Thesauros Mitoloji Amata

Amata

Amata

Latium Kraliçesi Amata, kızı için Turnus’u destekleyip Aeneas’a karşı savaş kışkırttı. Yenilgi sonrası umutsuzlukla yaşamına son veren trajik bir figürdür.

Latium kralı Latinus’un eşi olan Amata, kızının geleceğini hanedan otoritesinin bekası ve geleneksel ittifakların tahkiminde görüyordu; bu yüzden Lavinia’yı Rutul kralı Turnus’un nüfuz alanına hapsetme arzusundaydı. Aeneas’ın İtalya kıyılarına ulaşarak yerleşik düzene ve mülkiyetin yeni sahibine dönüşme potansiyeli taşıması, kral Latinus’u güç dengelerini yeniden düzenlemeye ittiğinde, Amata bu hiyerarşik düzenin sarsılmasını kendi varoluşsal direnişiyle karşıladı. Troya’nın temsil ettiği dışsal otoriteye karşı duyduğu derin husumetle, Turnus’u egemenlik alanını koruma adına bir yıkım ve savaş sarmalına sürükledi. Ancak bu otorite savaşı, Rutul’ların bozgunu ve Turnus’un ölümüyle sonuçlanınca; kendi iradesini dayattığı düzenin çöküşü, Amata için kaçınılmaz olan o nihai teslimiyetle, yani kendi yaşamına son verişiyle mühürlendi. Onun bu trajik sonu, Roma’nın kutsal kurumlarına da sızdı; Vesta rahibeleri, Pontifex Maximus’un hiyerarşik denetimi altında göreve başladıkları o ilk günlerinde, kökeni bir iktidar krizine dayanan bu isimle anılmaya mecbur bırakıldılar.
Silenos
Şimdi arkana yaslan ve biraz yaklaş bakalım; kadehimi şöyle kenara bırakıp sana eski zamanların en inatçı, en gözü pek ama sonu biraz hüzünlü biten kraliçesini, Amata’yı anlatayım.

Latium topraklarının kraliçesi Amata’yı bir düşün; sanki içine hırçın bir fırtına kaçmış gibiydi. Kocası Kral Latinus ne derse desin, o kendi bildiğinden şaşmazdı. Kızı Lavinia’yı, Rutul’ların güçlü kralı Turnus’a eş yapmak için kafasına koymuştu bir kere. Kendi dünyasında her şey yerli yerinde, düzenli ve huzurlu akıp gidiyordu. Ta ki o meşhur Troya gemileri, ufuktan bir hayalet gibi çıkagelene kadar...

Hani şu Troya’dan kaçıp gelen Aeneas var ya; işte o yabancı İtalya kıyılarına ayak bastığında, Latinus’un fikri bir anda değişiverdi. "Kızımı bu yiğide vereceğim" dedi kral. İşte Amata’nın dünyası o an baş aşağı oldu. Sen misin bunu diyen? Kraliçe, içindeki o öfke ateşini körükledi de körükledi. Göklerin sakinleri bile onun bu hırsı karşısında bazen kaşlarını çatmıştır, orası ayrı.

Amata, Turnus’u elinden tuttuğu gibi büyük bir savaşın içine itti. "Savaş!" dedi ona, "Kendi toprağını ve sevdiğini koru!" Turnus, aşkı ve gururu uğruna kılıcını çekti ama kaderin cilvesi işte; o görkemli Troya’nın ağırlığı, Rutul’ların üzerine bir kaya gibi çöktü. Savaş bitti, Turnus düştü, Amata’nın kurduğu bütün o güzel hayaller birer birer savruldu. Hikayenin sonu, ne yazık ki en ağır kederlerden birine çıktı; Amata kendi sessizliğine, kendi karanlığına çekilip bu dünyadan ayrıldı.

Ama dur, hikaye burada bitmiyor! Adı o kadar güçlüydü ki, yıllar sonra Roma’da ateşin koruyucuları olan Vesta rahibeleri, göreve başladıkları ilk gün "Amata" ismiyle kutsanmaya başlandılar. Yani, bir zamanların hırçın kraliçesi, bir şekilde hafızalarda o kutsal ateşin yanında yaşamaya devam etti.

Gördün mü evlat? İnsan bazen en çok kendi inat ettiği şeyin peşinden giderken, fark etmeden kaderin düğümünü daha da sertleştiriyor. Neyse, hadi bakalım, şimdi git de biraz temiz hava al; anlatacak daha çok hikayemiz var ama biraz soluklanmak hepimize iyi gelir.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi