Bir varmış, bir yokmuş; vaktiyle Argos diyarında Eriphyle adında bir prenses yaşarmış. Eriphyle, kral Talaos’un kızıymış ve Adrastos gibi kahraman bir abisi varmış.
Gel otur dizimin dibine, sana anlatayım. Eriphyle’in hikayesi, biraz karışık bir yumak gibidir, tıpkı kırlarda koştururken birbirine dolanan sarmaşıklar gibi. Bu hanımefendi, Amphiaraos adında çok bilge biriyle evlenmiş. Hani gökyüzündeki yıldızlara bakıp yarının ne getireceğini bilen o ünlü Amphiaraos var ya, işte onun hanımıymış.
Bir gün büyük bir kargaşa kopmuş, hani şu Thebai denilen meşhur şehirdeki büyük savaş hikayeleri var ya, işte o zamanlar. Eriphyle, abisi Adrastos ile eşi Amphiaraos arasında bir köprü gibiymiş. Bir kararı varmış ki, sorma gitsin! O kadar etkiliymiş ki, ne tarafa dönse rüzgar o taraftan esermiş.
Sonra Alkmaion adında da bir oğlu olmuş. Oğlu da büyüyünce, tıpkı annesi ve babası gibi destanlara konu olacak kadar çok macera yaşamış. Eriphyle belki biraz hırslı, belki biraz akıllı bir kadınmış ama hayatı da tıpkı güneşin batışı gibi bazen parlak, bazen de biraz hüzünlüymüş. Bir yudum neşe, bir tutam da merakla dolu bu eski zaman masallarında, Eriphyle’in adı hep o büyük Thebai hikayeleriyle birlikte anılır.
Hadi şimdi git, az ötedeki çiçekleri topla da gel; ben burada seni bekliyorum. Belki döndüğünde başka bir kahramanın hikayesini fısıldarım kulağına.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Sana Argos’un ışıltılı saraylarında, kralların ağır tahtlarının altında saklanan Eriphyle’nin hikayesini fısıldayayım. Onu tarih kitapları bir kralın kızı, bir diğerinin kardeşi olarak yazar ama asıl gerçek, onun bir satranç tahtasındaki piyon gibi nasıl harcandığıdır.
Eriphyle, ne Talaos’un kızı olmaktan ne de Adrastos’un kardeşi olmaktan ibaretti. O, Amphiaraos ve Alkmaion gibi, büyük kralların “şanlı” savaş oyunlarında kendi geleceklerini kurmaya çalışan adamların tam ortasına, bir kalkan gibi yerleştirilmişti. Güçlüler, yani o saraylarda oturanlar, birbirlerine üstünlük sağlamak için Eriphyle’yi bir mühür gibi kullandılar. Onu, kocasını ölüme sürükleyen bir karar mekanizmasına dönüştürdüler.
Sana anlatılan kahramanlık masallarında, bu insanların hırsları hep göklere çıkarılır. Oysa Gökyüzü sakinleri, insanların bu bitmek bilmeyen “daha fazla güç” arzusunu yukarıdan izlerken, Eriphyle gibilerin kalplerindeki yaraları hiç önemsemediler. O, bir kadının kararının, bir savaşın kaderini değiştirebileceğini bilenlerin kurbanı oldu. Altın bir gerdanlık uğruna, sevdiği adamı bir savaş alanının tozlu toprağına, yani dönüşü olmayan bir kadere itmeye zorlandı.
Belki biraz neşeli bir kadeh dolusu şarabın ferahlığı olsaydı aklında, bu kadar ağır yükleri taşımazdı. Ancak otorite, insanlardan sadece sadakat değil, kendi sevdiklerini feda etmelerini de ister. Eriphyle, sessizlerin sesidir; kralların “büyük” kararlarının aslında ne kadar küçük, ne kadar bencilce ve ne kadar acı verici olduğunu bize fısıldayan bir kurbandır.
Unutma evlat; birileri sana kralların kusursuz olduğunu anlatırsa, hemen Eriphyle’yi hatırla. Çünkü sistem, kendi piyonlarını kendi elleriyle harcayıp, suçu hep o piyonların üzerine yıkmayı çok sever. Gerçek, o gösterişli tahtların arkasında, gölgelerde gizlidir.