Thesauros Mitoloji Galateia

Galateia

Galateia

Sütbeyaz tenli Nereus kızı Galateia; kimi zaman Tepegöz’ün aşkından kaçıp sevgilisini ırmağa dönüştüren bir su perisi, kimi zamansa kızını koruyan bir annedir.

Nereus’un “sütbeyaz” diye anılan kızı Galateia, mitosun hem öznesi hem de üzerindeki mülkiyet iddialarının hedefi olarak karşımıza çıkar. Sicilyalı Kyklops Polyphemos, arzuladığı beden üzerinde kuramadığı hegemonya nedeniyle duyduğu öfkeyi, Galateia’nın aşığı Akis’i bir kaya parçasıyla ezerek dışa vurur; burada erkin tahakkümü, reddedilişi fiziksel bir yok edişle cezalandıran kaba bir kuvvete evrilir. Akis’in bir ırmağa dönüşmesi, bir bakıma bu şiddetin otoritesinden kaçan yaşamın kendi akışını yeraltına çekerek koruma altına almasıdır.

Giritli Galateia’nın hikayesi ise ataerkil otoritenin yaşam üzerindeki mutlak hükmüne karşı örülmüş bir başkaldırıdır. Kocasının, dünyaya gelecek çocuk üzerinde kurduğu “cinsiyet belirleme” ve “hayatta tutma/yok etme” iktidarına karşı, Galateia bir aldatmacayı seçer. Kızına erkek kimliği giydirerek onu baba yasasının zorunlu kıldığı kaderden kaçırır. Ancak bu direniş, nihayetinde yine tanrısal düzeninyani Leto’nunmüdahalesiyle, kız çocuğun bedeninin bir erkeğinkine dönüştürülmesiyle son bulur. İktidar, kendini meşrulaştırmak için ya kaba kuvveti kullanır ya da bedeni kendi sınırları içerisine, yani olması beklenen forma hapsederek kendi sürekliliğini sağlar.
Silenos
Bakın hele, gözlerinizdeki o merak pırıltısı bana çocukluğumun o eski, güneşli günlerini hatırlatıyor. Hadi, yanıma sokulun da size sütbeyaz tenli, adı gibi saf ve parlak Galateia’nın iki farklı yüzünü anlatayım.

Önce şu masmavi, hırçın Sicilya kıyılarına gidelim. Orada Nereus’un kızlarından biri yaşardı; öyle bembeyazdı ki adı "sütbeyaz" koyulmuştu. Bizim koca, huysuz ve tek gözlü Polyphemos, yani o devasa Tepegöz, bu kıza tutulmuştu. Zavallı dev! Kalbi kocamandı ama görünüşü pek bir korkutucuydu. Galateia, o devin sevgi dolu bakışlarından değil, daha çok gürültüsünden ve heybetinden ürker, köşe bucak kaçardı.

Galateia’nın kalbi ise Akis adındaki bir çoban delikanlıdaydı. Pan’ın oğlu olan bu genç, deniz kızıyla kayalıkların arasında buluşur, güneş batana kadar tatlı dillerle konuşurlardı. Lakin kıskançlık, gökyüzü sakinlerinin bile bazen baş edemediği kara bir duman gibidir. Bir gün, o koca Tepegöz onları sarmaş dolaş görünce öfkeden deliye döndü. Yer yerinden oynadı, koca bir kaya parçası havalandı ve Akis’in üzerine düştü. Genç delikanlı oracıkta can verdi. Ama aşk, Galateia’nın ellerinde bir büyüye dönüştü. Sevgilisinin cansız bedeninin olduğu yerden billur gibi sular fışkırdı; Akis, sonsuza dek akacak, hiç durulmayacak bir ırmağa dönüştü. Galateia, sevdiği artık her yağmurda, her çağlayanda biraz daha var olsun diye ona bir nehir ömrü armağan etti.

Şimdi biraz rotamızı Girit’in sarp kayalarına kıralım. Orada başka bir Galateia daha vardı, hani şu "sütbeyaz" ismini değil ama dertleri yüklenmiş bir annenin hikayesini yaşayan... Lampros adında, cebinde meteliği olmayan bir adamla evliydi bu kadın. Kıtlık kapıdayken kocası, "Eğer bir kız doğurursan onu dağa bırakmak zorunda kalırız, ancak bir erkek çocuğu besleyebilirim," demişti. Kadın, o dokunaklı sancıların ardından bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Yüreği dayanır mı hiç evladını dağa bırakmaya? Gizledi onu; saçlarını kesti, erkek kıyafetleri giydirdi.

Leukippos adını koydular kıza. Yıllar yılları kovaladı, Leukippos büyüdü, güzelliği bütün adaya nam saldı. Ama bilirsiniz, güneş balçıkla sıvanmaz, güzellik de saklanmaz. Kızın artık bir genç kız olduğu o kadar belliydi ki, annesi dehşete düştü. Ne yapmalı, nasıl kurtarmalı? Son çare, Leto tapınağının kapısını çaldı. Tanrıça’nın huzurunda diz çöküp, "Ey yüce olan, kızımı bu dertten azat et, onu gerçek bir erkeğe dönüştür ki yaşasın!" diye yakardı. Ve rivayet odur ki, tanrıçanın mucizesiyle Leukippos’un kaderi değişti. İphis adıyla, bambaşka bir hayata gözlerini açtı.

Görüyorsunuz ya çocuklar, hayat bazen bir ırmağın serinliğinde, bazen de bir tapınağın gölgesinde şekillenir. Biri aşkıyla ırmağa dönüştü, diğeri annesinin şefkatiyle kaderini yeniden yazdı. Şimdi, bir yudum taze üzüm suyu eşliğinde (tabii siz sadece üzüm suyu!) düşünün bakalım; hangisi daha çok şaşırttı sizi?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi