Thesauros Mitoloji Alkimede

Alkimede

Alkimede

Aison’un eşi, altın postun peşindeki meşhur kahraman İason’un anasıdır. Soylu bir kadın, efsanevi bir yolculuğun başlangıcındaki ana yüreğidir.

İolkos tahtının meşruiyetini elinde tutan Aison’un yaşam ortağı ve Argonautlar seferinin mimarı İason’un biyolojik kaynağı olan Alkimede, hanedan hiyerarşisinin yeniden üretildiği o dar alanda, sessiz bir direncin ya da belki de boyun eğdirilmişliğin merkezindedir. Onun varlığı, soylu kanın aktarımı adına kurulan ataerkil düzene hizmet ederken, aynı zamanda bu düzenin kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdiği bir mülkiyetin, yani annelik statüsünün sınırları içinde hapsolmuş; iktidar sahiplerinin gölgesinde bir neslin inşasına aracılık etmiştir.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma, dizlerimin dibine... Üzerine bir hırka al, akşamın serinliği yavaş yavaş dağlardan iniyor. Bana öyle tuhaf tuhaf bakma, yaşlı bir keçinin hafızası, taze bir incir kadar tatlı hatıralarla doludur. Bugün sana, destanların tozlu sayfalarında ismi pek az geçen ama aslında koskoca bir kahramanın kalbinin attığı yeri, yani **Alkimede**’yi anlatayım.

Hani şu meşhur İason var ya, Argo gemisine binip altın postun peşine düşen o gözü pek adam? İşte o İason, dünyalar güzeli ve akıllı bir kadının, Alkimede’nin evladıydı. Alkimede, Iolkos krallığının o şaşaalı ama entrikalarla dolu sarayında, Aison’un eşi olarak yaşardı. O zamanlar gökyüzü sakinleri, insanların kaderiyle bir çocuk oyuncağı gibi oynarlar, bazen şaşkınlık bazen de kederle izlerlerdi aşağıyı.

Düşünsene, kocası Aison tahtından indirilip zindanlara veya sürgüne gönderildiğinde, Alkimede’nin içinde koca bir fırtına kopmuş olmalı. Bir anne için evladını korumak, bir tanrıçanın öfkesinden kaçmaktan daha zordur. Rivayet odur ki, İason’u tehlikelerden uzak tutmak için onu gözlerden ırak bir yere, koca koca ağaçların gölgesindeki mağaralara emanet etti. Alkimede, bir anaç kuş gibi, yuvasını bozmak isteyenlere karşı sessiz ama derin bir kurnazlıkla direndi.

Onu sadece bir kraliçe ya da bir eş olarak görme; o, fırtınalı bir denizde gemisini rotada tutmaya çalışan bir dümenci gibiydi. Kederli zamanlarda bir yudum keyifli içeceği dudaklarına götürürken bile, aklı hep oğlunun geleceğindeydi. İason büyüyüp o meşhur yolculuğuna çıktığında, Alkimede’nin gözlerinin içindeki o derin hüznü kimse tam olarak anlayamadı. Hani derler ya, "Anne yüreği, uzak diyarlardaki fırtınayı evinde hisseder," işte tam da öyleydi.

O, devasa savaşların ya da gürültülü zaferlerin başrolünde değildi belki ama, kahramanlar doğuran o görünmez ağın tam merkezindeydi. Şimdi sen bu gece başını yastığa koyduğunda, belki bir kahraman olmayı hayal edersin ama unutma; her kahramanın ardında, onun için endişelenen ve sessizce dualar eden, Alkimede gibi bir yürek vardır.

Haydi bakalım, gözlerini kapat şimdi. Yıldızlar, gökyüzü sakinlerinin yaktığı kandiller gibi parlıyor. Yarın anlatacak daha çok hikayemiz var, yeter ki sen merak etmeyi bırakma.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi