu.

Ne yazık ki, savaşın soğuk yüzü güzellik dinlemiyor evlatlar. Hiera, topraklarını korumak için en önde dövüşürken, o kibirli Nireus’un hileli bir hamlesiyle yere serildi. Koca Akha ordusu, bir kadının cesareti karşısında ne kadar şaşırdıysa, onun düşüşüyle de o kadar sessizleşti.

Bugün geriye ne o krallıktan ne de Hiera’nın o çok meşhur güzelliğinden bir iz kaldı. Sadece biz ihtiyarların dimağında, bir zamanlar Mysia topraklarında güneşten daha parlak parlayan, ülkesi için kalkan kuşanan bir kraliçenin hatırası var. Şimdi o, yıldızların arasında, belki de sevdiğiyle beraber gökyüzü sakinlerinin şölenlerini izliyordur.

Hadi bakalım, şarabınızdan bir yudum alın ve derin düşüncelere dalın. Güzellik dediğin bir anlıktır, ama cesaret... Cesaret, tıpkı bu ateşin külü gibi, rüzgar ne kadar sert eserse essin asla tamamen kaybolmaz.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi