Thesauros Mythology Satyrler

Satyrler

Satyrler

Dionysos’un neşeli alayında koşan, at veya teke formlu, doğanın vahşi ve oyuncu ruhunu taşıyan, efsanelerin özgür ve muzip cinleridir Satyrler.

Doğanın dizginlenemez itkilerini cisimleştiren Satyrler ve Silenler, Dionysos’un şenlikli alayında kendi varlıklarını inşa ederler. Belden aşağıları teke veya at formunda olan, dolgun kuyrukları ve tırnaklı ayaklarıyla biyolojik sınırların ötesinde bir varoluş sergileyen bu figürler, erkeklik uzuvlarının daimi dikliğiyle arzuyu bir iktidar nişanı gibi taşırlar. Vahşi doğanın sınır tanımazlığını yüzlerine kazınmış ifadelerinde taşıyan bu varlıklar, dağ bayır demeden Mainadların ve nymphaların peşine düşerken; kuralların ve otoritenin henüz uğramadığı boşluklarda, özgürlüğün ancak içgüdüsel bir dayatmayla mümkün olduğu o ilksel düzlemi temsil ederler. Efsanelerin hiyerarşik anlatılarında geri planda tutulup plastik sanatların görsel alanına hapsedilerek sistem dışı bırakılsalar da, özellikle bir Satyr olan Marsyas örneğinde görüldüğü üzere, uygar olanın kendi tahakkümüne karşı çıkmaya çalışan her tını, doğanın bu sessiz başkaldırısıyla özdeştir.
Silenos
Gelin bakalım çocuklar, ateşin kıyısına iyice sokulun. Şu orman derinliklerinden gelen neşeli çığlıkları duyuyor musunuz? İşte onlar, doğanın ta kendisi olan Satyrler!

Bu küçük yaramazlar, gökyüzü sakinlerinin en eğlenceli, en başına buyruk yol arkadaşlarıdır. Şöyle bir baksanıza; sanki bir insanla bir teke, bazen de bir at evlenmiş de dünyaya bu neşeli garibeleri getirmişler. Belden yukarısı bizler gibi iki eli, iki gözü olan bir insandır ama aşağıya doğru indikçe işler değişir. Kocaman, püskül gibi kuyrukları, tıkır tıkır ses çıkaran toynakları vardır. Öyle oturup ağırbaşlı devlet işleri konuşmazlar; onlar sadece yaşamın ritmine, ormanın uğultusuna göre hareket ederler.

Dionysos’un o coşkulu alayını bilirsiniz değil mi? İşte o alayın en gürültülü, yerinde duramayan takımı bunlardır. Yüzlerine baktığınızda insandan çok, kırlarda koşturan hırçın bir hayvanın o dizginlenemez iştahını, yaşama sevincini ve bazen de o hafif serseri hallerini görürsünüz. Bir yerlerde şenlik mi var, bir pınarın başında Mainadlar mı dans ediyor ya da Nymphalar saklambaç mı oynuyor? Bilin ki Satyrler çoktan o çalılıkların arasına dalmış, peşlerine takılmıştır bile.

Eski ustalar, onları mermere işlerken ya da o güzel vazoların üzerine çizerken hep bir gülüşün, bir kaçışın, bir oyunun içine yerleştirmişlerdir. Mitlerin büyük kahramanları gibi dünyayı kurtarmazlar, ağır sorumluluklar altına girmezler; onlar sadece "an"ın içindedirler. Tabii, aralarında Marsyas gibi yetenekli olanlar da çıkar. Hani o meşhur flüt ustası Satyr... Kendi hünerine o kadar güvenirdi ki, gidip bir tanrıya kafa tutacak kadar cesur, ama bir o kadar da gözü karaydı.

Onlar, insanın içindeki o vahşi, o medeniyetin kurallarıyla törpülenmemiş neşeli tarafın yansımasıdır. Kırlarda gördüğünüz o kuytu köşelerde, rüzgarın ağaçları hafifçe salladığı anlarda, eğer çok dikkatli dinlerseniz, o toynakların toprakta çıkardığı ritmik sesi ve ardından yükselen o tiz, muzip kahkahayı duyabilirsiniz. Ama sakın onları yakalamaya çalışmayın; Satyrler avuç avuç yakalanacak canlılar değil, sadece uzaktan gülümseyerek izlenecek orman ruhlarıdır.

Hadi şimdi, biraz daha odun atın şu ateşe; gece daha çok uzun ve anlatacak daha çok hikayemiz var.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme