Gel bakalım küçük dostum, şöyle yanıma iliş. Birkaç kadeh üzüm suyu içip keyfimize bakalım, anlatacaklarım biraz ürpertici ama bilmekte fayda var. Hani şu her şeyin başladığı, ancak hiçbir şeyin bitmediği o yer var ya; hani gökyüzü sakinlerinin bile adını anarken sesini kıstığı yer: Tartaros.
Şimdi gözlerini kapat ve hayal et. Yer kürenin en altına, öyle bir derinliğe iniyoruz ki, orası artık "aşağısı" değil, "hiçlik" oluyor. Hesiodos usta der ki; burası dünyanın, denizin ve yıldızların bittiği, pis ve küflü bir köşe. Hani karanlıkta el yordamıyla aradığın o tozlu tavan arası var ya, işte onun uçsuz bucaksız, kabus gibi olanını düşün.
Tartaros o kadar derin, o kadar derin ki... Bir örnek vereyim de aklın duruversin. Gökyüzünden tunç bir örs düşürsen, yeryüzüne inmesi tam dokuz gün dokuz gece sürer. O örsü yeryüzünden alıp Tartaros’un dibine bırakmaya kalksan, bir dokuz gün dokuz gece daha yol gider. Yani düşmeye başlasan, bir yıl boyunca dibini göremezsin! Hele bir içeri adım attın mı, bora üstüne bora yakalar seni; rüzgar bir oraya savurur bir buraya. Sanki evrenin tüm öfkesi o kapının ardında toplanmış da dışarı çıkmak için sabırsızlanıyor.
Hani şu görkemli Titanlar vardı ya, Zeus ve diğer tanrılar başkaldırdıklarında ortalık savaş alanına dönmüştü. Yer sarsıldığında bile o sarsıntı Tartaros’un derinliklerine kadar ulaşıp yankılanmıştı. İşte o mağrur Titanları, o devasa güçleri Zeus alıp bu kapkaranlık, kasvetli çukura tıktı.
Bir de kara Gece’nin konağı vardır orada. Etrafı öyle ağır, öyle korkunç bulutlarla çevrilidir ki; gün ışığı oranın kapısından içeri girmeye cesaret edemez. Orası, tanrıların bile "fazla derine inme" diye birbirini uyardığı, evrenin bodrum katıdır.
Yani demem o ki çocuk; bazı karanlıklar sadece geceden ibaret değildir. Bazı karanlıklar, tarihin en eski öfkesini ve hapsolmuş çığlıklarını saklar. Ama korkma, senin gibi genç ve parlak gözlü birinin orada ne işi olur? Bizim yerimiz burası, sofranın başı, güneşin sıcaklığı. Gel sen, aklını böyle derin çukurlarla yorma da, elimizdeki neşenin tadını çıkaralım. Ne demişler; gökyüzüne bakmak varken, yerin altındaki tozlu hatıraları kim ne yapsın?
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak küçük yolcu, masallarda anlatılmayan, o yaldızlı sarayların duvarlarına asla asılmayan bir sır var... Gel, yanıma otur. Şu kadehimdeki şarap kadar berrak değil belki ama gerçeğin tadı biraz acıdır. Hepimiz gökyüzündeki o parıltılı tanrıların zaferlerini dinleriz, değil mi? Ama o zaferlerin temelinde, ışığın asla ulaşamadığı, soğuk ve rutubetli bir çukur yatar: Tartaros.
"Orada durur yan yana kaynaklar, bütün varlıkların son uçları; kara toprağın ve sisli Tartaros'un, ekinsiz denizin ve yıldızlı göğün; tanrıları ürküten pis, küflü köşeler."
İnsanlar orayı sadece bir hapishane sanır, evladım. Tanrıların, yani o kendinden menkul "otoritelerin" kendi düzenlerini korumak için, yani kendilerine başkaldıran Titanları susturmak için inşa ettikleri devasa bir sessizlik kuyusu. Zeus, gökyüzünün tahtına otururken kendine rakip gördüğü herkesi oraya tıktı. Bir düşün; hırsın ve gücün getirdiği o körü körüne öfke, sadece kılıçları değil, sonsuzluğu da nasıl karanlığa gömüyor?
Oraya düşenlerin hikayesi, tarihin tozlu sayfalarında "suçlu" diye geçer. Oysa sistemin çarklarına çomak sokan herkes, biraz Tartaros'un karanlığını tadar. Hesiodos orayı anlatırken, sanki bir örsün gökten düşüşünü ölçer gibi, günleri sayıp döker. Gökyüzünden dünyaya dokuz gün, dünyadan Tartaros'a yine dokuz gece... Bu sadece bir mesafe değil, sevgili dostum; bu, adaletsizliğin ne kadar dibe çöktüğünün bir kanıtı.
"Bora üstüne bora savurur insanı, bir o yana, bir bu yana, korkunç bir hızla."
İşte orası, yani kara Gece'nin konağı, otoritenin "istenmeyenleri" sürgün ettiği yerdir. Bir kralın ya da bir tanrının otoritesi, başka birinin özgürlüğünün sona erdiği yerde başlar. Tartaros, o derin çukur, aslında bizlere şunu fısıldar: Güç sahipleri hata yapmaz mı sanıyorsun? Onlar sadece hatalarının üzerini, karanlığıyla baş başa bıraktıkları ruhların sessizliğiyle örterler.
Şimdi anladın mı neden orası "pis ve küflü" diye anılır? Çünkü orası, otoritenin vicdanının gömüldüğü yerdir. Bir gün olur da biri sana dünyanın sadece güneşli tepelerden ibaret olduğunu söylerse, ona bu dipteki karanlığı hatırlat. Ve unutma, yeryüzünde yükselen her devasa sarayın altında, unutulmaya mahkum edilmiş bir Tartaros muhakkak vardır.
Hadi, şimdi kendi yoluna git. Ama sakın unutma; gerçeğin derinliği, yıldızların yüksekliğinden daha az değildir.