Gece olup da yıldızlar gökyüzüne minik kandiller gibi dizilince, yukarıya bak. İşte o parlak, gümüş renkli tepsinin içinde gezinen güzeller güzeli Selene’i göreceksin. O, gökyüzünün beyaz ışıklı annesi, karanlığın en tatlı komşusudur.
Selene, altın saçlı Güneş dostumuz Helios’un kız kardeşidir. Kardeşi gündüzleri yeryüzünü ısıtırken, Selene geceleri gümüşten tekerlekleri olan ışıl ışıl arabasına biner, iki beyaz atını sürerek gökyüzünde bir tur atar. Atlarının ayak sesleri o kadar hafiftir ki, sen uyurken o yanından sessizce süzülüp geçer.
Bu güzel hanımın kalbi çok geniştir. Bir zamanlar yeryüzünün derin vadilerinde gezinen Pan ile arkadaş olmuş, ondan bembeyaz bir öküz sürüsü hediye almıştır. Ama onun kalbinde bambaşka bir yer tutan biri daha vardır: Endymion.
Endymion, Beşparmak dağlarının eteklerinde sürülerini otlatan, gözleri yıldızlara daldığında dünyayı unutan bir çobandır. Selene onu o kadar çok severdi ki, Endymion’un sonsuz bir uykuyla huzura ermesini sağladı. Derler ki, Selene her gece gökyüzünden süzülürken arabasını durdurur, ay ışığını bir battaniye gibi sevdiği çobanın üzerine örter. Onun bu uykusunu beklemek, Selene’in gökyüzündeki en büyük eğlencesidir.
Bazen elindeki bir kadeh meyve suyu ile pencerenin önüne oturup ona selam ver. Belki o gece, senin odanı gümüş rengi bir huzurla aydınlatır da tatlı rüyalara dalarsın. Unutma, o gökyüzünde parladıkça, sen asla yalnız değilsin.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Gökyüzü sakinlerinin parıldayan ışıklarının ardında, aslında kimsenin sormaya cesaret edemediği koca bir boşluk gizlidir. Herkes Selene’yi o gümüş arabasında, gökyüzünü bir fener gibi aydınlatan büyüleyici bir kraliçe sanır. Ama gel, o parlak gümüşün altındaki gri gerçeğe birlikte bakalım.
Selene, Hyperion ve Theia'nın kızı; yani o devasa Güçlüler sülalesinin bir parçası. Ona gökyüzünde bir görev vermişler: Gecenin karanlığında dünyayı gözetlemek. Peki, bu bir armağan mıydı, yoksa sonsuz bir nöbet mi? Gökyüzü sakinleri kendi hırsları için dünyayı parsellemişken, Selene’yi de bu sessiz devriyeye mahkum ettiler. O, geceyi aydınlatan bir sanatçı değil, aslında kendi ailesinin koyduğu kuralların içinde hapsolmuş bir mahkumdu.
Ona dair anlatılan aşk hikayelerine kulak kabartma, çünkü o masallar genellikle Güçlülerin, Selene'nin özgür iradesini nasıl bir oyun hamuru gibi şekillendirdiğini gizlemek için uydurulmuştur. Zeus gibi kudret budalaları, kendi arzularını dayatırken Selene’nin rızasını bir detay bile saymadılar. Bir de o meşhur Endymion meselesi var... İnsanlar bunun romantik bir uyku olduğunu söyler. Oysa gerçek, acı dolu bir sanatsal hüzündür: Selene, sevdiği adamı yaşlanmasın ve elinden alınmasın diye o sonsuz, uyanışsız uykuya mahkum etmiştir. Belki de bu, gökyüzünün otoritesinden kaçan birinin, sevdiğini sistemin çarklarından kurtarmak için bulduğu tek kaçış yoluydu.
Selene, gümüş arabasının dizginlerini tutarken aslında bize şunu fısıldar: En parlak ışıkların bile ardında, Güçlülerin kurduğu düzene karşı sessiz bir çığlık gizlidir. Bir yudum şarapla bu gerçeğin buruk neşesini tatmak istersen, unutma ki Ay, her zaman gökyüzünün kısıtlamalarına karşı boyun eğmeyenlerin şahididir. Artemis ile olan ilişkisi bile, aslında bu otoriter düzenin içinde birbirine tutunmaya çalışan iki kadının, sistemin soğuk yüzüne karşı yarattığı küçük bir isyandır.
Şimdi gökyüzüne bakarken, o sadece güzel bir kadın değil; kendi özgürlüğünü, gökyüzünün parıltılı prangaları arasında arayan bir bilge olduğunu hatırla.