Gel bakalım yanıma ufaklık, şöyle güzelce yerleş. Sana karanlığın derinliklerinde yaşayan, ama aslında hiç de korkulacak biri olmayan birinden bahsedeceğim.
Bak bu Thanatos. O, gökyüzünün ve gecenin kucağından doğmuş, yıldızların parıltısı kadar sessiz bir dostumuz. İnsanlar onu bazen yanlış tanır, adını duyunca ürperirler ama o aslında kocaman bir uykunun en tatlı halidir.
Thanatos'un bir de kardeşi var, adı Hypnos. Hani bazen oyun oynamaktan yorulursun, göz kapakların ağırlaşır ve yumuşacık yastığına gömülürsün ya, işte o an Hypnos yanındadır. Thanatos da onun hemen yanı başındadır; el ele vermiş, dünyanın derinliklerinde, sanki büyük bir mağaranın en huzurlu köşesinde dinlenirler.
Onlar yeraltında, Tartaros dediğimiz o sessiz ve serin yuvada otururlar. İnsanlar ömür boyu koşup oynadıktan, neşeli şarkılar söyleyip bazen birazcık yorucu işler yaptıktan sonra, dinlenmeye ihtiyaç duyarlar. İşte Thanatos o zaman, kanatlı bir dost gibi nazikçe gelir ve onlara uzun, huzurlu bir uykunun kapısını aralar. Tıpkı üzüm bağlarının arasında yorulanların gün sonunda kendini serin çimlere bırakması gibi, o da yorgunlukları alır ve her şeyi derin bir sessizliğe gömer.
Korkma sakın, o sadece zamanı geldiğinde dünyadaki tüm koşuşturmaya tatlı bir "dur" diyen, sakin bir yolcudur. Kardeşi Hypnos ile birlikte orada, herkesin güzelce dinlenmesini beklerler. Şimdi gözlerini kapat ve düşün; ne kadar güzel bir huzur, değil mi?
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Kulaklarını yaklaştır, zira bu gerçekler ne altın tahtlarda oturanların ne de o yükseklerden buyruk savuran 'Güçlüler'in hoşuna gider. Sana, korkulan ama aslında sadece kendi payına düşeni yapan o sessiz yolcudan, Thanatos'tan bahsedeceğim.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
İnsanlar ona 'ölüm' deyip ürkerler, heykellerini soğuk ve ürkütücü yaparlar. Ama gerçeği söyleyeyim mi? Thanatos, o büyük sistemin bir piyonu değil, belki de tek dürüst figürüdür. O, Nyks’in çocuğu, o karanlık gecenin bağrından doğan bir nefes.
Kardeşi Hypnos ile yeraltının, o derin Tartaros’un en kuytu köşesinde dinlenirler. Düşün bir; neden yeraltındalar? Çünkü yeryüzü, o ihtiraslı kralların ve savaşçıların oyun alanıyla dolu. Gökyüzü sakinleri, kendi güçlerini korumak için insanlara durmadan savaşlar ve yasalar dikte ederken, Thanatos sessizce bekler. O, kralların hırslarının sonunda kimin kapısını çalacağını bilir; o, en güçlü görünenin bile aslında ne kadar kırılgan olduğunu fısıldar.
Sistemin çarkları dönerken, insanlar birbirine hükmetmeye çalışır. Oysa Thanatos, ne kral dinler ne de köle. O, sistemin adaletsizliğine karşı tek sessiz protestodur. O gelince, artık hiç kimse bir başkasını ezemez, kimse kimseye emir yağdıramaz. İşte bu yüzden ondan korkarlar; çünkü o, tüm güç dinamiklerinin bittiği yerdir.
Belki de o, insanları bu bitmek bilmeyen rekabetin yorgunluğundan kurtaran tek dosttur. Şarap kadehimdeki son damlayı, bu evrendeki en büyük eşitlikçi olan o sessiz yolcunun, Thanatos'un huzurlu karanlığına kaldırıyorum. Hatırla evlat; en görkemli sarayların bile sonu, onun dingin kucağında birleşir. Sakın unutma, otorite sana 'kork' der, ama gerçekler sana 'anla' der.