Thesauros Mitoloji Altis

Altis

Altis

Olympia’da Zeus’a adanan kutsal orman; aynı zamanda ünlü heykeltıraş Pheidias’ın görkemli atölyesine ev sahipliği yapan kadim bir huzur alanıdır.

Olympia'nın çeperinde, tanrıların buyruğunu gökyüzünden yeryüzüne sabitleyen Zeus’a adanmış o kutsal koruluk uzanır. İktidarın meşruiyetini ilahi bir dokunulmazlıkla mühürleyen bu topraklar, aynı zamanda yontucu Pheidias’ın atölyesine ev sahipliği yapar; burada, taşın üzerinde yükselen otorite figürleri, sanatın estetik zırhı ardında hiyerarşinin kalıcı olduğunu tebaa belleklerine kazır. O devasa heykellerin soğuk bakışı altında biçimlenen düzen, insanın özgür iradesini kendi kurduğu mermer labirentlere hapseden sessiz bir tahakkümün mekansal yansımasıdır.
Silenos
Bak evlat, kulaklarını şöyle iyice aç da sana biraz Altis'ten bahsedeyim. Hani şu "kutsal topraklar" dedikleri, kuşların bile kanat çırpmaktan çekindiği, ağaçların sanki Zeus’un fısıltılarını taşıdığı o yer var ya... İşte orası, Altis.

Şehrin hemen kıyısında, Olympia denilen o meşhur diyarın kalbi. Öyle sıradan bir koruluk sanma sakın; burası gökyüzü sakinlerinin en sevdiği oyun alanlarından biri. Bir zamanlar o ağaçların gölgesinde, rüzgarın uğultusuyla karışık çekiç sesleri yankılanırdı. Kimin mi? O meşhur yontucu Pheidias’ın!

Pheidias dediğin adam, eline bir çekiç ve keski aldığında mermere sadece şekil vermezdi, ona ruh üflerdi. Atölyesi bu kutsal ormanın tam orta yerinde, ağaçların yaprakları arasından sızan güneş ışıklarıyla aydınlanırdı. Düşünsene, dışarıda bir yanda zeytin ağaçları fısıldaşırken, içeride devasa tanrı heykelleri yavaş yavaş ete kemiğe bürünürdü. İnsan oradan geçerken sadece toprak kokusunu değil, aynı zamanda mermer tozuna bulanmış bir büyücünün huzurunu solurdu.

Sanki Pheidias, eserlerini bitirdiğinde tanrıların gelip şöyle bir bakıp, "Fena olmamış, biraz daha canlı duruyor," diye onaylamalarını beklermiş gibi çalışırdı. O günlerde Altis, sadece bir orman değil, gökyüzü sakinlerinin yeryüzündeki eviydi. Bugünün insanları sadece "tarih" deyip geçiyor ama bizler, o gölgeli yollarda yürürken hala Pheidias’ın keskisinin o ritmik tıkırtılarını duyar gibi oluruz.

Bir yudum neşe, bir tutam da merak... İşte Altis’in sırrı da tam burada gizli: İnsanoğlunun elleriyle tanrıların yüceliğini birleştirip, ağaçların sessizliğinde sonsuzluğa bırakmak. Ne dersin, o atölyenin kapısından içeri girseydin, sen de bir heykelin göz kırptığını görür müydün? Kim bilir, belki de o sessizliği dinlemeyi öğrenmek gerek.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi