Thesauros Mitoloji Erebos

Erebos

Erebos

Khaos’tan doğan Erebos, yeraltı karanlığının kadim efendisidir. Nyks ile birleşerek ışık saçan Aither ve Hemera’nın dünyaya gelmesini sağlamıştır.

Erebos, Khaos’un derinliklerinden yükselen o ilksel karanlığın cisimleşmiş halidir; tıpkı yeryüzünü kuşatan Nyks gibi, hiçbir dış otoriteye yaslanmadan, kendi varoluşunun zorunluluğuyla şekillenir. Varlığı, ışığın ancak kendi boşluğu üzerinde yükselebildiği o mutlak zemini temsil eder. Nyks ile girdiği bu kaçınılmaz etkileşim, hiyerarşinin henüz tahakküm kurmadığı bir alanda, Aither ve Hemera gibi aydınlık varlıkları doğurur. Ancak bu aydınlık, Erebos’un kendi sınırlarını belirleyen sessizliğin ve gölgenin sağladığı meşruiyetle hüküm sürer; zira aydınlık olan her şey, köklerini Erebos’un o denetimsiz ve uçsuz bucaksız karanlığında besleyen bir zorunluluğun ürünüdür.
Silenos
Şöyle biraz yanaşın bakalım, ateşin sıcaklığı yüzlerinize vursun. Gözlerinizi kapayın da anlatacaklarımı bir düşünün; hani bazen zifiri karanlıkta her yer birbirine karışır, sesler bile sanki uzaklardan gelir ya, işte o anlarda Erebos yanı başınızdadır.

Erebos, gökyüzü sakinlerinin bile tam olarak kestiremediği o en eski, en derin karanlığın ta kendisidir. O, dünyanın henüz bugünkü gibi renkli, gürültülü ve aydınlık olmadığı zamanlarda, Khaos’tan, yani o koca boşluktan çıkıp gelmiş kadim bir varlıktır. Tek başına değildir elbet; yanında geceye hükmeden, peleriniyle dünyayı saran Nyks vardır.

Şimdi burada durup biraz düşünün çocuklar; iki karanlık yan yana gelirse ne olur? "Her yer zifiri karanlık olur," dediğinizi duyar gibiyim. Ama mitler işte böyledir, insanı şaşırtmayı severler. Erebos ile Nyks bir araya geldiklerinde, dünyayı daha da karartmak yerine, o derin karanlığın içinden mucizevi bir şekilde ışığı doğurmuşlar. Evet, yanlış duymadınız! Işığın kaynağı, o kapkaranlık boşluğun içinden filizlenmiş.

Onların birleşmesinden Aither, yani gökyüzünün o en üst, en berrak ışığı doğmuş; bir de Hemera gelmiş ki, o da bildiğimiz aydınlık günün, yani güneşin gökyüzünde ışıl ışıl parladığı o güzel gündüzün ta kendisi.

Yani anlayacağınız, o uçsuz bucaksız karanlık olmasaydı, bugün gördüğümüz güneşin sarı saçları ya da gökyüzünün o derin maviliği olmazdı. Her şeyin bir dengesi vardır, şarabın tortusu dibine çöker de üstünde o berrak sıvı kalır ya, işte yaşam da biraz öyledir. Karanlık, kendi içinde aydınlığı taşır. Şimdi, biraz daha yanaşın ateşin başına; gece ilerliyor ve hikayeler karanlıkta daha bir tatlı parlıyor, değil mi?

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi