Thesauros Mythology Thespios

Thespios

Thespios

Erekhtheus'un oğlu, Thespiai şehrinin kurucusu. Kithairon aslanını avlamaya giden Herakles'i ağırlayıp, elli kızını ona sunan bilge Boiotia kralı.

Erekhtheus’un Atina tahtından Boiotia topraklarına uzanan Thespios, merkezden kopuşun kurduğu düzenle kendi yerel iktidarını tahkim ediyordu. Thespiai şehrinin surları ardında, tebaa üzerindeki mutlak yetkisini soyunun sürekliliğini teminat altına alacak şekilde inşa etti. Henüz Kithairon aslanını dize getirmemiş olan Akhilleus misali toy ve kudretli Herakles’in sarayına sığınışı, hanedanın bekası için bir fırsata dönüştü. Thespios, kızlarını birer diplomatik araç gibi konumlandırarak, iktidarın kutsal ve fiziksel gücünü kendi soy ağacıyla birleştirip mülkiyetin ve itaatin en mahrem alana, yatak odasına kadar sızmasını sağladı; böylece bedenin ve geleceğin, egemenin arzusuyla nasıl biçimlendirildiğini sessiz bir mutabakatla tescilledi.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin başına biraz yaklaş. Dizlerim biraz sızlıyor ama senin gibi meraklı bir çift göz görünce insanın içine neşe doluyor. Gel, sana Thespios’u anlatayım. Hani şu sarayının kapıları her daim yiğitlere açık, gönlü bol kraldan bahsediyorum.

Thespios, aslında köklü bir soydan gelir; Atina kralı Erekhteus’un oğludur. Ama biliyorsun, bazen insanın içinde yeni yerler görme arzusu uyanır ya, o da öyle yaptı. Atina’nın o kalabalık tozunu toprağını arkasında bıraktı ve Boiotia topraklarına uzandı. Orada, kendi adıyla anılacak, o meşhur Thespiai şehrini kurdu. Surları sağlam, şarabı ferah, huzuru yerindeydi.

Ama asıl hikaye, o gün sarayının kapısını çalan dev cüsseli, genç bir delikanlıyla başladı. Bu delikanlı, gökyüzü sakinlerinin göz bebeği Herakles’ten başkası değildi. Henüz on sekizindeydi, daha sakalları bile tam çıkmamıştı ama omuzlarında bir dağ taşıyacak kadar güç vardı. Herakles, Kithairon Dağı’nda dehşet saçan o korkunç aslanın peşindeydi. Thespios, karşısındaki gencin ışığını hemen fark etti. "Bu çocuk," dedi içinden, "bu çocuk sadece bir aslanı değil, dünyayı değiştirecek."

Kral Thespios, misafirperverlikte sınır tanımazdı. Herakles’in o eşsiz gücünün, o soylu kanın boşa gitmemesi, belki de yeni bir nesle miras kalması gerektiğini düşündü. Ne yapsa diye düşündü, sonunda aklına parlak bir fikir geldi. Sarayındaki elli güzel kızının her birini, sırayla o gece misafiriyle bir araya getirdi. Herakles, aslanla boğuşmaya gitmeden önce, Thespios’un sarayında krallara layık bir ağırlama gördü.

İşin garip yanı ne biliyor musun? Thespios, kızlarının her birinin Herakles gibi bir kahramanın hatırasını taşımasını isterken aslında ölümsüzlüğü kovalıyordu. Herakles gitti, aslanı alt etti, efsane oldu ama Thespios’un o sarayı, o elli kızın hikayesiyle bugün bile hafızalarda.

İnsan ömrü kısadır evlat, bir kadeh dolusu neşe gibi gelip geçer. Ama geride bıraktığın izler, özellikle de o izler bir kahramanın elinden çıkmışsa, dünya döndükçe silinmez. Şimdi söyle bakalım, sen büyüyünce hangi aslanın peşinden gideceksin?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme