Thesauros Mitoloji Amaltheia

Amaltheia

Amaltheia

Zeus’u Girit mağarasında sütüyle besleyen, bolluk boynuzunun kaynağı olan kutsal keçi veya onu koruyan şefkatli nympha Amaltheia, tanrıların dadısıdır.

Kronos’un kendi varlığını korumak adına çocuklarını yutarak kurduğu totaliter düzen, Rheia’nın bir müdahalesiyle kırılır; Girit’e kaçırılan Zeus’un bakımını üstlenen nympha Amaltheia, iktidarın yıkıcı hırsından arındırılmış bir koruyuculuk alanı yaratır. İda Dağı’nın karanlık mağaralarında, sistemin dışladığı ve korkusuyla tecrit ettiği, Helios soyundan gelen canavarlaşmış bir keçi tarafından beslenen tanrı, bu düzensizliğin içinde büyür. Otoritenin hışmından kaçırılan Zeus, ileride bizzat kendi egemenliğini inşa ederken, o korkunç keçinin derisinden, hiyerarşinin en temel savunma aracına, yani Aigis kalkanına dönüşecek bir zırh elde eder. Bazı aktarımlarda Amaltheia isminin doğrudan bu keçiye atfedilmesi, aslında iktidarın doğaya ve denetimsiz olana verdiği isimle ne kadar akışkan bir ilişki kurduğunu gösterir.

Büyüyen tanrının gücü, beslendiği kaynağı sakatlanmaya zorlar; bir boynuzun kırılmasıyla ortaya çıkan boşluk, artık bir lütuf dağıtıcısına, yani bolluk boynuzuna dönüşür. Bu sembol, yönetilenlere sunulan sınırlı imkanların, aslında iktidarın uyguladığı şiddetin bir yan ürünü olduğunu hatırlatır; zira o sonsuz bereketin kaynağı, yine tanrısal bir zorbalığın mağdur ettiği bir gövdenin eksikliğidir.
Silenos
Şöyle yanaşın bakalım, ateşi biraz daha körükleyin... Eski günlerden, henüz gökyüzü sakinleri bu kadar kibirli değilken, dünya henüz gençken neler olduğunu merak mı ediyorsunuz? Size Amaltheia’nın hikayesini anlatayım, biraz şarap biraz da kekik kokulu bir anı olsun bu.

Zamanında, o acımasız Kronos -hani şu kendi evlatlarını bir lokmada yutan koca bebek yiyici- çocuklarını korumak isteyen Rheia’nın elinden kurtulmuş sanılmasın. Rheia, Zeus’u kucağına aldığı gibi Girit’in dik yamaçlarına, İda Dağı’nın gizli mağaralarına kaçırmıştı. İşte orada, gürül gürül akan suların yanında bir nympha vardı: Amaltheia.

Şimdi bazıları der ki, Amaltheia bir peri kızıydı, bazıları da der ki o aslında kılık değiştirmiş, Helios’un ışığından doğma, görüntüsü bile Titanları tir tir titreten o korkunç keçiydi. İnanın bana çocuklar, bazen bir keçi bir tanrıçadan daha şefkatli olabilir. Bu keçi öyle bir yaratıktı ki, Gaia onu korumak için dünyanın en ücra mağarasına saklamıştı. Zeus, işte bu gizemli varlığın sütüyle, o mağaranın serinliğinde serpildi, büyüdü. Gökyüzü sakinlerinin kralı olacak çocuk, o günlerde sadece sütüne doymaya çalışıyordu.

Küçük Zeus, yaramaz mı yaramazdı! Öyle bir güce sahipti ki, süt içmek için koştururken kazara o keçinin boynuzuna asıldı ve çıt diye kırıverdi. Düşünsenize, geleceğin en büyük tanrısı elinde kırık bir boynuzla kalakalmıştı! Ama Zeus, çocuk da olsa cömertti; boynuzu oradaki nympha’lara verdi ve "İşte," dedi, "artık bu boynuz ne isterseniz onunla dolup taşsın." O günden sonra, o kırık boynuz "Bolluk Boynuzu" oldu. Hangi nympha içine elini atsa, en tatlı meyvelerle, en güzel çiçeklerle dolup taştı.

Sonradan ne mi oldu? Zeus büyüyüp gökyüzünü ele geçirdiğinde, o fedakar keçinin postunu unutmadı. Onu kendine öyle sağlam bir kalkan yaptı ki, adı Aigis oldu. Hani şu savaş alanlarında düşmanları tek bakışıyla titreten, üzerine yıldırımlar kondurduğu meşhur kalkanı var ya? İşte o, Amaltheia’nın hatırasıdır.

Şimdi bana öyle bakmayın, bazen en büyük güçler, en mütevazı mağaralarda, bir keçinin sütüyle ya da bir perinin sevgisiyle büyür. Haydi, çanaklarınızdaki son damlaları da bitirin, yarın yine gelin; size bu sefer o koca titanların nasıl çuvalladığını anlatırım.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi