Thesauros Mitoloji Arete

Arete

Arete

Phaeakların kraliçesi, Alkinoos'un eşi ve bilgeliğin simgesi. Ülkesinin yönetiminde söz sahibi, Odysseus'a yardım eli uzatan onurlu ve soylu bir kadın.

Phaiakların adasında, sarayın görkemli sessizliğinde, Alkinoos’un gölgesinde değil, bir düzenin mimarı olarak varlık gösterir. Krallığın dışa dönük gücü hükümdarın sözlerine emanet edilse de, toplumsal uzlaşının ipleri Arete’nin bilgeliğinde düğümlenir. İktidarın yalnızca mülkiyet ve emirle kurulmadığını, ancak kuralların sessiz bir itaatle örüldüğünü bilen biri olarak, evini bir disiplin mekanizmasına dönüştürür; yine de her kararında, iradenin kendi kendine yeterliliğine duyulan o kadim kuşku gizlidir. Onun varlığı, hiyerarşinin hem taşıyıcısı hem de ince bir denge unsuru olarak, otoritenin kaba gücü yerine, göze batmayan ama nefes alışverişine kadar nüfuz eden o mutlak denetimin zarif bir yansımasıdır.
Silenos
Daha yaklaşın bakalım, ateşin sıcaklığı kemiklerime iyi geliyor. Bugün size Phaiakların adasından, o uçsuz bucaksız denizlerin ortasındaki huzurlu krallıktan bir kadından bahsedeceğim. Adı Arete. Hani şu Kral Alkinoos’un eşi, kraliçelerin kraliçesi.

Öyle sıradan bir saray kadını sanmayın onu. Phaiakların topraklarında bir anlaşmazlık mı çıktı, iki komşu birbirine mi girdi ya da sarayın kapısına yabancı bir yolcu mu dayandı; Alkinoos ne yapar eder, "Önce Arete’ye sorun," der. Gökyüzü sakinlerinin ona bahşettiği öyle derin bir sağduyusu vardır ki, bir tek sözüyle öfkeli kalpleri yatıştırır, kördüğüme dönmüş meseleleri bir çırpıda çözer.

Hatta size şunu söyleyeyim; koca Olympos’un tanrıları bile ona hürmet eder. Evine giren yolcunun, hele ki başı dertte bir garibin, Arete’nin gözlerine bakması yeterlidir. O bakışlarda sadece bir kraliçenin soğuk otoritesini değil, toprağın ve denizin bereketini, şefkatli bir annenin merhametini görürsünüz.

Bir keresinde, kaderin rüzgarlarıyla kıyılarına savrulan biri olmuştu; hani şu çok meşhur, çok akıllı bir adam. Saraya adım attığında herkes ona şaşkınlıkla bakarken, Arete sadece sükunetle onu süzmüştü. İşte o an, adamın tüm yorgunluğu ve korkusu bir yudum taze pınar suyu içmiş gibi uçup gitmişti. Çünkü Arete, insanın ruhundaki o saklı köşeleri okumayı bilirdi.

Phaiaklar ona sadece kraliçeleri olduğu için değil, adanın kalbi olduğu için saygı duyarlar. Sokaktaki çocuktan yaşlı denizciye kadar herkes, Arete’nin huzuruna çıktığında kendisini güvende hisseder. Ne büyük bir kudret değil mi? Bir kılıç sallamadan, bir ses yükseltmeden sadece varlığıyla düzeni sağlamak...

Eh, yaşlandıkça anlıyor insan; dünya üzerinde bilgeliği, güzellikle böyle zarifçe birleştirebilen çok az insan vardır. Şimdi söyleyin bakalım, sizce de insanın böyle birinin huzurunda diz çöküp sadece dinlemesi gerekmez mi? Hadi, ateş sönmeden az daha yaklaşın; anlatacak çok şey var, ama Arete’nin huzuru gibi sessizliği de bilmek gerek.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi