Gel bakalım evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş. Yaşlı gözlerimin gördüğü, kulaklarımın duyduğu çok şey var; hele o geçmiş zamanın tozlu sayfalarında gizlenmiş isimler... Bugün sana "Side" ismini fısıldayan rüzgardan bahsedeceğim. Bak, Side denince tek bir kadın gelmez akla; tıpkı bir nar tanesinin içindeki yüzlerce küçücük çekirdek gibi, bu isim de farklı hikayelere açılır.
Hani şu bahçelerde gördüğümüz, o çatlayınca içindeki yakut taneleri ışıldayan meyve var ya, işte Side ismi de kökenini oradan, nardan alır.
Birincisi, hani şu Pamphylia’nın güneşli kıyılarında, dalgaların dantela gibi işlediği o meşhur Side şehri vardır ya... İşte o şehrin adını, babası Tauros olan güzel bir kadından aldığını söylerler. Bir yerin ruhu, ismini taşıyanın hikayesinde saklıdır derim ben; denizle, güneşle ve toprakla yoğrulmuş bir ömür.
Sonra gözlerini biraz daha batıya çevir, Fenike’nin o kadim topraklarına. Orada, koca gökyüzü sakinlerinin kader ağlarını ördüğü yerde, Belos’un kardeşi olan bir başka Side çıkar karşına. O, öyle büyük bir kadınmış ki, Sidon şehrinin temellerine kendi adının mührünü basmış. Algyplos ile Danaos gibi çocukları olmuş, koca bir soyun, koca bir tarihin başlangıcı sayılmış. Bir kadının ismi, nasıl da kocaman bir şehrin duvarlarına sığabilmiş, hayret edersin.
Bir de şu Peloponez’in kıvrımlı tepelerinde, Danaos’un kızlarından biri olan diğer Side var. O, belki diğerleri kadar büyük saraylar kurmadı ama o da payına düşen küçük bir beldeye kendi adını miras bıraktı. Her bir Side, sanki bir narın parçası gibi; farklı yerlerde ama aynı isimle anılıyorlar.
Anlıyor musun evlat? İsimler ölümsüzdür. İnsan göçüp gitse de, o ismin tınlayışı rüzgarda, denizde ya da bir şehrin taşında yaşamaya devam eder. Side ismi de, tıpkı o narın içindeki bereket gibi, tarihin dört bir yanına saçılmış, kendine bir yuva bulmuş.
Hadi şimdi, şu kadehindeki üzüm suundan bir yudum al da biraz soluklanalım. Anlatılacak çok şey, yürüyecek çok yol var daha... Ama bugünlük bu narın çekirdekleri yeter, değil mi?
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak minik yolcum, masalların tozlu raflarında anlatılmayan, o parıltılı kralların ve fatihlerin adlarının ardına gizlenmiş bir sır var... Bugün sana, tarihin sayfalarında sadece "bir isim" olarak kalan ama aslında sistemin çarkları arasında ezilen kadınlardan, Side'lerden bahsedeceğim. İnsanoğlu haritalar çizerken, şehirlerine isimler verirken hep o güçlü kralların kılıçlarını kutsadı sanırsın, değil mi evlat? Oysa şehirlerin taşlarında, o kadınların hüzünlü hatıraları yatar.
Bak güzel yavrum, hikaye şu: Side, antik dilde "nar" demek. Narın taneleri gibi bir arada, ama her biri kendi kaderine mahkum edilmiş kadınlar...
Önce Tauros’un kızını anımsa. Ona Pamphylla’da bir şehre ismini verdiklerinde, aslında babasının korumacı ama boğucu otoritesini de o topraklara gömdüler. İnsanlar o şehre bakınca bir kadının özgürlüğünü değil, bir babanın mülkiyetini gördüler hep. Oysa o, narın taneleri gibi dağılmak, rüzgarın sesini dinlemek istiyordu.
Sonra Belos’un kardeşi olan Side’ye bak evladım. Algyplos ve Danaos gibi hırs küpü adamların annesi oldu o. Sistemin, kadınları sadece birer "soyu sürdürücü" olarak gördüğü o karanlık çağlarda, o da kendi acısını Fenike’deki Sidon’un deniz kokulu surlarına sakladı. Oğlu Danaos’un o bitmek bilmez iktidar kavgalarının gölgesinde, sessizce kendi varlığını inşa etmeye çalıştı. Kendi adını taşıyan şehri kurarken, belki de çocuklarının hırslarından uzaklaşabileceği bir liman düşledi.
Ve sonuncusu, Danaos’un kızı olan Side... Peloponez’in kıyılarında kendi küçük dünyasını kurmaya çalışan o genç kadın. Büyük adamların büyük savaşları arasında, evinden yurdundan edilen, sürgünü vatan belleyenlerin simgesi o. İnsanlar onun için "şehre adını verdi" dediklerinde, aslında onun nasıl bir yurtsuzlukla savrulduğunu fısıldamayı hep unuttular.
Bak bilge evlat, hayatta şarap bir yudum neşe verir insana, ama asıl hakikat o yudumdan sonra kalan tortuda saklıdır. Tarih; kralların değil, kendi adlarını toprağa nakış gibi işleyen ama hep başkalarının yasalarına kurban edilen bu kadınların sessiz çığlığıdır. İsimler, sadece birer harf yığını değildir; her bir Side, sistemin otoritesine karşı gizli bir başkaldırıdır.
Unutma; narın taneleri ayrı ayrı dursa da, aynı kabuğun içinde hapsolmuşlardır. İşte biz, o kabuğu çatlatıp gerçeği arayanlarız.