Thesauros Mitoloji Heilebie

Heilebie

Heilebie

Karia kralının kızı Heilebie; kocası Lyrkos'u sadakatiyle koruyan, babasının otoritesine karşı eşini seçip iktidarı kazanan cesur ve vefalı bir kadın.

Karia topraklarının hükümdar kızı Heilebie, İo efsanesinin gölgesinde biçimlenen bir yazgının merkezindedir. Zeus’un arzusuna kurban edilen İo’yu aramak üzere görevlendirilen Lyrkos, görevinde başarısız olup Argos’a eli boş dönme korkusuna kapılınca, kaçışını Karia’ya yerleşmekle noktalar. Heilebie ile kurduğu evlilik, egemenin kurduğu düzende bir yer edinme arayışıdır; ancak bu birliktelik kısırlıkla sınanır.

Lyrkos’un kendi iktidarını sorgulatan bu eksikliği gidermek adına tanrı sözcüsüne başvurma bahanesiyle çıktığı yolculuk, aslında ataerkil otoritenin sadakatsizlikle örülü özgürlük alanıdır. Lyrkos'un ihanetini öğrendiğinde, kral olan babasının otoritesi ailevi bir yaptırıma dönüşerek yabancıyı sınırdışı etme hamlesiyle devreye girer. Heilebie ise burada beklenmedik bir tavır sergiler; babasının dayattığı disiplin mekanizmasını kendi iradesiyle boşa düşürerek, sadakatsiz eşini koruma altına alır. Kendi kanından gelen otoriteyi, kurduğu ortaklık adına alt etmeyi seçerken, aslında hükmetme mekanizmasının en temel hücresinde, aile içinde bile iradenin nasıl el değiştirebileceğine dair sessiz bir anarşi sergiler.
Silenos
Bakın bakalım evlatlarım, çember olun şöyle... İhtiyar Silenos’un dizleri biraz titrer ama hafızası, zeytin ağaçlarının kökleri kadar derindir. Bugün size, tozlu parşömenlerin arasında unutulmaya yüz tutmuş, ama içine biraz hüzün biraz da dikbaşlılık serpiştirilmiş bir prensesten, Heilebie’den bahsedeceğim.

Karia’nın o güneşten kavrulan, deniz kokulu topraklarında, Kaunos şehrinde geçer bu hikaye. Şimdi sıkı durun, çünkü işin içine bir de meşhur İo karışıyor. Hani şu gökyüzü sakinlerinin başı Zeus’un aşık olduğu kız... Zeus onu alıp götürünce, babası İnakhos, Lyrkos adında genç bir yiğidi "Kızımı bulmadan dönme!" diye dünyaya salmış. Lyrkos dünyayı arşınlamış, yedi iklim dört bucak gezmiş ama nafile. İo’dan iz yok. Argos’a, "eli boş geldim" demeye utanmış bizimki, gitmiş Kaunos’a yerleşmiş. Kader ağlarını işte orada örmüş; bizim güzel prensesimiz Heilebie ile evlenivermiş.

Lakin hayat, her zaman masallardaki gibi gül bahçesi değil, bilirsiniz. Aradan zaman geçmiş, evleri çocuk seslerinden yoksun kalmış. Lyrkos, bu duruma bir çare bulmak için "Gideyim de Apollon’un kahinine bir danışayım" demiş. Yola koyulmuş koyulmasına ama insan işte, bazen yolun tozuna kanıp başka kıyılara uğruyor. Yolculuğu sırasında aklını çelmişler, kocasının bir anlık hatasıyla evlilikleri büyük bir fırtınanın eşiğine gelmiş.

Haber tez ulaşır derler ya, Lyrkos geri döndüğünde Kaunos Kralı, yani Heilebie’nin babası küplere binmiş. "Kızımı üzenin, sarayımda yeri yok!" diye gürlemiş. Ama Heilebie... İşte burada mesele kızlar ve oğullar; prensesimiz hem bilge hem de sadık bir yüreğe sahipmiş. Lyrkos’un hatalarını bir kenara bırakıp, aşkına ve yuvasına sahip çıkmış. Babasının karşısına dikilmiş, kurnazlığı ve cesaretiyle babasını alt etmeyi başarmış.

Bazen en büyük zaferler, savaş meydanlarında değil, evin içinde, bir kadının kararlılığıyla kazanılır. Heilebie, babasının gazabını dindirirken aslında kendi kaderinin de dizginlerini eline almış oldu.

İşte böyle küçükler... İnsan bazen en çok güvendiği insanın hatasıyla sarsılır, ama önemli olan o sarsıntıdan sonra ne yapacağındır. Hadi bakalım, güneş çekiliyor, üzümlerin tadı kaçmadan gidin biraz oyun oynayın. Yarın, belki size bir tanrının gazabından nasıl kaçılır onu anlatırım, ha ne dersiniz?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi