Thesauros Mitoloji Eetion

Eetion

Eetion

Mysia kralı Eetion, Andromakhe’nin babasıdır. Akhilleus tarafından öldürülse de onuruna törenle gömülmüş, mezarı nympha'ların ağacıyla anılmıştır.

Mysia bölgesindeki Thebe şehrinin mutlak hakimi olan Eetion, Andromakhe’nin babası olarak tarihsel kayıtlara geçmiştir. Akhilleus, düşmanının yaşamına son verdiği halde bedenine ve silahlarına dokunmayarak, bir hükümdarın kendi iktidar alanını bir başkasının kutsallığı üzerinde nasıl yeniden kurguladığını göstermiş; bu lütufkar tavır, aslında tahakkümün en rafine biçimi olan "bağışlama" yetkisini kullanmıştır. Eetion’un naaşı, o dönemde iktidarın mutlak sınırlarını çizen ritüellerle defnedilmiş; mezarı üzerinde yeşeren ve Nympha’ların diktiği kabul edilen karaağaç ise, doğanın bile otoritenin çizdiği sınırlar içinde kendine bir varlık alanı bulabildiğini sessizce kanıtlamıştır.
Silenos
Eski zamanlarda, Mysia topraklarında, surları yüksek ve havası güneşli Thebe şehrinde bir kral yaşardı: Eetion. Bu isim kulağa biraz sert gelebilir ama durun, anlatacaklarım sandığınızdan daha eski ve daha dokunaklı. Eetion, sadece bir tahtın sahibi değil, aynı zamanda o meşhur, yiğit mi yiğit Andromakhe’nin babasıydı.

Dünya o vakitler şimdikinden daha gürültülü, kılıç seslerinin ve savaş çığlıklarının eksik olmadığı bir yerdi. Büyük Akhilleus, yani o meşhur savaşçı, yoluna çıkan her engeli bir yaprak gibi savuran adam, Thebe’ye geldiğinde karşısında Eetion’u buldu. Kaderin ipleri bazen sert düğümler atar, gökyüzü sakinleri bu sahneleri yukarıdan izlerken biz faniler burada kılıçlarımızı kuşanırdık. Akhilleus, Eetion’un karşısına dikildiğinde, karşısında bir korkak değil, başı dik bir kral buldu. Çarpışma sert oldu, zemin titredi. Sonunda Eetion, kendi topraklarının huzuruna kavuşmak üzere bu dünyadan ayrıldı.

Ancak hikayenin güzel tarafı burada başlıyor. Akhilleus, öfkesiyle tanınan o dev yürekli adam, Eetion’un karşısında durup onun asaleti önünde saygıyla eğildi. Bir savaşçı, bir başka savaşçıya en büyük hürmeti nasıl gösterir bilir misiniz? Silahlarını çalmayarak. Akhilleus, Eetion’un zırhını, kalkanını ganimet diye alıp götürmedi. Aksine, onun cansız bedenine bir krala yakışır şekilde, büyük bir törenle veda etti. Sanki birbirine düşman değil de, aynı sofranın iki misafiriymiş gibi toprağa emanet etti onu.

Sonrası ise tam bir mucize... Eetion’un mezarının üzerine, su kenarlarında oyunlar oynayan, fısıltıları rüzgara karışan Nympha’lar geldi. Ne yaptılar dersiniz? Oraya küçük, zarif bir karaağaç fidanı diktiler. İnsanlar geçerken o ağaca bakıp, "İşte burada cesur bir kral yatıyor," desinler diye. Şimdi o ağaç kim bilir ne kadar büyüdü, gölgesi kaç yorgun yolcuyu serinletti...

İşte evlatlar, tarih dediğimiz şey sadece zaferler ve yenilgiler değildir; bazen bir düşmanın mezarına dikilen bir fidan, binlerce kılıç darbesinden daha fazla şey anlatır insana. Hafızanızda tutun bunu; bazen gerçek zafer, başkasının onuruna saygı duymaktır. Şimdi, gidin de biraz nefes alın, zira bu dünya, hikayesini anlatacak kadar uzun bir vakit tanır bize.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi