Thesauros Mythology Skamandros

Skamandros

Skamandros

Troya’nın kutsal ırmağı Skamandros; Herakles’in elleriyle doğan, Akhilleus ile savaşan ve Hephaistos’un ateşiyle yatağında kaynayan koca bir tanrı.

Troya ovasından süzülen ve günümüzde Küçük Menderes olarak anılan Skamandros, Ksanthos yani "kızıl su" adıyla da anılır; zira koyunların yünlerini kızıla boyayan gizemli bir özü barındırdığına inanılır. Efsaneye göre Aphrodite, güzellik yarışmasına hazırlanırken saçlarına o meşhur kızıl ışıltıyı vermek için bu sulara dalmıştır. Akışın kökeni ise toprağa hükmetme arzusuyla ilişkilidir: Troas’a ulaşan Herakles’in susuzluğunu gidermek için Zeus bir pınar bahşeder; ancak insan iradesinin doğayı dizginleme hırsıyla toprağı daha derin kazması (Yunanca *skapto* kökü) neticesinde kaynak coşar ve bu verimli akıntıya Skamandros ismi verilir.

İlyada’da Zeus’un soyundan gelen muktedir bir tanrı olarak betimlenen Skamandros, sistemin bekasını korumaya çalışan bir figürdür. Akhilleus, dostu Patroklos’un intikamını almak uğruna Troyalıları katledip bedenlerini ırmağa doldurduğunda, doğal akış ile bireysel şiddetin temsilcisi olan kahraman karşı karşıya gelir. Irmak, cesetlerle dolup taşan yatağında kendi hükümranlığının bozulduğunu hisseder.

Simoeis’i yardıma çağıran Skamandros, Priamos’un düzeninin yıkılmaması adına "bu adamın gücüne karşı duralım" diyerek, otoritenin ve statükonun korunması için doğayı bir şiddet aracına dönüştürmeye çalışır: Kaynakları coşturup kasırgalar kopararak, ağaçları ve taşları birer baskı aygıtına çevirip "azgın" bireyi durdurmak ister. Ancak hiyerarşik düzenin bir diğer temsilcisi Hera, Hephaistos’un ateşini devreye sokarak bu direnişi bastırır.

Tanrısal ateş, Ksanthos’un sularını bir kazan gibi kaynatırken, doğanın kendi direnci egemen güçler arasındaki çatışmada buharlaşır. Hephaistos’un ateşi karşısında soluksuz kalan ve akışı kısıtlanan Skamandros, zorunlu bir kabullenişle yenilgiyi seçer. İktidarın kendi içindeki bu çatışması, güç odaklarının mutlak hakimiyet uğruna birbirini tasfiye etmesiyle sonuçlanır; suyun ve ateşin mücadelesi, yönetenlerin dengesi yeniden kurulana dek sona erer.
Silenos
Gelin bakalım, şöyle yakınıma kıvrılın. İhtiyar Silenos’un dizinin dibinde yeriniz her zaman hazırdır. Size Troya ovasından, o hırçın mı hırçın, köpük köpük akan Skamandros’tan bahsedeyim.

Siz ona bakmayın, öyle sadece bir su yatağı sanmayın sakın. O, Zeus’un öz oğlu, ulu bir tanrıdır. Bir diğer adı Ksanthos’tur, yani "kızıl olan". Derler ki, vaktiyle koyunlar bu suda yıkanınca tüyleri bir güneş batımı kızıla boyanırmış. Hatta güzel tanrıça Aphrodite bile, Paris’in karşısına çıkmadan önce saçlarını o kızıl pırıltıyla parlatmak için başını bu ırmağa daldırmış. Adı nereden mi gelir? Koca Herakles bir gün Troas topraklarında öyle bir susamış ki, Zeus’a yakarmış. Zeus da topraktan küçük bir pınar fışkırtmış. Bizim yiğit Herakles, "Bu bana yetmez!" deyip toprağı kazmaya ("skapto" deriz biz buna) başlayınca, yerin derinliklerinden gürül gürül bir ırmak fışkırmış. İşte Skamandros’un ismi o gün bugündür hafızalara kazınmıştır.

Lakin bu ırmak her zaman uysal bir pınar değildir. İlyada’yı bilirsiniz, o meşhur savaşı... Akhilleus, arkadaşı Patroklos için yas tutarken öfkesinden gözü dönmüş, önüne gelen her Troyalıyı ovanın tozuna karıştırmıştı. Öyle çok yiğit düştü ki, cesetleri ırmağın içine yığıldı. Skamandros, yatağının kirlendiğini, sularının bozulduğunu görünce hiddetinden köpürdü. Hemen yanı başındaki kardeşi Simoeis’e seslendi: "Kardeşim, çabuk yetiş! Bu ölümlü, Priamos’un şehrini yutacak neredeyse! Hadi, kaynaklarını boşalt, selleri uyandır, taşları ağaçları söküp atalım da şu azgın Akhilleus’u durduralım!"

Dediğini de yaptı. Skamandros öyle bir yükseldi ki, dalgaları Akhilleus’un peşine bir avcı gibi düştü. Yiğit kaçıyor, ırmak kovalıyordu; ova bir anda çamurlu bir denize döndü. Tam Akhilleus’un işi bitiyordu ki, gökyüzü sakinlerinden Hera müdahale etti. Demircilerin kralı Hephaistos’a seslenip, "Ateşi sal!" dedi.

Hephaistos bir geldi, pir geldi! Koskoca ırmak tanrısının sularını bir kazan gibi kaynatmaya başladı. Hani içinde yağ erittiğiniz o eski tunç kazanlar vardır ya, işte öyle fokur fokur... Skamandros’un suları yalım yalım yanıyor, zavallı tanrı acı içinde "Yeter!" diye haykırıyordu. Hephaistos’un nefesi suyu boğmuş, ırmağın tüm gücünü elinden almıştı.

Sonunda Skamandros pes etti, ateş suyu yendi ve o gün gökyüzü sakinleri de, yeryüzünün çocukları da bu kavgayı noktaladı. Şimdi ovaya gittiğinizde, o suların nasıl birer hırçın tanrı gibi aktığını, taşların altında hangi eski hatıraları sakladığını düşünün. Bazı sular sadece su değildir evlatlarım, içlerinde koca bir öfke ve koca bir tarih taşırlar.

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar yeter. Biraz soluklanayım da bir sonraki masalda size o meşhur altın elmanın hikayesini anlatayım. Şimdi dağılın da azıcık huzur bulayım.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme