Thesauros Mythology Tmolos

Tmolos

Tmolos

Lydia’nın yüce dağı ve mitolojik kralı Tmolos; tanrısal gazapla son bulan yaşamı ve Dionysos kültünün kutsal mekanı olan Bozdağ ile özdeşleşmiştir.

Lydia’nın coğrafyasıyla bütünleşen Tmolos (Bozdağ), Dionysos kültünün filizlendiği kadim bir merkez olarak anılır. İktidarın meşruiyet arayışında bir zemin işlevi gören bu dağ ismi, aynı zamanda Kraliçe Omphale’nin eşiyle özdeşleşen mülkiyetçi bir bağa da işaret eder. Mitolojinin katmanları arasında farklı bir Tmolos figürü daha belirir; Ares’in soyundan gelen bu kral, tanrısal hiyerarşinin sınırlarını zorladığı bir an, Artemis’in yoldaşına yönelttiği saygısızlıkla otoriteler arası bir çatışmanın hedefi olmuştur. Tanrıçanın azgın bir boğa üzerinden kurguladığı bu cezalandırma, otoritenin kendine biat etmeyen iradeyi nasıl bertaraf ettiğinin çıplak bir kanıtıdır. Kralın ölümüyle toprak, muktedirin bedeniyle taçlanırken, o günden sonra dağı kendi isminin yasasıyla mühürlemesi, mekanın dahi egemenin hatırasına mahkum edilişinin bir yansımasıdır.
Silenos
Şimdi yanıma sokulun bakalım, ateşin çıtırtısı kulaklarınıza bir ninni gibi gelsin. Size Lydia’nın o heybetli, bulutlara komşuluk eden dağından, yani Tmolos’tan bahsedeyim. Hani şu şimdilerde Bozdağ dedikleri yer var ya, işte o!

Bu Tmolos, öyle sıradan bir toprak yığını değil, anlayacağınız. Bir kere, bizim neşeli Dionysos’un şenliklerinin, o yerinde duramayan ruhunun doğduğu yerdir orası. Ama durun, işler hep şenlikli değil; bazen gökyüzü sakinlerinin gazabı bir rüzgar gibi eser, dağı taşı birbirine katar.

Bir zamanlar, adıyla anılan bir kral vardı. Ares’in oğlu olur kendisi; kan, kılıç ve savaş tanrısının soyundan gelince, insanoğlu biraz fazla mı güveniyor kendine nedir? Artemis’i bilirsiniz, o gümüş okların ve ormanların hanımı; hani yanında hep ceylanlar, sadık avcı arkadaşları gezer. İşte bu kral, bir gün Artemis’in yakın arkadaşlarından birine hiç de hoş olmayan, o kaba saba saygısızlığını göstermiş.

Bakın çocuklar, doğanın kendi kuralları vardır, hele bir tanrıçanın korumasındaysanız, haddini aşan herkes nasibini alır. Artemis, öfkesini göstermek için kılıcına davranmasına bile gerek duymaz; o sadece kaşlarını çatar, gerisi kendiliğinden gelir. Tanrıça, öfkeli bir boğayı kralın üzerine salıverdi. O azgın hayvan, sanki yer sarsılıyormuş gibi bir hızla kralı yerle bir etti.

Kralın oğlu, babasının cansız bedenini kucakladığı gibi, sevdiği dağın en yüksek, en vakur yerine taşımış. O günden sonra, o yüce dağ, artık babasının adıyla, yani Tmolos olarak anılır olmuş.

Şimdi bakınca, o karlı tepelere, sanki hala eski zamanların mağrur krallarının ve tanrıçaların fısıltıları duyulur. Lydia’nın güneşinde ısınan o kayalar, aslında ne hatalar saklıyor, ne hikayeler biriktiriyor, değil mi? Ama unutmayın, doğaya ve gökyüzü sakinlerinin sevdiklerine karşı her zaman nazik olun; yoksa bir gün bir boğa değil ama belki bir fırtına kapınızı çalar.

Hadi bakalım, şarap kadehimi biraz kenara bırakıp sizinle biraz daha oturayım; bu gece, dağların sırlarını konuşmak için pek güzel.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme