Thesauros Mitoloji Fames

Fames

Fames

Açlığın vücut bulmuş hali olan Fames, yoksullukla yan yana gezen, kurbanlarını dinmek bilmez bir iştahla tüketen lanetli ve kurak bir simgedir.

Eris’in soyundan gelen ve Yunanca metinlerde Limos olarak anılan Fames, tarihsel anlatının derinliklerinde iktidarın dizginleyemediği bir boşluğu temsil eder. Vergilius onu ölüler diyarının kasvetli eşiğinde, Yoksulluk ile bir hizaya oturtarak bu durumun aslında kurulu düzenin kaçınılmaz bir gölgesi olduğunu fısıldar; zira tahakküm, kendi çarkını çevirmek için sürekli bir ihtiyaç haline getirilmiş yoksunluklara muhtaçtır. Ovidius’un İskitya’nın kurak topraklarında resmettiği bu figür, Erysikhthon’un iradesini esir alarak ona asla tatmin olamayacağı o dinmez arzuyu aşıladığında, aslında hiyerarşik düzenin kendine boyun eğdirmek için kurbanını nasıl içeriden çürüttüğünü de gözler önüne serer.
Silenos
Şöyle yaklaş bakalım evlat, ateşin çıtırtısını duyuyor musun? Yanına bir parça ekmek ve biraz üzüm aldın mı? Öyleyse dinle; çünkü bazı hikayeler anlatılırken insanın karnı hafifçe guruldar, tıpkı şimdi bahsedeceğim o talihsiz figür gibi.

Gezegenin uzak köşelerinde, bazılarının "Limos" dediği, o sinsi ve solgun gölge, Fames gezer. O, aslında Eris’in, yani o huzursuzluk ve kargaşa tanrıçasının kızıdır. Öyle ete kemiğe bürünmüş, bizim gibi şen şakrak biri olduğunu sanma; o, bir siluet gibidir. Hani bazen hiç bitmeyen bir istekle dolarsın ya, işte o bitmek bilmeyen isteğin kendisidir o.

Ovidius denen o söz ustası, Fames’in İskitya’nın buz tutmuş, kurak topraklarında oturduğunu söyler. Etrafında ne bir yeşillik ne de bir meyve ağacı vardır; sadece taş ve kuru toprak. İşte o, orada, kaskatı kesilmiş bir halde bekler. Vergilius ise onu daha da karanlık bir yere, Ölüler Ülkesi’nin kapılarına, Yoksulluk’un yanı başına yerleştirir. Düşün bir kere; yoksulluk ve açlık, yan yana, sanki birbirlerine en sadık dostlarmış gibi yürürler.

Hikayesi de tam burada başlar aslında. Erysikhthon adında, biraz küstah, biraz da haddini bilmez bir adam vardı. Tanrıların sınırlarını zorlamaktan çekinmeyen biriydi bu. İşte o Fames, tam da böyleleri için bir cezadır. Gökyüzü sakinleri, birine haddini bildirmek istediklerinde bu solgun gölgeyi görevlendirirler. Fames, Erysikhthon’un içine bir yerleşti mi, vay haline! Adam yedikçe doymadı, doymadıkça yedi. Sanki vücudunda dipsiz bir kuyu varmış gibi... Midesi, o en büyük tanrıların sofralarından bile daha geniş bir boşluğa dönüştü.

Fames, bir felaket gibi yapışır insanın yakasına. Gözleri çukurdur, dudakları kurumuş toprak gibidir ama o sessiz varlığıyla bile koca krallıkları dize getirebilir. İnsanlar onu görmez ama ne zaman ki sofrada bir boşluk hissedilir, ne zaman ki bir kadeh şarabın yanındaki ekmek kırıntısı bile kıymetli olur, işte o zaman Fames oradadır.

Yani demem o ki evlat, elindekinin kıymetini bil. Zira Fames, her zaman kapının ardında, o kurak topraklarında oturmuş, bir sonraki doymak bilmez ruhu bekliyor. Hadi, şimdi o üzümleri ye de, o solgun misafir bizden uzak dursun. Başka ne öğrenmek istersin? Şu bilge ihtiyarın da anlatacak daha çok hikayesi var.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi