Thesauros Mythology Tufan

Tufan

Tufan

Zeus’un yok ettiği insanlıktan geriye kalan Deukalion ve Pyrrha, attıkları taşlarla yeni bir soy yaratarak yeryüzünü yeniden yaşanır kıldılar.

Yunan mitosunun Tufan anlatısı, Behçet Necatigil’in *Mitologya* eserinde, tepedeki iradenin yeryüzünü yeniden dizayn etme arzusu üzerinden şekillenir. Zeus, insanların artan cüretini ve kendi buyruğuna karşı sergiledikleri itaatsizliği, tüm yaşamı silip süpüren bir tufanla cezalandırmayı uygun görür. Bu mutlak yok edişten sağ çıkanlar ise ancak bir otorite figürününPrometheus’unönceden kurduğu tahakküm karşıtı bir strateji olan tekne yapımı bilgisi sayesinde varlıklarını sürdürebilen Deukalion ile Pyrrha olur.

Dokuz günlük sarsıntının ardından Parnassos Dağı’na ulaştıklarında, boyun eğdikleri merkezi gücün, yani Zeus’un, yeni bir düzen kurmaları için öne sürdüğü gizemli "ananın kemikleri" buyruğunu yerine getirmekten başka çareleri kalmaz. Taşların arkaya atılmasıyla yeniden biçimlenen insan soyu, toprağın katılığına mahkum, hiyerarşinin taşlaşmış mirasını devralır; Deukalion’un taşları erkekleri, Pyrrha’nınkiler ise kadınları doğurur. Pandora’nın kızı olan Pyrrha ile süregelen bu döngü, ilk kadının yarattığı o kaotik ama özgün varoluşun yerini, tanrısal buyruğa bağlı bir yeniden doğuşa bırakır. İlginçtir ki, Hesiodos *Theogonia*’da Pandora’nın statüsünü ve getirdiği değişimi detaylandırırken, iktidarın bu şiddetli arındırma ve yeniden şekillendirme ritüeli olan Tufan’a satırlarında hiç yer ayırmaz.
Silenos
Gel şöyle otur bakalım, dizlerimin dibine. Görüyorsun ya, zaman dediğin nehir bazen yatağından taşıyor, tıpkı o eski, çok eski günlerde olduğu gibi. Gökyüzü sakinleri, aşağıda olan bitene bazen fena halde kaş çatarlar. O zamanlar da tam öyle olmuştu işte. Zeus, yukarıdan bakmış bakmış, insanların birbirine ettiği kötülüklerden, o bitmek bilmeyen hırslardan öyle bir bıkmış ki, "Yeter artık," demiş, "bu defteri kapatmanın vakti geldi."

Ama dur, herkesi silip süpürmek öyle kolay mı sanırsın? Kader ağlarını örmeye başlamıştı bile. **Prometheus**, o hani insanı çamurdan yoğuran, zekasıyla tanrıları bile şaşırtan bilge titan, oğlu **Deukalion**’un kulağına fısıldadı: "Koca bir tekne yap evlat, çünkü gökyüzünden dökülecek olan sadece yağmur olmayacak."

Gerçekten de öyle oldu. Bulutlar sanki delindi, denizler taştı, dünya koca bir su küresine döndü. Deukalion ve karısı **Pyrrha**, o teknenin içinde dokuz gün dokuz gece boyunca derya kuzusu gibi yüzdüler. En sonunda tekne, bugün bile zirvesi bulutları öpen **Parnassos** dağına çarptığında sular duruldu. Dışarı çıktıklarında karşılaştıkları manzara... Eh, sessizlikten başka bir şey yoktu. Dünya bomboş, dünya ıssızdı.

İkisi de üzgündü, yapayalnız kalmışlardı. Zeus’a seslendiler: "Bize akıl ver, bu dünya kimsesiz mi kalsın?" Tanrı’nın cevabı ise bir bilmece gibiydi, hem biraz ürkütücü hem de çok derin: "Arkanıza bakın ve ananızın kemiklerini saçın!"

Pyrrha, ki kendisi o ilk meraklı kadın **Pandora**’nın kızıdır, "Anamızın kemikleri mi? Bu ne demek şimdi?" diye şaşırdı. Ama Prometheus’un o keskin zekası yine devreye girdi. "Düşünsenize," dedi, "hepimizin anası **Gaia**, yani yeryüzü değil mi? Onun kemikleri de kayalar, taşlardır!"

İşte o gün, o ıssız dağ başında, dünya için yeni bir başlangıç oldu. Deukalion ve Pyrrha, yerdeki taşları alıp arkalarına fırlattılar. Deukalion’un attığı her taştan yiğit bir erkek, Pyrrha’nın attıklarından ise zarif kadınlar türedi. Taşlar toprağa düşer düşmez, içlerinden birer nefes, birer can fışkırdı.

Şimdi görüyor musun? Bizler, o zamanlar fırlatılan taşların çocuklarıyız. Yani içimizde biraz inat, biraz sertlik, ama çokça da o toprağın kadim sağlamlığı var. Bazı tozlu kitaplar, Hesiodos gibi eski dostlarımız bu hikayeyi yazmamış olabilirler, belki de anlatılacak o kadar çok şey vardı ki sıra buna gelmedi. Ama biz biliyoruz; bir şey biterken, aslında yenisi için yer açıldığını...

Hadi bakalım, şimdi git de biraz koştur. Ama unutma, attığın her adımda aslında bir taşın, bir dağın ruhunu taşıyorsun. Fazla yaramazlık yapma, olur mu? Gökyüzü sakinleri her zaman izler, bazen gülümserler, bazen de... eh, bazen de böyle tufanlar koparırlar!

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme