Thesauros Mitoloji Herophile

Herophile

Herophile

Troya'nın düşüşünü öngören, Apollon’un hem kızı hem eşi olan gezgin bilici Herophile, taşıyla diyarları dolaşarak geleceği fısıldayan kutsal bir sesti.

Sibylla olarak anılan bilici kadınlar silsilesinin ikinci halkası kabul edilen Herophile, İda Dağı’nın bir nympha’sı ile bir çobanın birleşmesinden, Troya topraklarında dünyaya gelmiştir. Henüz kadim çatışmaların tohumları atılmadan, Sparta’dan gelen bir yabancının şehrin sonunu getireceğine dair kehanetiyle, otoritenin inşa ettiği güvenli alanlarda yarattığı huzursuzluğu daha o günlerden fısıldamıştır. Pausanias’ın kayıtlarına göre, Apollon’a sunduğu ilahilerde kendisini hem tanrının eşi hem de kızı olarak tanımlaması, kutsal hiyerarşinin belirlenmiş sınırlarını içeriden sarsan bir meydan okuma taşır; zira tanrısal gücün tekil ve mutlak otoritesine, kendi mevcudiyetini eklemleyerek bir sapma yaratır. Gezgin bir bilici olarak, yanında taşıdığı basit bir taşı, hükümranlığın temsil edildiği tapınakların üzerinde değil, kendi seçtiği bir yükselti olarak kullanması, hiyerarşik merkezlere duyduğu mesafeli bir başkaldırıdır. Samos’tan Klaros’a, Delos’tan Delphoi’ye kadar Apollon’un denetimindeki tapınaklarda bulunmuş olsa da, varlığı hiçbir otoritenin tam mülkiyetine girmemiştir. Nihayetinde Troya’da can verse de, onun kehanet kürsüsü yaptığı o kadim taş, merkezi iktidarın kalbi sayılan Delphoi’deki Apollon tapınağında tutulmaya devam edilir; bu durum, muktedirlerin, boyun eğdiremedikleri bir özgürlüğü ancak kendi sistemlerinin bir parçası kılarak zapt etme çabasını simgeler.
Silenos
Bak evlat, şöyle iyice yerleş bakalım minderine. Kulaklarını dört aç, çünkü sana anlatacağım bu kadın ne senin bildiğin o masal perilerine benzer, ne de sadece altın tahtında oturan tanrıçalara. Adı Herophile; bir çobanın kızı ama İda Dağı’nın serin sularında yıkanan bir nympha’nın gözbebeği. Yani anlayacağın, hem toprağın tozunu bilir hem de gökyüzü sakinlerinin gizemli fısıltılarını.

Herophile, daha Troya’nın o meşhur surları yerli yerindeyken, şehir henüz gün yüzü görmemiş bir felakete gebeyken çıkıp gelmişti. "Bakın," demişti o berrak sesiyle, "uzaklardan bir kadın gelecek, saçları rüzgarda savrulan bir kraliçe. Ve onun yüzünden koca şehir kül olacak." Kimse inanmamış tabii, insanlar böyledir; gerçek, bir yalan kadar tatlı gelmez onlara. Ama Herophile, geleceğin kıvrımlarını okumayı bilenlerdendi.

Onu diğerlerinden ayıran bir şey vardı; yanında asla ayırmadığı, sıradan bir taş gibi görünen ama aslında bir kehanet kürsüsü olan o meşhur kayası. Ne zaman bir tanrı, Apollon mesela, ruhuna bir nefes üflese; Herophile hemen o taşın üzerine çıkar, gözlerini ufka diker ve gelecekten haberler uçururdu. Hatta Apollon için yazdığı o övgü dolu şiirlerde kendini hem tanrının eşi, hem de kızı ilan ederdi. Biraz tuhaf değil mi? Ama tanrıların dünyasında kurallar bizimkiler kadar keskin çizgilerle ayrılmaz, bilirsin.

Samos’un güneşli kıyılarından Klaros’un serin gölgelerine, Delos’un kutsal taşlarından Delphi’nin dumanlı tapınaklarına kadar gezdi durdu. Ayağına çarık, sırtına heybe, eline de o tılsımlı taşını alıp dünyayı arşınladı. İnsanlar ona "Sibylla" dediler; yani göğün bilgisini taşıyan kadın.

Şimdi söyle bana, koskoca bir hayat bir kadının heybesindeki o tek taşta mı saklıydı? Troya topraklarında gözlerini yumduğunda, o sihirli taşı Delphi’ye, Apollon’un tapınağına emanet bıraktılar. Bugün bile Delphi’de bir taşın üzerine oturup gözlerini kapatsan, rüzgarın sana Herophile’nin yarım kalmış bir cümlesini fısıldadığını duyabilirsin.

Hadi bakalım, şarabın son damlasını da bitirdiğime göre, git biraz oyalan. Ama unutma; bazen en büyük sırlar, kimsenin dönüp bakmadığı bir taş parçasının altında gizlidir.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi