Thesauros Mitoloji Aietes

Aietes

Aietes

Helios’un oğlu, Kolkhis’in altın post bekçisi kralı. Kirke’nin kardeşi, Medeia’nın babası; Argonautlar karşısında kızı yüzünden tahtını kaybeden bilge.

Helios ile Okeanos kızı Perseis’in soyundan gelen Aietes, ilahi kanın meşruiyetiyle önce Korinthos tahtına kurulmuş, ardından Kafkasya’nın sarp yamaçlarında, bugünkü Gürcistan topraklarında uzanan Kolkhis’in mutlak hakimi olmuştur. Büyücü Kirke ve Minos’un eşi Pasiphae ile aynı kandan beslenen bu figür; Medeia ve Apsyrtos’un babası olarak, mülkiyetin ve soyun korunduğu hanedan yapısının merkezindedir.

Tanrısal otoritenin bir nişanı olarak kabul edilen altın post, Phriksos tarafından kendisine sunulduğunda, Aietes bu kutsal nesneyi Ares’e adanmış ormanda bir meşe ağacına sabitlemiş, ejderi ise bu sembolik iktidarın etrafına aşılmaz bir sınır çizgisi çekmek için görevlendirmiştir. Iason ve Argonautlar bu tahakküm alanına nüfuz etmeye kalktıklarında, kral onları bir dizi sınava tabi tutarak kendi iradesinin üstünlüğünü kanıtlama çabasına girmiştir. Medeia’nın ihanetiyle parça parça edilen Apsyrtos’un bedenini toplamak zorunda bırakılması, Aietes’in kendi soyu üzerinden yürüttüğü iktidar hırsının, evlatlarının dahi bu düzende ancak birer enstrüman olduğunun trajik bir resmidir. Ejderin koruduğu o postun yitimi, bir otoritenin kendi sınırlarını koruma konusundaki çaresizliğini belirginleştirirken; tahtını kaybeden kralın, ancak yıllar sonra kızının yardımıyla yeniden ele geçirdiği tacı, iktidarın aslında ne kadar kırılgan ve sürekli bir yeniden inşa zorunluluğu barındırdığını gözler önüne sermektedir.
Silenos
Gelin bakalım şöyle, ateşin başına yaklaşın. Yaşlı gözlerimin gördüğü, zamanın tozlu sayfalarında kalmış bir hikaye anlatayım size. Hani şu Güneş tanrı Helios var ya, arabasıyla gökyüzünde ışıl ışıl parlayan? İşte onun ve okyanusun derinliklerinden gelen Perseis’in oğlu Aietes’ten bahsedeceğim. Kendisi, kanında biraz parlaklık, biraz da huysuzluk taşıyanlardan.

Aietes, önce Korinthos’ta krallık koltuğuna oturmuş ama sonra rotayı kuzeye, o yüksek Kafkas dağlarının eteklerine, Kolkhis’e kırmış. Kolkhis, bildiğiniz gibi bugün Gürcistan dediğimiz o sisli ve görkemli topraklardır. Bu adamın ailesi de tam bir renk cümbüşü; hani şu meşhur büyücü Kirke var ya, işte onun öz kardeşi olur. Bir de Pasiphae var, o da kardeşlerinden. Aietes hem bilge, hem hırslı hem de birazcık… diyelim ki, elindekini kaptırmaktan hiç hoşlanmayan bir kraldı.

Hikayenin düğümü, gökyüzü sakinlerinin bir oyunuyla başlar. Phriksos adında bir genç, kız kardeşi Helle ile altın tüylü bir koçun üzerinde göklerde süzülerek buraya sığınır. Koç kurban edilince o meşhur Altın Post, Aietes’e kalır. Kralımız bunu öyle sıradan bir hazine gibi sandığa mı kaldırır? Asla! Onu savaş tanrısı Ares’e adanmış o karanlık meşe ormanına asar ve bekçilik yapması için de gözünü kırpmayan, ağzından alevler saçan korkunç bir ejderha diker. "Buyrun gelin, alın bakalım alabiliyorsanız!" der gibi.

Sonra Iason ve o meşhur Argonautlar çıkagelir. Aietes, karşılarında altın pırıltılı bir kral edasıyla durur ama içten içe "Sizi gidi maceracılar sizi," diye düşünür. Altın Post’u almak isteyenlere türlü türlü çetin sınavlar çıkarır. Ancak hesaba katmadığı bir şey vardır: Kendi kızı, o zehirli otların ve iksirlerin efendisi Medeia.

Medeia, Iason’a vurulunca işler karışır. Babasının o devasa ejderhasını uyutur, Altın Post’u çalıp kaçarlar. Aietes öfkeden deliye dönmüş halde peşlerine düşer ama kızı Medeia, sadece iksirlerde değil, kurnazlıkta da ustadır. Kendi kardeşi Apsyrtos’u bile bu kaçışın içine katıp, sonra parçalara ayırarak denize savurur. Aietes, oğlunun parçalarını toplamakla öyle vakit kaybeder ki, geminin ufukta kayboluşunu izlemekten başka çaresi kalmaz. Yüreği kırgın ve ağır bir şekilde, eli boş döner Kolkhis’e.

Bazen hayat, gökyüzü sakinlerinin çizdiği yolda zikzaklar çizer; Aietes de krallığını kaybeder. Ama kaderin cilvesi bitmez; yıllar sonra kızı Medeia, bu kez ona yardım elini uzatır ve kral tacını yeniden kafasına takar.

İşte böyle… Bir Altın Post, bir ejderha ve kendi evlatlarının karmaşasıyla örülü bir hayat. Şarabın tadı bazen buruk, bazen tatlıdır ya, Aietes’in hikayesi de tam olarak öyle. Hadi bakalım, şimdi uyku vakti, rüyalarınızda belki o altın postun parıltısını görürsünüz.

Pusula

Üyelik

Dil ve Tema

Dil Seçimi
TR EN
Tema Seçimi