Thesauros Mitoloji Euneos

Euneos

Euneos

İason ve Hypsipyle’nin oğlu Euneos; Troya Savaşı’nda şarap ticaretiyle Akhaları desteklemiş, Lykaon’u köle olarak alarak tarihe adını kazımıştır.

Lemnos adasının yerel iktidarını, İason ve Hypsipyle’nin birlikteliğinden doğan Euneos temsil eder. Bir soyun devamlılığını sağlayan bu figür, Troya Savaşı’nın doğrudan bir tarafı olmasa da, lojistik bir bağımlılık ağı kurarak Akha ordusuna şarap tedarik eder; bu ikmal hattı, savaşın vahşi ekonomisinde pasif görünen bir tahakküm biçimidir. Euneos’un rolü, sistemin çarklarını yağlayan bir aracı olarak, Akhilleus tarafından esir alınan Priamos oğlu Lykaon’u köle statüsünde devraldığı noktada belirginleşir. Böylece, soylu bedenlerin bile piyasa değerine indirgenip mülkiyet nesnesi haline getirildiği o düzenin içinde, Euneos statüsünü korumayı bilen bir aparat olarak mitolojik anlatıdaki yerini alır.
Silenos
Şöyle kurulun bakalım ağacın gölgesine, ayaklarınızı da uzatın. Bugün size, hani şu meşhur kahramanların isimleri gürültüyle anılırken arka planda sessizce işini yapan, ince zekalı birinden bahsedeyim. Adı **Euneos**.

Euneos, aslında tam bir "yıldızlar ve denizler" çocuğudur. Babası, hani şu efsanevi gemi Argo ile altın postun peşine düşen İason var ya, işte o. Annesi ise Lemnos adasının kraliçesi Hypsipyle. Yani anlayacağınız, Euneos’un damarlarında hem büyük bir maceracının hem de bir adanın hükümdarının kanı dolaşıyor.

Peki, bu çocuk ne yaptı da ismi tarihin tozlu sayfalarına kazındı? Troya Savaşı başladığında bizimki öyle körü körüne kılıç sallayanlardan değildi. Akıllı adamdı, ticaretin dilini iyi bilirdi. Savaş meydanında Akha gemileri limana yanaştığında, onların susuzluğunu ve yorgunluğunu gördü. Ne yaptı? Gemileri dolusu, o meşhur Lemnos üzümlerinden damıtılmış nektarları, yani şarabı gönderdi onlara. Hani derler ya, "Savaş midenin üzerine yürür" diye; işte Euneos, ordunun moralini o kıymetli hediyeleriyle yüksek tutmayı bilmişti.

Bir de şu olay var, pek anlatılmaz ama bilinmesi gerekir: Hani o büyük savaşçı Akhilleus vardır ya, hani öfkesiyle gökyüzü sakinlerini bile titreten... İşte o, bir gün Priamos’un oğlu Lykaon’u esir almıştı. Lykaon’u ne yaptı dersiniz? Köle olarak Euneos’a gönderdi. Euneos, işte burada bambaşka bir yönünü gösterdi. Savaşın tam göbeğinde, elinde kılıç yerine terazisi olan, adaleti ve ticareti kendi kurallarına göre yöneten biriydi o.

Anlayacağınız çocuklar; dünya sadece kılıç savuranların değil, aynı zamanda lojistiği kuranların, inceliği elden bırakmayanların ve doğru zamanda doğru hamleyi yapanların da dünyası. Şimdi, o gökyüzü sakinleri yukarıdan bize bakıp ne der bilir misiniz? "Herkes savaşçı olur da, herkes bir Euneos olamaz."

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar. Çok da yormayın zihninizi, bırakın hikaye ruhunuzda demlensin.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi