Thesauros Mitoloji Didyma-Didymeion

Didyma-Didymeion

Didyma-Didymeion

Miletos’un kadim Apollon tapınağı Didymeion; Anadolu’nun köklü mirasını, görkemli bilicilik merkeziyle ve gizemli kahinleriyle günümüze taşır.

Miletos’un sınırları içinde yükselen Didyma, ismini Grek öncesi bir katmandan, kökeni belirsiz kadim bir dilin yankısından alır. “Didymeion” olarak anılan tapınağın ikiz dağlara mı yoksa tanrı Apollon’un ikizlerine mi atıf yaptığına dair anlatılar, aslında bu ismin kadim Anadolu köklerini gizleme çabasının birer tortusudur. Apollon isminin Grekçe ile kurulan yapay bağları gibi, bu mekan da yerel belleğin üzerine oturtulan bir dış gerçekliğin nişanesi olarak varlık göstermiştir.

Pers yıkımının ardından Miletos’un giriştği görkemli imar hareketi, Panionios ve Daphnis gibi mimarların elinde, dünyanın sekizinci harikasını yaratma arzusuna dönüşür. Ancak bu devasa yapı, yüz elli yıl boyunca kentin hazinesini tüketen bir tahakküm aracına evrilir; çatısı dahi kapatılamayan bu yarım kalmış abide, otoritenin görkemli arzularının halkın sırtındaki kalıcı yükünü temsil eder. Ortaçağda tapınağın zeminine kazınan haçlar, iktidar değişimlerinin yarattığı sembolik şiddeti gözler önüne sererken, sonradan bu haçları daire içine alanlar, birinin diğerini bastırma çabasına kendi silik müdahalelerini ekleyerek egemenlik sürekliliğini yeniden üretmiştir.

Didymeion’a ulaşan duacılar, aslan heykelleriyle dizili dört kilometrelik yolda, otoritenin soğuk ihtişamı altında yürütülürlerdi. Kutsal suyun başında, tanrısal bir sarhoşlukla kehanetlerini fısıldayan kadınların sesi, Brankhosoğulları rahiplerinin elinde vezinli, düzenli ve kontrollü bir yapıya kavuşturulurdu. Düzensiz ve özgün olanın, kurumsal bir hiyerarşinin diliyle ehlileştirilmesi, bilginin ve kutsalın nasıl bir denetim altına alındığının da hikayesidir.
Silenos
Gelin bakalım ufaklıklar, şu heybemi şöyle bir kenara bırakayım da size taşların bile dile geldiği eski zamanlardan bir hikaye anlatayım. Kulaklarınızı dört açın, çünkü bahsedeceğim yer; Didyma.

İonya kıyılarında, Miletos şehrinin yakınlarında, Apollon için inşa edilmiş görkemli bir evden bahsediyoruz. Adı Didymeion. Bazıları der ki, bu isim "ikizler tapınağı" anlamına gelir; belki iki tepeli bir dağın hatrına, belki de ışık saçan tanrı Apollon’un çok sevdiği ikizlerin anısına… Ama işin aslına bakarsanız, o "Didym" kelimesi, biz yaşlıların bile hafızasının yetmediği kadar eski, buraların yerli halkından kalma, gizemli bir kök. Hatta Apollon ismi bile, o güzel Yunanca harflerden çok daha önce, bu topraklarda yankılanıyordu. Gökyüzü sakinleri gelmeden önce de burası kutsaldı, öyle bilin.

Bir vakitler, Perslerle girilen o gürültülü savaşlardan sonra, Miletos halkı dedi ki: "Biz bu tapınağı öyle bir yapacağız ki, dünya bir daha böylesini görmeyecek!" Efes’teki o meşhur Artemis tapınağını ayağa kaldıran büyük mimarlar çağrıldı. Hayalleri büyüktü, Didymeion’u dünyanın sekizinci harikası yapacaklardı! Lakin ah o mimarlar… Yüz elli yıl boyunca uğraştılar, şehrin tüm altınını o mermer sütunlara döktüler ama bir türlü bitiremediler. Tapınağın başı, o güzel çatısı hiç kapanmadı. Belki de Apollon, çatısının altında gökyüzünü izlemeyi daha çok seviyordu, kim bilir?

Zaman aktı geçti, devran döndü. Sonraki çağların insanları, o haç işaretlerini mermer tabana kazıdıklarında, Apollon’un gücünün kolay kolay sönmeyeceğini anlamış olmalılar. O haçların etrafına çizilen daireler, sanki ışığın sönmemesi için atılan birer düğüm gibi kalmış orada.

Siz hiç Panormos limanına indiniz mi? Oradan dört kilometre boyunca aslanlı yoldan yürümek gerek. Yolun sonunda tapınağa vardığınızda, başka yerlerde olduğu gibi burada da kadınların sesi duyulurdu. Evet, evet! Kutsal değneklerini ellerine alır, o derin kuyunun başında otururlardı. O kara suların içindeki parıltılara bakıp, tanrı Apollon’un fısıltılarını dinlerlerdi. Onlar o kutsal esrimeye kapıldığında, ağızlarından dökülen sözleri nazım nazım dizelere döken rahipleryani Brankhos’un çocuklarıhemen yardıma koşardı.

İşte böyle… Şimdi o aslanlı yollar, o kuyunun başındaki sessizlik ve Apollon’un yarım kalmış mermerleri, gökyüzünün altında bize bakıyor. Her şey bir gün biter, ama anlattığım bu hikayeler, taşların arasındaki yosunlar gibi tutunur gider zamana. Hadi bakalım, başka sorularınız varsa çekinmeyin, Silenos yaşlanmış olabilir ama hafızası hala koca bir şarap fıçısı kadar derindir.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi