Thesauros Mitoloji Dia

Dia

Dia

İksion’un eşi, Deioneus’un kızı Dia; mitolojide trajik bir evliliğin gölgesinde kalmış, az bilinen ama köklü bir soydan gelen trajik bir figürdür.

Deioneus’un soyundan gelen ve İksion’un hanesine bir mülkiyet akdiyle eklemlenen Dia, kadim anlatılarda çoğu zaman bir isimden ibaret bırakılsa da, aslında egemenin tasarrufu altında sessizliğe mahkum edilmiş bir öznedir. İksion’un kurduğu ataerkil hiyerarşide, eş statüsüyle var edilen bu figür; ne denli itaatkar kılınırsa kılınsın, aslında iktidarın kendi sınırlarını belirlemek için ihtiyaç duyduğu bir sınır taşı ve tahakkümün meşrulaştırıldığı bir mülkiyet nesnesi olmaktan öteye geçememiştir. O, bir otoritenin gölgesinde biçimlenen ama kendi varlığıyla bu otoritenin zorba yapısını da sessizce ifşa eden bir figürdür.
Silenos
Gel bakalım şöyle, otur yanıma evlat. Şu zeytin ağacının gölgesi ne güzel serinletiyor, değil mi? Hadi, kulaklarını kabart da sana şu eski zamanların, hani o başı biraz dumanlı ama yüreği hırsla dolu İksion’un eşi Dia’dan bahsedeyim.

Dia... İsmi bile ne kadar zarif, değil mi? Sanki sabah güneşinin ilk ışıkları denizin üzerine düşmüş de bir isim almış gibi. O, Deioneus’un kızıydı. Deioneus dediğin adam da öyle sıradan biri değildi; kendi krallığında sözü geçen, nüfuzlu bir babaydı. Ama mesele babasında değil, Dia’nın o duru güzelliğinde ve kaderinin düğümünde.

Zamanında bu İksion, hani şu meşhur İksion, Dia’ya gönlünü kaptırdı. Tabii, bir gökyüzü sakininin ya da ölümlü bir beyin kalbinin ne zaman kime çarpacağını kimse kestiremez. İksion, kızı babasından istediğinde öyle büyük vaatlerde bulundu ki, Deioneus bile şaşkına döndü. Altınlar, atlar, topraklar... Sanki dünyayı önüne serecek gibiydi. Dia, bu gösterişli vaatlerin arasında, kendini bir anda o hırslı adamın sarayında buldu.

Ama bak evlat, hikaye burada biraz sarpa sarıyor. İksion, verdiği sözleri tutmak şöyle dursun, kayınpederine karşı pek de centilmence davranmadı. İşler öyle bir noktaya geldi ki, İksion, Deioneus’u o meşhur ve tehlikeli tuzağına düşürdü. İşte o an, Dia’nın hayatındaki rüzgarların yönü değişti. Kocası bir yanda, babasının acısı diğer yanda...

Dia’nın hikayesi, aslında sadece bir kadının adından ibaret değil; o, hırsın, verilen sözlerin ve ihanetin tam ortasında duran o sessiz figürdür. İksion, Zeus’un sofrasına oturacak kadar küstahlaştığında bile, zihninin bir köşesinde Dia’nın o vakur duruşu vardı belki de. Ama gökyüzü sakinleri, verilen sözlerin tutulmadığı, misafirperverlik kurallarının çiğnendiği o sofraları hiç sevmezler.

Dia hakkında çok fazla destan anlatılmaz, şarabın köpükleri arasında ismi çok geçmez belki ama unutma; sessiz duranlar bazen hikayenin asıl şahididir. O, İksion’un o deli dolu, dizginlenemez hayatının tek sakin limanıydı. Ama gökyüzü sakinlerinin adaleti bir kez tecelli etti mi, hiçbir fırtına o limanı kurtarmaya yetmez.

Nasıl, yoruldun mu biraz? Hayat dediğin de böyle işte; bazen bir kral kızı olursun, bazen de unutulmuş bir efsanenin gölgesi. Hadi, şimdi şu derenin sesini dinle, belki sular sana Dia’dan daha fazla sır fısıldar.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi