Thesauros Mitoloji Hesperid'ler

Hesperid'ler

Hesperid'ler

Dünyanın batı ucunda yaşayan, Hera’nın ölümsüzlük veren altın elmalarını bir ejderle birlikte koruyan, sesleri baldan tatlı ve neşeli perilerdir.

Batı’nın en uç sınırında, günün geceye devrolduğu belirsiz yitim noktasında yaşayan ince sesli Hesperid’ler, Nyks’in kendi öz varlığından doğurduğu birer tekinsiz gölgedir. Soy kütükleri üzerine anlatılan hikayelerdeki tutarsızlıklar Zeus ve Themis’in erki ya da Atlas’ın ağır yükü arasında gidip gelmeleri bu perilerin kimliğini, iktidar odaklarının kendi meşruiyetlerini inşa etmek için ihtiyaç duyduğu birer enstrümana dönüştürür. Çoğunlukla Aigle, Erythie ve Hesperarethusa olarak anılan bu varlıklar, kimi zaman genişleyen dünyevi hırsların coğrafi sınırlarına sığmayarak sayılarındaki artışla (Hesperia ve Arethusa) iktidarın tasnif edici doğasına boyun eğerler; böylece Atlas Dağları’nın eteklerine sabitlenerek sistemin işleyişine dahil edilirler.

Bu perilerin varlığı, aslında bir mülkiyetin, yani Gaia’nın Hera’ya sunduğu düğün hediyesi olan o altın elmaların mutlak korunmasına endekslidir. İktidar, doğanın bereketini sınırlandırıp onu bir imtiyaz bahçesine hapsettiğinde, Hesperid’ler bu kapalı bahçenin estetikleştirilmiş bekçileri haline gelirler. Bahçeye yerleştirilen ejderin gölgesinde, tanrısal pınarların başında söylenen ezgiler ve çekilen horalar, aslında mülkiyeti kutsayan birer sessizlik antlaşmasıdır. Ölümsüzlüğün anahtarı olan o meyveler, Herakles gibi muktedir figürlerin zorla elde edişiyle el değiştirse de, sistemin bekçileri her daim yerlerinde kalır. Nihayetinde Hesperid’ler, elmanın Paris’in elinde bir ihtilaf nesnesine dönüştüğü ana dek, iktidarın kendi ölümsüzlük mitini beslemek için yarattığı, ancak yine o mitin ağırlığı altında pasifleşen birer dekor görevini görürler.
Silenos
Şöyle yaklaşın evlatlar, ateşi biraz daha körükleyin. Kadehinizdeki son damlaları da ziyan etmeyin, dibinde biraz tortu kalsın ki hikayenin tadı damağınızda uyansın. Bugün size, güneşin her akşam yorgun argın eve döndüğü, dünyanın bittiği o uzak uçlarda yaşayan hanımefendilerden bahsedeceğim.

Okyanus’un ötesinde, günün geceye el salladığı o puslu sınırda yaşarlar bu hanımefendiler. İsimleri Hesperidler. Kimi der ki, onları bizzat Gece tanrıça Nyks kendi başına var etmiş; kimi de "Hayır, onlar Atlas’ın kızlarıdır" diye ısrar eder. İsimleri Aigle, Erythie ve Hesperarethusa... Sayıları bazen üçe düşer, bazen dörde çıkar; gökyüzü sakinlerinin işi belli olmaz, sayılarla oynamayı pek severler.

Bu zarif kızların evleri öyle sıradan bir yer değil, bildiğiniz cennet bahçesi! Hani şu toprak ana Gaia’nın, Hera ve Zeus düğün hediyesi olarak bahşettiği o meşhur bahçe var ya, işte orası. İçinde ne mi var? Görenlerin aklını başından alan, ısırınca ölümsüzlük vaat eden o meşhur altın elmalar!

Siz onları sadece bir meyve mi sanıyorsunuz? Ah, yanılıyorsunuz. Onlar, gökyüzü sakinlerinin sofrasından düşen damlalarla beslenen, nadide hazinelerdir. Kızlar bu bahçede öyle boş durmazlar elbet. Bir yanlarında Ladon isimli, yüz başlı, devasa bir ejderha; diğer yanlarında kendileri. Biri diğerine türkü söyler, biri pınarlardan akan bal kıvamındaki sulardan içer, diğerleri de o altın ağaçların gölgesinde hora teper. Mutluluk nedir diye sorarsanız, işte o bahçedeki cıvıltılı hayat derim size.

Ama huzur her daim dikenli bir yoldur, bilirsiniz. O altın elmaları ele geçirmek isteyen nice yiğit, nice gözü pek kahraman o uzak kıyılara yol almıştır. Hani şu meşhur Herakles var ya? İşte o, ölümsüzlüğün kapısını aralamak için o bahçeye kadar gitmiş, ejderle epey bir boğuşmuştu.

Yani demem odur ki çocuklar, dünya sadece sizin bastığınız topraktan ibaret değil. Batı’da, Atlas Dağları’nın eteklerinde, bugün bile rüzgarın sesinde o perilerin şarkısını duyanlar olduğu söylenir. Ama sakın unutmayın, bazen en güzel meyveler, en korkunç bekçilerin gölgesinde büyür. Şimdi, madem gece çöktü, haydi artık rüyalarınıza... Belki oralarda bir altın elma ağacı görürsünüz, kim bilir?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi