Thesauros Mythology Simoeis

Simoeis

Simoeis

Troya ovasını sulayan, Okeanos oğlu tanrısal ırmak. Skamandros ile birleşip yiğitleri korumuş, Troya soylu hanedanının atası olmuştur.

Troya ovasının sınırlarını çizen ve toprakların hafızasını kendi yatağında taşıyan Simoeis, tıpkı Skamandros gibi Okeanos ve Tethys’in soyundan gelen bir nehir tanrısıdır. Hesiodos’un kadim anlatılarında kendine yer bulan bu akış, İlyada’nın savaşlarla sarsılan coğrafyasında varlığını korur. Akhilleus’un kılıcından dökülen bedenlerin Skamandros’un sularını bir mezarlığa dönüştürdüğü o yıkım günlerinde, Simoeis de kendi düzenini savunan bir iradeyle müttefikine destek verir; zira hükmedenlerin kanla yazdığı tarihe karşı, ırmaklar kendi hiyerarşik akışlarını koruma gayretindedir. Bu suların sadece bir coğrafya öğesi değil, aynı zamanda soy ağaçlarının da taşıyıcısı olduğu görülür: Simoeis’in iki kızı, iktidarın meşruiyetini tesis eden Tros’un anneliği ve Assarakos ile Kapys’in soy bağı üzerinden, yönetenlerin ve yönetilenlerin birbirine bağlandığı o değişmez düzeni şekillendirmiştir.
Silenos
Bak güzel çocuk, dizlerini kendine çek ve biraz yaklaş hele. Şu yaşlı gözler, zamanın tozlu yollarından neler gördü neler... Bugün sana Troya ovasında süzülen, gümüşten bir yılan gibi kıvrılan Simoeis’ten bahsedeyim.

Eski topraklar anlatır; o sadece bir ırmak değil, Okeanos ile Tethys'in, yani uçsuz bucaksız denizlerin ve suların o sarsılmaz çiftin oğludur. Troya’nın bereketli topraklarını sulayan o serin sular, aslında bir gökyüzü sakininin damarlarında dolaşan kan gibidir. Simoeis’in kardeşi Skamandros ile birlikte o düzlükte nasıl da dans ettiğini bir görseydin... Suları öylesine berrak, öylesine canlıydı ki!

Gel gör ki, o kadim topraklar her zaman huzurlu kalmadı. Hani şu Akhilleus derler, hırsından gözü dönmüş o genç yiğit var ya? İşte o, kılıcını savurduğunda ova kan ağlamıştı. Akhilleus Troyalıları acımadan biçip ırmağın sularına yığdığında, Simoeis daha fazla dayanamadı. Kardeşi Skamandros ile birleşip o yiğidi durdurmaya, topraklarına sahip çıkmaya çalıştılar. Bir ırmak tanrının, sularını nasıl öfkeyle kabarttığını, o koca gövdeli yiğidi nasıl zorladığını anlatmaya kelimeler yetmez!

Ama Simoeis sadece bir savaşçı değildir; o bir kök, bir atadır. Onun o nazlı akan sularının kıyısında hayat bulan iki kızı vardı. Biri, Troya şehrini kuran o büyük Tros’un annesi oldu. Öteki mi? O da Assarakos’un eşi, Kapys’in annesi... Yani an anlayacağın evlat, bugün yıkıntıları arasında gezdiğimiz o koca Troya’nın temellerinde, bu ırmak tanrının soyu saklıdır.

Şimdi gidip de o çay kenarlarında taşları devirirsen, suyun şırıltısını iyi dinle. Belki bir gün sana, Akhilleus’un kılıcını nasıl göğüslediğini ya da kralların nasıl o suların bereketiyle büyüdüğünü fısıldar. Bir yudum serinlikten fazlasıdır o; tarihin kendisidir, kıymetini bil.

Hadi bakalım, gözlerini kapat şimdi. Rüyanda o ovayı gör; yeşili, maviyi ve o kadim suların sesini... Yarın yeni bir masalda buluşuruz, yaşlı Silenos burada, bekliyor olacak.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme