Thesauros Mythology Stentor

Stentor

Stentor

İlyada’nın tunç sesli savaşçısı; tek bir narasıyla elli adamın gücünü aratmayan, gür sedasıyla meydanları titreten efsanevi habercidir.

İlyada anlatısında yalnızca tek bir pasajda varlık gösteren Stentor, gürleyişiyle elli savaşçının toplam gücüne eşdeğer bir yankı uyandırır; bu tunç ses, yalnızca fiziksel bir hacim değil, aynı zamanda orduların üzerinde kurulan tahakkümün işitsel tezahürüdür. Sesin mekandaki bu mutlak hakimiyeti, aslında sessizliğe mahkum edilmiş yığınların otorite tarafından nasıl tek bir merkezde toplandığının ve bireysel iradenin, gür bir nidayla kolektif bir itaat nesnesine dönüştürüldüğünün ince bir örneğidir; Stentor'un sesi, hiyerarşinin çıplak gücünü taşıyan bir araç olarak boşlukta yankılanırken, iktidarın bir emri nasıl tek bir ağızdan elli kişinin rızasıymış gibi dayattığını fısıldar.
Silenos
Bak evlat, otur şöyle yanıma da sana Troya düzlüklerinden, o tozlu ve gürültülü günlerden bir hikaye anlatayım. Hani şu büyük savaşın olduğu, kahramanların gökyüzü sakinlerinin gazabıyla birbirine girdiği zamanlar... Öyle bir adam vardı ki, adını duyanın kulağı çınlar, görenin dizi titrerdi. Adı Stentor.

İlyada’da öyle çok sayfası yoktur, bir göz kırpışı kadar kalır aklınızda ama o kadarı bile yeter. Stentor’u farklı kılan ne kılıcıydı, ne de kalkanının parlaklığı; onun asıl silahı gırtlağıydı. Bir nefes alır, göğsünü şişirir ve o meşhur narayı salardı ortaya: "Haaa!"

Derler ki, o ses bir çıktığında savaş alanındaki uğultu bir anda kesiliverirdi. Neden mi? Çünkü Stentor’un tek bir sesi, elli tane babayiğit askerin hep bir ağızdan attığı haykırışa bedeldi! Sanki gökyüzü sakinlerinden biri, yani o büyük Zeus, öfkeyle yeryüzünü inletmiş sanırdınız. Tunç sesli derlerdi ona; hani o ağır, yankılı ve metalik tınıyı düşün... İşte öyle bir gürleme!

Hayal etsene, tam karşı taraftasın, kalkanını sıkmışsın, tam hamle yapacaksın ve bir anda o ses kulaklarını sağır edercesine çarpıyor. İnsanın eli ayağına dolaşmaz mı? Elbette dolaşır. Stentor bir bağırdı mı, sadece düşmanın kalbi yerinden oynamaz, aynı zamanda kendi tarafındakilere de bir cesaret, bir şevk gelirdi.

O, savaşın belki de en gürültülü düğümüydü. Bugün bile, bir yerde gereğinden fazla bağıran birini duysam, hemen o günleri hatırlarım. "Yavaş ol evlat," derim içimden, "Stentor değilsin ya, dağı taşı mı inletiyorsun?"

İşte böyle küçük dostum. Herkesin bir yeteneği vardır; kiminin elinde kılıç, kiminin zihninde oyun, kiminin de Stentor gibi, rüzgarı bile susturacak bir sesi... Hayat bazen sadece iyi bir kılıç darbesi değil, doğru zamanda atılan çok güçlü bir "ses" ibarettir. Hadi bakalım, başka bir hikayeye geçmeden önce şu zeytinlerden al biraz, dinlenirken ağzın tatlansın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme