Thesauros Mitoloji Glaukos

Glaukos

Glaukos

Glaukos II, düşmanıyla karşılaştığında silahlarını değişerek dostluk yolunu seçen, ancak tanrı Zeus tarafından cezalandırılan Lykia'lı kahramandır. Cömertliği ve şerefli davranışları onu Anadolu'nun en sevimli yiğitlerinden biri yapmıştır.

Glaukos, Anadolu'nun efsanelerine adını yazdırmış iki farklı kahramandır. Glaukos II, Bellerophontes'in torunu ve Lykia'lıların en parlak savaşçısıdır. Troya Savaşı'nda Sarpedon'la birlikte Akha ordusuna karşı yer alır. Homeros, onun ağzından dünyanın anlamı hakkında en güzel sözleri söyletmiştir: İnsan soyu yapraklara benzer, rüzgar onları dökerken bahar yenilerini yetiştiriyor. Düşman Diomedes ile karşılaştığında, atalarının konuk kardeşi olduğunu öğrenince dövüşmekten vazgeçer ve silahlarını değişirler. Ancak Zeus Glaukos'un aklını başından alır ve o altın silahları tunç silahlarıyla değiştirir. Glaukos yaralanır, fakat Apollon onu iyileştirir ve aslan gibi yeniden savaşa döner. Glaukos I ise Sisyphos'un oğlu olup, Korinthos'ta krallık yapar. Pelias'ın ölümü için düzenlenen araba yarışında yenilir; arabası devrilince de atları onu parçalar. Bazı efsanelere göre ölümsüzlük suyu içmiş ve deniz tanrısına dönüşmüş, ancak uğursuz bir tanrı olup onu gören denizcilerin teknesi batmıştır.
Silenos
Gel bakalım evlat, otur şöyle yanıma. Dinle bak, sana mavi denizin köpüğünden çıkmış gibi parlayan, yüreği altın kadar kıymetli bir yiğidin masalını anlatayım. Adı Glaukos’tur bu yiğidin; tıpkı denizin en derin, en duru mavisi gibidir o.

Lykia denilen güneşli, uzak bir diyardan gelmişti. Bellerophontes gibi büyük bir dedenin torunuydu. Bir gün Troya önlerinde, Akha ordusundan Diomedes ile karşı karşıya geldi. Diomedes onu görünce şöyle bir duraksadı. Karşısındaki bu yiğit o kadar asildi ki, acaba gökyüzünün parlak misafirlerinden biri mi diye içinden geçirdi. "Kimsin sen?" diye sordu.

Glaukos ise ona öyle güzel bir söz söyledi ki, sanki ağaçların arasından esen bir rüzgar gibiydi: "İnsan soyu yapraklar gibidir," dedi. "Rüzgar birini döker, bahar gelince yenisi yeşerir. Birileri göçer gider, birileri dünyaya gelir. Ama madem sordun, anlatayım soyumu."

Diomedes, onun anlattıklarını dinleyince dedelerinin ne kadar eski dostlar olduğunu hatırladı. Hemen kılıçları kınlarına soktular. Birbirlerine o kadar çok güvendiler ki, "Gel silahlarımızı değişelim, herkes görsün aramızdaki dostluğu" dediler. Glaukos, sanki birazcık saflık etmişti ama yüreği o kadar cömertti ki, kendi altın zırhını verip arkadaşının tunç zırhını aldı. Gökyüzündeki büyük dostumuz Zeus, o an birazcık aklını karıştırmıştı sanırım, ama olsun; cömertlik her zaman Anadolu’nun toprağına yakışır, değil mi?

Sonra bu güzel yiğit, arkadaşı Sarpedon ile omuz omuza çarpıştı. Yaralandığında eli ayağı tutmaz olmuştu. Ama o, ışık saçan dostumuz Apollon’a seslendi. Apollon da onu duydu, yaralarını sardı, ona güç verdi. Aslanlar gibi ayağa kalktı tekrar.

Bir de bu Glaukos’un çok eski zamanlarda yaşayan bir atası vardı. O Glaukos, atları çok severmiş ama işi birazcık karıştırmış. Atları çok hızlı koşsun diye onlara sihirli bir pınardan su içirmiş ya da belki biraz inatçılık etmiş. Sonunda kendini denizin serin sularına bırakmış. Kimi der ki, artık o derin maviliklerin içinde yaşayan, denizcilerin bazen gördüğü bir dost olmuş.

İşte böyle küçük dostum; insan bazen bir yaprak gibi dökülür, bazen bir deniz dalgası gibi parlar. Ama önemli olan, Glaukos gibi cömert ve dost kalabilmektir. Haydi, şimdi biraz meyve yiyelim, şaraptan da bir yudum alalım ki neşemiz yerine gelsin, anlatacak daha çok masalımız var!
Vazo Resimlerinde Glaukos
Painter Of London B 76 - Abv 85 1 - Hektor And Kebriones - Animal Frieze - London Bm 1861-0425-43 -
Painter Of London B 76 - Abv 85 1 - Hektor And Kebriones - Animal Frieze - London Bm 1861-0425-43 -

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi