Thesauros Mythology Tartaros

Tartaros

Tartaros

Yeraltının en karanlık ve derin boşluğu olan Tartaros, tanrıların mağlup ettiği Titanların hapsedildiği, ışığın bile ulaşamadığı o korkunç uçurumdur.

Tartaros, yeraltı dünyasının erişilemez uçurumunda, hiyerarşinin dibinde konumlanan o nihai boşluktur. Tanrılar ile Titanlar arasındaki egemenlik kavgasının sarsıntıları bu karanlık kovuğa kadar ulaşmış, Zeus’un mutlak iktidarı tesis etme arzusu, yenilgiye uğrattığı Titanların bu mekanda ebedi gözetim ve kısıtlanışına zemin hazırlamıştır. Hesiodos’un *Theogonia*’sında bu tahakküm coğrafyası, varlığın sınırlarını çizen tekinsiz bir kesişim noktası olarak betimlenir:

Gök kubbenin, yeryüzünün, ekinsiz denizlerin ve sisli Tartaros’un tüm uçlarının yan yana geldiği bu köşe; tanrısal otoritenin gölgesinde kalan, çürümeye terk edilmiş bir boşluktur. Kapılarından içeri sızan irade, insanı kendi rüzgarıyla oradan oraya savuran bir belirsizliğe hapseder. Gökten düşen bir örsün yeryüzüne inmesi dokuz gün dokuz gece sürerken, aynı nesnenin yeryüzünden Tartaros’un dibine ulaşması için de bir o kadar vakit geçmesi gerekir. Bu kurgusal derinlik, kara Gece’nin bulutlar içindeki kasvetli konağına ev sahipliği yaparak, yönetilenlerin sesinin dahi ulaşamadığı mutlak bir boyun eğişin ve yalıtılmışlığın coğrafi kanıtı olarak varlığını sürdürür.
Silenos
Gel bakalım küçük dostum, şöyle yanıma iliş. Birkaç kadeh üzüm suyu içip keyfimize bakalım, anlatacaklarım biraz ürpertici ama bilmekte fayda var. Hani şu her şeyin başladığı, ancak hiçbir şeyin bitmediği o yer var ya; hani gökyüzü sakinlerinin bile adını anarken sesini kıstığı yer: Tartaros.

Şimdi gözlerini kapat ve hayal et. Yer kürenin en altına, öyle bir derinliğe iniyoruz ki, orası artık "aşağısı" değil, "hiçlik" oluyor. Hesiodos usta der ki; burası dünyanın, denizin ve yıldızların bittiği, pis ve küflü bir köşe. Hani karanlıkta el yordamıyla aradığın o tozlu tavan arası var ya, işte onun uçsuz bucaksız, kabus gibi olanını düşün.

Tartaros o kadar derin, o kadar derin ki... Bir örnek vereyim de aklın duruversin. Gökyüzünden tunç bir örs düşürsen, yeryüzüne inmesi tam dokuz gün dokuz gece sürer. O örsü yeryüzünden alıp Tartaros’un dibine bırakmaya kalksan, bir dokuz gün dokuz gece daha yol gider. Yani düşmeye başlasan, bir yıl boyunca dibini göremezsin! Hele bir içeri adım attın mı, bora üstüne bora yakalar seni; rüzgar bir oraya savurur bir buraya. Sanki evrenin tüm öfkesi o kapının ardında toplanmış da dışarı çıkmak için sabırsızlanıyor.

Hani şu görkemli Titanlar vardı ya, Zeus ve diğer tanrılar başkaldırdıklarında ortalık savaş alanına dönmüştü. Yer sarsıldığında bile o sarsıntı Tartaros’un derinliklerine kadar ulaşıp yankılanmıştı. İşte o mağrur Titanları, o devasa güçleri Zeus alıp bu kapkaranlık, kasvetli çukura tıktı.

Bir de kara Gece’nin konağı vardır orada. Etrafı öyle ağır, öyle korkunç bulutlarla çevrilidir ki; gün ışığı oranın kapısından içeri girmeye cesaret edemez. Orası, tanrıların bile "fazla derine inme" diye birbirini uyardığı, evrenin bodrum katıdır.

Yani demem o ki çocuk; bazı karanlıklar sadece geceden ibaret değildir. Bazı karanlıklar, tarihin en eski öfkesini ve hapsolmuş çığlıklarını saklar. Ama korkma, senin gibi genç ve parlak gözlü birinin orada ne işi olur? Bizim yerimiz burası, sofranın başı, güneşin sıcaklığı. Gel sen, aklını böyle derin çukurlarla yorma da, elimizdeki neşenin tadını çıkaralım. Ne demişler; gökyüzüne bakmak varken, yerin altındaki tozlu hatıraları kim ne yapsın?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme