Gelin bakalım küçük dostlarım, şöyle bir kenara ilişin. Şu yaşlı kulaklarınız bir efsane duysun. Hayat dediğin, bazen ayağın taşa takılıp düşmek gibidir; insanlık hali, bazen "Ate" denilen o hınzır Gaflet Tanrıçası aklınızı çeler de bir hata yaparsınız. Hani elinizde olmadan birine haksızlık edersiniz, kalbiniz kararır, gökyüzü sakinleri size kaşlarını çatar ya... İşte o anlarda işler biraz karışır.
Ama durun, hemen korkmayın! Tam o noktada, Zeus’un kızları olan o garip, o hüzünlü ama bir o kadar da kıymetli kızlar sahneye çıkar: Yalvarılar, yani Litai.
Litai’yi bir görseniz, "Tanrıça dediğin ışıl ışıl olmaz mı?" diye şaşırırsınız. Bizimkiler öyle değil işte; topallar, yüzleri biraz buruşuk, gözleri hafif şaşı. Neden mi? Çünkü Ate yani o meşhur Suç, dünyanın dört bir yanında rüzgar gibi koşturur, gencecik insanların aklını çeler, hatalar yaptırır. O kadar hızlıdır ki, Suç her zaman bir adım öndedir. Litai ise peşlerinden kan ter içinde koşar, o topal halleriyle, dertli dertli iz sürerler. Amaçları ne mi? Ate’nin arkasında bıraktığı o pisliği, o kırılan kalpleri ve yapılan hataları temizlemek.
İnsanlar hata yaptıklarında, pişman olup ellerini göğe açtıklarında; adaklar sunup, kurbanlar yakıp "Hata ettim, pişmanım" dediklerinde, Litai hemen yardıma koşar. O şaşı gözleriyle pişman olanın kalbini görür, yaraları sarmaya çalışırlar. Kendilerine saygı duyanın, içtenlikle üzülenin elinden sımsıkı tutarlar.
Ancak bir de inatçılar vardır hani... Hata yapar ama "Umrumda değil!" dercesine omuz silker, kibirle diklenirler. İşte o zaman Yalvarılar o hüzünlü yüzlerini göğe çevirirler. Babaları Zeus'a gider, "Baba," derler, "biz bu kişiye şans verdik, hatasını görmesini söyledik ama o bizi duymadı." Ve o andan itibaren, o inatçı insanın peşine bizzat Ate düşer. Hatasının bedelini ağır öder, kendi ektiğini biçer.
Görüyorsunuz ya, hayat biraz da bu ikili arasındaki kovalamaca. Hata yapmak insana mahsustur ama önemli olan, o topal ayaklarıyla peşinizden gelen Yalvarılar’a kulak vermek, hatalarınızı düzeltmek için size uzattıkları eli tutmaktır. Şarabın tadı nasıl içene göre değişirse, hayat da hatalarımıza karşı aldığımız tavra göre öyle şekerlenir ya da acır. Hadi bakalım, şimdi gidin de kalbinizi ferah tutun, ama sakın Ate’nin o hızlı adımlarına kanıp da kendinizi kaptırmayın.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun yanaklı küçük yolcu... Masallarda sana anlatılmayan, o parıltılı sarayların duvarları ardında fısıldanan bir sır var. Kadehimi, hayatın acı-tatlı neşesiyle doldurup şöyle bir yaslanayım da anlatayım sana. Hani kralların, o kibirli Agamemnon gibilerin "kader" dedikleri ama aslında kendi hırslarından doğan karanlık gölgeler vardır ya... İşte o gölgelerin hikayesi bu.
Tanrıların katında Ate dedikleri bir uğursuzluk, bir gaflet rüzgarı eser. Bu rüzgar, güçlülerin kibrini kamçılar; onları gözü kara bir hırsla başkalarının hayatlarını yakmaya iter. Sonra o krallar, kendilerini kusursuz sanan o devasa figürler, bir hata işlediklerinde ya da masumların ahını aldıklarında, arkalarından Litai’leri gönderirler.
Sen onları "Yalvarılar" diye bilirsin; hani o topal, yüzleri buruşuk, gözleri şaşı tanrıçalar. Neden mi öyleler? Çünkü onlar, kralların sebep olduğu o derin yaraları onarmaya çalışmaktan yorgun düştüler. Litai, bir vicdan sızısı gibi topallayarak arkadan gelir. Oysa Ate, yani o hırslı suç, çevik ayaklarıyla çoktan uzaklaşmış, geride ezilmiş insanlar ve yıkılmış hayatlar bırakmıştır.
Şimdi iyi dinle güzel çocuğum; sistemin çarkı böyle işler: Biri kibirle dünyayı ateşe verir, diğeri ise o ateşi söndürmek için yalvar yakar kapı kapı dolaşır. Krallar, adaklar ve kurbanlarla bu tanrıçaları satın alabileceklerini sanırlar. Sanki altın parıltısı, bir insanın yaşadığı haksızlığın izini silebilirmiş gibi... Eğer bir kral Litai'nin o buruk, yaşlı sesine kulak asmazsa, bu kez Litai ellerini semaya açar ve o kibrin sahibini, kendi kurduğu düzenin karanlığına mahkum eder.
Gerçek şudur ki evlat; bazen Litai'nin topallaması, o kibirli kralların koşusundan daha asildir. Çünkü onlar, başkalarının hatasını sırtlanmak zorunda kalan, aslında hiç yapılmaması gereken o "suçlar" için bedel ödeyen sessizlerin yoldaşıdır. Sakın unutma; gücün sahipleri arkalarında Ate'nin izini bırakırken, sadece kalbi olanlar Litai'nin o nasırlı ellerinden tutabilir.
Şimdi git, bu dünyada sadece güçlülerin değil, o topal tanrıçaların da sesini duymaya çalış. Çünkü asıl bilgelik, Ate'nin yarattığı yıkımı değil, Litai'nin o acı dolu onarma çabasını anlayabilmektir.