Bir zamanlar, uzak diyarlarda Aigeus adında nazik bir kral yaşarmış. Bu kral, sevgili şehri Atina'yı tıpkı bir babanın evladını koruduğu gibi korurmuş. Ama kralın kalbinde kocaman bir boşluk varmış; çünkü hiç çocuğu yokmuş. Bir gün, gökyüzü dostlarımızın haberlerini getiren bilge kişiye gidip, "Ne yapmalıyım?" diye sormuş. Aldığı cevap biraz karışıkmış ama yolculuğu sırasında güzel Aithra ile tanışmış. Aithra, bir oğlu olduğunda ona Theseus adını vermiş ve kral da "Ona cesareti öğret, o büyüyünce beni bulur" demiş.
Gerçekten de öyle olmuş. Theseus, kocaman bir delikanlı olunca şehre dönmüş, babasının tahtında gözü olanları bir bir yollamış ve babasıyla kucaklaşmış. Aigeus o gün dünyalar kadar mutluymuş ama mutluluğu kısa sürmüş. O vakitler, başka bir diyarda Minotauros denen, herkesi korkutan bir canavar varmış. Şehrin gençlerini kurtarmak için Theseus gemisine atlayıp o canavarı bulmaya gitmiş.
Gitmeden önce babasına, "Baba, eğer zaferle dönersem gemime beyaz bir yelken takacağım, böylece beni uzaktan tanıyacaksın," demiş. Günler geçmiş, Aigeus her gün kıyıya inip oğlunu beklemiş. Bir gün ufukta bir gemi görmüş ama o da ne! Yelkenler kapkara! Theseus, heyecandan beyaz yelkeni takmayı unutmuş. Oğlunun başına kötü bir şey geldiğini düşünen yaşlı kral, üzüntüsünden kendini serin sulara bırakmış. İşte o günden beri, kralın hatırasına biz o masmavi sulara Ege Denizi diyoruz. Bugün bile o denizin dalgaları, sahilde oturan çocuklara kral Aigeus'un hikayesini fısıldar. Birazcık keyiflenmek için üzüm suyundan bir yudum alıp, bu güzel hikayeyi düşünmek ne güzeldir, değil mi küçük dostum?
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Sana krallardan, onların parlayan taçlarından ve o tacın altında ezilenlerden bahsedecegim. Herkes Aigeus'u büyük bir kral olarak anar, ama gel de gercege biraz daha yakından bakalım.
Aigeus, Atina'nın tahtında oturan bir adamdı. Tarih kitapları onun nasıl iktidara geldigini zaferle anlatır; oysa o zafer dedikleri sey, baskalarının kanı ve korkusu üzerine kurulmus bir satranç oyunundan baska bir sey degildi. Aigeus, sarayında kendi basına buyruk yasarken, cocugu olmadıgı icin icinde hic dinmeyen bir bosluk hissetti. Gokyuzu sakinlerinin kapısını asındırdı, bilgelik dilendi; ancak o büyük kralların cogu gibi, kendi hayatını düzene sokmak yerine, baskalarının hayatını birer oyun hamuru gibi kullanmayı seçti.
Troizen'e gitti ve orada genç Aithra'yı buldu. Aithra, bu hikayenin aslında en güçlü kahramanıydı; o bir kral degildi ama bir sistemi sırtında tasıyordu. Aigeus, Aithra'ya soguk bir emir verdi: "Bir ogul dogurursan, ona babasının adını söyleme." Düsün bir, bir babanın kendi evladından kimligini saklaması ne kadar ürkütücü degil mi? Aigeus, oglu Theseus'u sevgiyle degil, bir gün gelip kendi tahtını koruması gereken bir piyon olarak yetistirdi. Theseus büyüdü, babasının sarayına geldi ve Aigeus'un mirası olan o kanlı mücadelelerin içine çekildi.
Sonra o karanlık günler basladı. Aigeus, kral olmanın verdigi o agır sorumlulukla, Girit kralı Minos'un zulmüne boyun egmek zorunda kaldı. Yedi genc kız ve yedi genc erkek... Her yıl, kralların hırsları yüzünden, o masum genclerin denizlere gidisini sessizce izledi. Bu, gücün en acı yüzüydü; bir kral, halkını korumak yerine kendi koltugunu saglam tutmak icin en degerli canları feda etti.
Theseus, canavarı yok etmeye gittiginde babasına bir söz verdi, ama hatırla ki hafıza krallar icin en zayıf noktadır. Aigeus, o koca deniz kıyısında beyaz bir yelken beklemedi; o, aslında kendi korkularını bekledi. Gemi kara yelkenlerle döndügünde, Aigeus'un kendini denize bırakması bir kahramanlık hikayesi gibi anlatılır. Oysa bu, kendi yarattıgı sistemin agırlıgı altında ezilen bir adamın son kacısıydı. Bugün Ege dedigimiz o derin mavi deniz, aslında Aigeus'un hatalarının ve kaybettigi masumların göz yasıdır.
Unutma evlat, sarap kadehini dudagına götüren bilge, gercegi de hatırlar: Krallar ölür, denizler kalır, ama en önemlisi, hikayenin kurbanı olan o sessizler hic unutulmaz. Gercekler, taht odalarının altın yaldızlı duvarlarında degil, iste tam da böyle sırlar gizli, dalgalı sularda saklıdır.