Thesauros Mitoloji Alphesiboia

Alphesiboia

Alphesiboia

Dionysos’un kaplan kılığına girip kovaladığı, aşkıyla Tigris ırmağına adını veren ve Medos’u dünyaya getiren tutkulu nympha.

Asyalı bir nympha olan Alphesiboia, Dionysos’un arzusunun hedefi haline geldiğinde, tanrısal iradenin karşısında kaçışın beyhudeliğiyle yüzleşir. Dionysos’un bu arzuyu tatmin etmek adına bir kaplan kılığına bürünüp onu av gibi kovalaması, gücün kendi oyun alanını inşa ederken yarattığı tahakkümün alegorisidir; zira kızın ırmağın kıyısında çaresizce teslimiyeti, aslında dışsal bir baskının dayattığı bir uzlaşmadır. Bu zoraki birleşmeden doğan Medos, yalnızca bir soyun atası değil, aynı zamanda boyun eğişin coğrafyaya kazınmış bir nişanıdır. Öyle ki, kızın geçmek zorunda kaldığı ırmağa verilen Tigris yani Kaplan ismi, tanrısal hükmün sadece canlılar üzerinde değil, toprak ve akarsular üzerinde dahi nasıl kalıcı bir mühür bıraktığının sessiz kanıtı olarak akar.
Silenos
Ah, şöyle geçin bakalım yanıma; güneşin son ışıkları ağaçların arasından süzülürken kulak kabartın bana. Size, zamanın tozlu sayfalarından, nehirlerin akışına karışmış eski bir hikaye anlatayım.

Asya’nın uçsuz bucaksız topraklarında, gökyüzü sakinlerinin bile gözlerini alamadığı güzellikte bir Nympha yaşardı: Alphesiboia. Öyle zarif, öyle çevikti ki, ayakları toprağa değdiğinde çimenler bile onu kıskanır, başlarını eğerek selam verirdi. Bizim Dionysos, hani şu neşenin ve karmaşanın efendisi olan o meşhur tanrı, bu kızın peşine düşmeye görsün...

Dionysos, malum, aklına koyduğunu yapmadan rahat etmez. Alphesiboia’yı elde etmek, onun kalbindeki o dizginlenemez arzuyu dindirmek için binbir oyun kurdu. Sonunda, o meşhur çevikliğini göstermek için olacak, kocaman, tüyleri parıldayan heybetli bir kaplana dönüştü. Nympha, arkasında o ürkütücü kükremeyi ve taze toprak kokusunu duyduğunda kalbi kuş gibi çarparak koşmaya başladı.

Kaçtı, kaçtı... Ama karşısına, yatağında gürül gürül akan o azgın nehir çıktı. Arkasında kaplanın nefesini, önünde ise derin suları hisseden Alphesiboia, başka çaresi kalmadığını anladı. Ya suların hırçın kollarına teslim olacaktı ya da arkasındaki o kudretli tanrıya. Sonunda, nazik bir teslimiyetle, tanrının güçlü kollarının arasına sığındı.

İşte o gün, o nehir kıyısında bambaşka bir kader yazıldı. Alphesiboia’nın kucağında dünyaya gelen çocuk, yani Medos, büyüdüğünde büyük Med’ler boyunun atası oldu. Peki ya nehir mi? İnsanlar ona ne dediler dersiniz? Kaplanın hızı ve tanrının dokunuşu hatırına, o günden sonra o suya "Tigris", yani "Kaplan Irmağı" dediler.

Bakın işte, doğa bazen en saf aşkları böyle gizler, bazen de bir nehrin çağıltısına adını fısıldar. Şimdi, kadehlerinizdeki son damla serinliği yudumlayın ve düşünün; belki de bugün yanınızdan geçen bir kaplan değil, sadece rüzgarda sallanan bir ağaç dalıdır ama hikayesi, tıpkı Alphesiboia’nınki gibi, hala gökyüzü sakinlerinin kulaklarında çınlıyordur.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi