Thesauros Mitoloji Aius Locutius

Aius Locutius

Aius Locutius

Roma'yı Galyalıların saldırısına karşı uyaran gizemli ses. İhmal edilen bu kehanet sonrası, tanrısal varlık adına Palatinus'ta bir tapınak yükseldi.

Latince “aio” (söylüyorum) ve “loquor” (konuşuyorum) fiillerinin birleşiminden türeyen Aius Locutius, kelime anlamıyla “söylenmiş olan söz”ü imler. İ.Ö. 390 yılında, Brennus önderliğindeki Galya orduları Roma kapılarına dayandığında, gökyüzünün boşluğundan süzülen isimsiz bir uyarı, tahakkümün sınırlarını zorlayan bu istilayı haber vermişti. Şehrin yerleşik düzeni, merkezden gelen bu iradeyi ciddiye almayarak kendi kaderini tayin etme gafletinde bulunmuş; yıkım ve yağma gerçekleştiğinde ise kaçınılmaz olanın bilgisi acı bir tecrübeyle onaylanmıştı. İstilanın ardından kentin mutlak otoritesi Camillus, düşmanın kovulmasını bir disiplin aygıtına dönüştürerek, iktidarın söylemi denetleme arzusunu somutlaştırdı. Palatinus tepesinin kuzey eteğinde yükselen tapınak, tanrısal bir sesi mimari bir yapı içine hapsederek, geleceğin ve felaketin ancak devletin kutsadığı bir noktadan duyulabileceğini tescilledi; böylece belirsizliğin sınırsız gücü, yerleşik hiyerarşinin gözetimi altına alındı.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş. Kulaklarını iyi aç, zira sana anlatacağım bu hikaye, insanların kendi kibirleri yüzünden nasıl kulaklarını kapattıklarına dair bir derstir.

Eski zamanlarda, Roma henüz öyle görkemli mermer sütunlarla dolu bir şehir değilken, gökyüzü sakinleri bazen fısıltılarla fani insanların yollarına ışık tutarlardı. İşte o günlerde, Roma halkı kendi dertlerine öyle gömülmüştü ki, etraflarında ne olup bittiğini görmez olmuşlardı. Tam o sırada, görünmez bir varlıktan, "Aius Locutius" denilen o gizemli sesten bir uyarı yükseldi. "Aio" der o ses, "yani söylerim", "loquor" der, "yani konuşurum." Yani anlayacağın, o günlerde havada yankılanan sesin adı bizzat "Söylenmiş Söz" idi.

Brennus adında, gözü dönmüş bir Galya komutanı, ordularını bir fırtına bulutu gibi Roma’nın üzerine sürüyordu. Gökyüzü sakinleri, şehrin surları üzerinde bir uğultuyla "Dikkat edin, yaban eller geliyor, yıkım kapıda!" diye haykırdılar. Peki, o kibirli Romalılar ne mi yaptı? Hiç. Birçoğu "Rüzgar sesidir," deyip omuz silkti, bazıları da kendi ziyafetlerinin gürültüsünden tanrısal sesi duyamadı bile.

Ah, o insanoğlunun hali! En çok da işlerine gelmeyen uyarıları duymazdan gelmeleri beni hep gülümsetir. Sonunda beklenen felaket gerçekleşti. Brennus ve ordusu şehre girdi; ortalık toz duman, yangın ve kargaşaya boğuldu. Şehir yağmalanıp yıkıldığında, o vakit "Keşke dinleseydik!" diye dizlerini dövdüler ama olan olmuştu bir kere.

Sonra ortalık yatışıp Diktatör Camillus yönetimi devralınca, "Biz hata ettik, gökyüzünün sesini görmezden geldik," dediler. Pişmanlıklarını göstermek için de o gizemli sesin ilk duyulduğu Palatinus tepesinin yamacına, koca bir tapınak diktiler. Aius Locutius’a adanan bu yer, artık insanlara şunu hatırlatıyordu: Bazen en bilgece söz, sadece bir rüzgar uğultusunda, görünmeyenin dilinde gizlidir.

Şimdi şarap kupamdan bir yudum alırken şunu düşün bakalım: Senin hayatında da, duymamazlıktan geldiğin ama aslında kulağının bir köşesinde hep yankılanan o "Söylenmiş Söz" var mı? Unutma, bazen yıkım gelmeden önce duyulan o fısıltı, kurtuluşun ta kendisidir. Hadi, şimdi git uyu, yarın belki sen de rüzgarın ne dediğini anlarsın.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi