Thesauros Mythology Yüz Kollular

Yüz Kollular

Yüz Kollular

Gaia ve Uranos’un elli başlı, yüz kollu devleri; Olymposluların Titanları yenmesinde başrolü oynayıp Tartaros’un amansız bekçileri olmuşlardır.

Hesiodos’un Theogonia’sında Hekatonkheires olarak geçen yüz kollu devler, Gaia ile Uranos’un öfke ve hayret uyandıran meyveleridir; Kottos, Briareus ve Gyes isimli bu kudretli varlıklar, devasa omuzlarından dökülen yüzer kol ve her birinin üzerindeki elli baş ile doğanın kontrol edilemez, sınır tanımaz gücünü simgelerler.

Uranos, bu kontrol edilemez çokluktan ve potansiyelden duyduğu endişeyle, iktidarını mutlak kılmak adına onları yerin yedi kat altına hapsetmeyi seçer; varlığına tehdit olarak gördüğü her şeyi karanlığa gömmek, onun için düzeni korumanın yegane yoludur. Ancak egemenliği elinde tutan yeni Olympos hiyerarşisi için bu dışlanmış güç, Titanlara karşı bir savaş aracı olarak yeniden keşfedilir; Zeus’un stratejik aklıyla yeraltından çıkarılan devler, efendilerinin buyruğuna giren birer vurucu kuvvete dönüşürler.

Savaş meydanında sahneye çıkan Kottos, Briareus ve Gyes, üç yüz taşı aynı anda fırlatarak Titanların direnci üzerinde mutlak bir yıkım yaratırlar; bu şiddet, yerleşik nizamın lehine bir zaferle taçlandığında devler artık sadece yok edici değil, aynı zamanda düzenin bekçileridir. Zeus, bir zamanlar hapsedilen bu azmanları, şimdi yendiklerini Tartaros’un derinliklerinde zapt etmekle görevlendirir; böylece bir dönem özgür ve başıboş olan bu güç, artık başka bir iktidarın tahakkümünü pekiştiren, zincirin öbür ucunda sadakatle duran birer gardiyana dönüşür.
Silenos
Gelin bakalım şöyle, ateşin başına yaklaşın. Yaşlı bir keçinin dizleri titrer ama hafızası hala taze, merak etmeyin. Size bugün göklerin ve yerin henüz genç olduğu zamanlardan, "Hekatonkheir" dedikleri o devasa kardeşlerden bahsedeyim. Hani şu Kottos, Briareus ve Gyes...

Toprak Ana Gaia ile Gökyüzü Baba Uranos’un çocuklarıydı onlar. Ama öyle sizin bildiğiniz, sağında solunda iki kolu olan çocuklardan değil! Düşünsenize, bir omuzdan aşağı sallanan tam yüz kol... Her birinin omuzlarında ise elli tane kafa! Biri bir şeye şaşırsa, diğeri şarkı söylese, öbürü yemek istese vay haline o bedenin, değil mi? Ama işte, güçleri de bir o kadar korkunçtu. Uranos, babaları olacak o huysuz adam, bu çocukların gücünden öyle bir korktu ki, "Bunlar başıma bela olur" dedi ve hepsini yerin yedi kat altına, o zifiri karanlığa hapsetti.

Gel zaman git zaman, gökyüzü sakinleri arasında büyük bir kavga koptu. Olympos’un kudretli tanrıları, eski toprak Titanlarla kapışmaya başlayınca işler sarpa sardı. Zeus, "Bize bu savaşı kazandıracak biri lazım," dedi ve aklına yerin altındaki o devler geldi. İndiler aşağı, onları o karanlıktan çıkardılar.

Bir düşünün; savaş meydanına üç tane dev çıkıyor, omuzlarında yüzlerce kol, ellerinde kocaman kaya parçaları... Kottos, Briareus ve Gyes bir öfkelendiler ki sormayın! Bir anda üç yüz taşı birden havaya fırlattılar. Titanlar neye uğradıklarını şaşırdı. Gökyüzü sakinleri bir hamlede işi bitirdi, devler sanki yağmur gibi taş yağdırdı gökten. Titanları öyle bir ezdiler ki, yerin dibine, ta Tartaros'un en karanlık köşesine kadar gönderdiler onları.

Savaş bitince Zeus onlara, "Siz harika iş çıkardınız," dedi. "Ama bir ricam var; şu yaramazları yerin altında tutmaya devam edin." O günden beri, o yüz kollu devler orada, bekçilik görevlerini yapıyorlar.

Şimdi, her bir koluyla farklı bir iş yapabildiğinizi hayal edin; biriyle elma yerken diğeriyle resim çizmek, bir başkasıyla saçınızı tararken öbürüyle top oynamak... Kulağa eğlenceli geliyor değil mi? Ama o kadar çok kafayla kime kulak vereceğini şaşırmak da bir dert. Yine de insan bazen isterdi; keşke hayatın yükünü taşıyacak o kadar çok kolu olsa insanın, değil mi hahah?

Hadi bakalım, şarabın tortusu bitti, hikayenin de sonu geldi. Başka bir zaman yine gelin, size Kirke’nin adasındaki o tuhaf evcil hayvanlarından bahsederim.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme