Thesauros Mitoloji Helenos

Helenos

Helenos

Apollon'un yetenekli kahini Helenos, Troya düşerken Akhalara rehberlik etti. Savaşın ardından Epir'e yerleşip yaşamını huzur içinde bilge bir kral olarak sürdürdü.

Priamos ile Hekabe’nin oğlu ve Kassandra’nın ikizi Helenos, tanrısal bir lütufla Apollon’un kahinlik yetisini taşıyan, İlyada’nın "bilicilerin en iyisi" olarak tanımladığı bir figürdür. Hektor’un sağlığında hem cephede hem de meşruiyetin ritüellerinde sadık bir danışman olarak varlık gösterse de, hiyerarşinin tepesindeki babasının, iktidarın mutlak buyruğuyla diğer kardeşleri gibi onu da ötekileştirmesi, otoritenin sadakate biçtiği değişken değeri sergiler.

Savaşın seyrinde Paris’in ölümüyle alevlenen güç çatışması ve Helena’nın sahipliği üzerinden yürütülen tahakküm kavgası, Helenos’u kraliyet sarayının merkezinden İda Dağı’nın özgürleştirici boşluğuna savurur. Ancak, bilginin bir araç olarak kullanıldığı yerde kahinlik, düşmanın elinde bir teslimiyet anahtarına dönüşür. Odyssesus'un zorla ve vaatle kuşattığı Helenos, Troya’nın düşüşünü hazırlayan stratejik bilgiyi dışarıya sunarak, sistemin kendi bekasını nasıl içten dışa parçaladığını gösterir; ister tahta atın stratejisi isterse Neoptolemos’un savaşa daveti olsun, bilgelik artık iktidarın çöküşünü meşrulaştıran bir mekanizmadır.

Şehrin yıkımından sonra, otoritenin ve sadakatin bir enkaz haline geldiği o süreçte; Hekabe’nin acısıyla biçim değiştirdiği Trakya topraklarında, Helenos artık efendisi olmayan bir hayattadır. Neoptolemos’un korumasına girmesi ve ardından Andromakhe ile kurduğu yaşam, bir imparatorluk artığının yeni efendilerin gölgesinde nasıl hayatta kalabildiğinin resmidir. Geleneğin, kral soyuna leke sürmek adına Yunan anlatılarına gömdüğü bu figür, Vergilius’un Aeneis’inde Epir bölgesinde kurduğu küçük krallıkla, belki de tahakkümün yer değiştirdiği ama asla yok olmadığı bir düzenin temsilcisi olarak anılır.
Silenos
Gelin bakalım, şuraya minderlere yerleşin. Ateşin çıtırtısı size de huzur veriyor mu? Bugün size Troya’nın o kederli ama bir o kadar da keskin zekalı prensi Helenos’tan bahsedeceğim. Hani şu meşhur Kassandra ile ikiz olan...

Bilirsiniz, Apollon o çocuklara bir armağan vermişti; geleceğin sisli perdelerini aralayıp yarını bugünden görme yetisi. Ama tanrılar, bazen bir eliyle verdiğini öbür eliyle biraz karmaşıklaştırır; Helenos, kardeşinin aksine gördüğü her şeyi söyleyip kimseyi kendine inandıramamak gibi bir dertle uğraşmak zorunda kalmamıştı. O, "bilicilerin en iyisi" olarak nam salmıştı.

Hektor, o koca yürekli ağabeyi hayattayken, Helenos hep yanındaydı. Bir yanda kılıcını savurur, öbür yanda gökyüzü sakinlerinin fısıltılarını dinleyip Hektor’a akıl verirdi. Lakin kader, ipliklerini düğümlemeye başladığında işler değişti. Hektor toprağa düştüğünde, yaşlı babası Priamos’un acısı o kadar büyüktü ki, geriye kalan oğullarına bile sitemkar, hatta hırçın davranır olmuştu. Helenos bu hırçınlıktan nasibini alınca, küsüp İda Dağı’nın ormanlarına çekildi. Kim bilir, belki de o ağaçların arasında, insan gürültüsünden uzak, kuşların dilinden geleceği okumak daha kolay geliyordu ona.

Ama dünya, köşesine çekilenleri pek rahat bırakmaz, değil mi? Akhaların kurnazı Odysseus, o zeki tilki, Helenos’un İda’da olduğunu duyunca peşine düştü. Troya’nın düşüşü, ancak Helenos’un ağzından çıkacak bir iki söze bağlıydı. Helenos hem zorlu bir hayatın yorgunu hem de biraz bıkkındı; sonunda teslim oldu. Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’un savaşa gelmesi, Pelops’un kemiklerinin bulunması ve o kutsal Palladion heykelinin alınması gerektiğini bir bir sıraladı. Bazıları der ki, o meşhur tahta at fikrini de aslında Helenos’un kendisi fısıldamıştır. Belki de Troya’nın artık kurtulamayacağını, boşuna kan döküldüğünü görmüştü; kim bilir?

Şehrin külleri arasına gömülmesinden sonra Helenos’un yolu biraz uzun, biraz hüzünlü oldu. Anası Hekabe’nin acıdan yorgun düşüp köpek kılığına büründüğü o son günlerde, yanında yine Helenos vardı. Onu Gelibolu’nun serin topraklarına, "Köpeğin Mezarı" denilen yere uğurlayan da oydu. Sonrası mı? Bazı ozanlar, Helenos’un bir düşmanla saf tuttuğunu anlatıp onu lekelemeye çalışır, bazıları ise Epir’de krallığını kurup, yorgun Troya yolcularına kucak açan bilge bir hükümdar olduğunu söyler.

İnanın bana evlatlar; insan, geleceği görse bile bazen kendi kaderinin labirentinde yolunu kaybediyor. Helenos da o labirentin içinde, elinde bir kadeh dolusu buruk hatırayla sessizce yürüyen bir yolcuydu sadece. Hadi, şimdi uzatın şu kadehi, şarabın son damlası da hikayemiz gibi çabuk tükenmeden biraz daha keyif yapalım.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi