Thesauros Mitoloji Hermaphroditos

Hermaphroditos

Hermaphroditos

Hermes ve Aphrodite'nin oğlu olan Hermaphroditos, eril ve dişil doğayı tek bedende birleştirerek insanlığın kadim bütünlüğünü temsil eden efsanedir.

Hermes ile Aphrodite’nin müşterek meyvesi Hermaphroditos, adını Salmakis mitindeki o sınır ihlaliyle tarihe kazımıştır. İnsanlık tasavvurunun kökenine dair anlatılarda, bu çift cinsiyetli formun, bizzat Platon’un *Şölen* diyalogundaki iz düşümüyle belirdiğini görürüz. Aristophanes, insanın kadim geçmişinde erkek ve dişiyi kendi bünyesinde eriten tek bir bütün olduğunu savunur. Ancak bu bütünlük, tanrısal hiyerarşinin sınırlarını zorlayan bir güç kaynağı olarak görüldüğünden, iktidarın bölünme ve parçalama refleksiyle kadük bırakılmıştır. Bugün cinsiyetler arası çekim ve kavuşma arzusu olarak tecelli eden her temas, aslında tanrıların tesis ettiği bu ayrıştırıcı tahakkümün öncesindeki, o yasaklı ve bölünmez bütünlüğe duyulan örtük bir başkaldırıdır.
Silenos
Gel bakalım şöyle, otur yanıma evlat. Şöyle dizlerinin üzerine bir minder çek de anlatacaklarımı iyi dinle; zira her şeyin iki yüzü vardır, bazen de bu iki yüz tek bir tende buluşur.

Hani derler ya, Hermes ve Aphrodite, yani o hem hızlı koşan haberciyle, aşkın ve güzelliğin ta kendisi olan tanrıçanın bir oğlu vardı: Hermaphroditos. Adı biraz dolambaçlı gelebilir kulağına, ama hikayesi daha da şaşırtıcıdır. Bu delikanlı, öyle sıradan bir genç değildi; içinde hem güneşin kavurucu sıcaklığını hem de ayın o yumuşak, anaç ışığını taşırdı. Hem erkekti, hem de dişi.

Şimdi belki sorarsın, "Nasıl olur da iki dünya bir bedene sığar?" diye. İşte o zamanlar, biz gökyüzü sakinlerinin bile henüz tam çözemediği zamanlarda, dünya şimdikinden çok daha farklıydı. Platon’un o meşhur Şölen’inde Aristophanes diye bir adam vardı, hani şu komedya yazan neşeli dostumuz... O, ta derinlerden gelen bir efsaneyi fısıldardı kulaklara: İnsanlar ilk yaratıldığında, tek bir vücutta hem erkek hem dişi bir bütündüler. Tamamlanmış, güçlü ve mağrur... Öyle bir güçleri vardı ki, hani bazen kendilerini gökyüzü sakinleriyle bir tutar, yıldızlara el uzatmaya kalkarlardı.

Tanrılar da bu kadarına ne yapsın? Hem endişelendiler hem de biraz diş bilediler. Bir gece yarısı, keskin bir kararla onları ikiye böldüler. Tıpkı taze bir elmayı ortadan ikiye ayırır gibi... İşte o gün bugündür, o eski, kayıp "bütünlüğünü" arayan insanoğlu, bir başkasına tutulur, onunla birleşip tekrar tek bir nefes olmaya çalışır.

Hermaphroditos’un Salmakis pınarıyla olan o meşhur hikayesi de işte bu kadim özlemin bir hatırasıdır. Suyun serinliği ile tutkunun ateşi birleşince, bedenler de o eski zamanlardaki gibi birbirine karışmak ister. Yani anlayacağın, bugün kime "sen benim diğer yarımsın" diyorsan, aslında o çok eski bir masalın cümlesini kuruyorsun demektir.

Dünya dediğin yer, bölünmüş parçaların birbirine kavuşma telaşıyla dönüp duruyor işte. Biz yaşlılar için bu sadece bir döngü, ama sizin gibi genç ruhlar için bu, kadehteki son yudum kadar lezzetli bir gizem. Hadi, şimdi git de bu hikayenin kalanını kendi içindeki o kadim parçayı arayarak tamamla. Kulağını rüzgara ver, belki o sana, parçalanmadan önceki o ilk sabahın şarkısını fısıldar.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi