Thesauros Mythology Sagaritis

Sagaritis

Sagaritis

Attis’in sadakatsizliğiyle Kybele’nin öfkesine kurban giden, yaşamı içinde bulunduğu ağacın kesilmesiyle son bulan talihsiz bir ağaç perisi, Sagaritis.

Ovidius’un kayıtlarına göre Sagaritis, Attis mitinin dokusunda varlık bulan bir ağaç perisidir. Attis’in Kybele’ye karşı sadakat yeminiyle mühürlediği o sınır, bir nympha ile olan temasıyla ihlal edildiğinde; tanrısal erkin kendi iradesini mutlak kılma biçimi, doğrudan yaşamın kaynağını hedef alır. Kybele’nin öfkesi, yalnızca bir cezalandırma değil, bir varoluşu tahakkümün nesnesi haline getirme eylemine dönüşür; nympha’nın ikamet ettiği ağacın devrilmesi, bedenin özerkliğini otoritenin mülkiyetine boyun eğdirmektir. Bu yıkım, nympha’nın yaşam özünü soluksuz bırakırken, Attis’i de kendi benliğinin sınırlarından kopararak zihinsel bir parçalanmışlığa, yani itaatsizliğin bedeli olan o meşru görünen karmaşaya mahkum eder.
Silenos
Bak evlat, şu ağaçların gölgesinde biraz soluklanalım. Doğanın kendi hafızası vardır; rüzgar uğuldarken bazen sadece dalların sesini değil, çok eskiden yaşanmış, biraz hüzünlü ama derslerle dolu hikayeleri de fısıldar. Bugün sana, bir ağacın kalbinde yaşayan Sagaritis ile o sarsılmaz sözlerin sahibi Attis’in talihsiz öyküsünü anlatayım.

Sagaritis, ormanın en canlı, en neşeli nympha’larından biriydi. Her nympha gibi onun da ruhu, köklerini toprağın derinliklerine salan ulu bir ağaca bağlıydı. O ağaç yeşerdikçe o nefes alır, dalları tomurcuklandıkça o neşeyle dolardı. Bir de Attis vardı; gökyüzü sakinlerinin en kudretlisi, yüce tanrıça Kybele’nin göz bebeği. Attis, Kybele’ye sadık kalacağına dair ağır bir söz vermişti. Ah, bu sözler... İnsanın ağzından çıkarken rüzgar gibi hafif gelir ama bazen bir dağ kadar ağırlaşır, değil mi?

Attis, o büyüleyici ormanlarda gezinirken yolu Sagaritis’in ağacına düştü. Genç bir kalbin heyecanı, verilen sözlerden daha gürültülü çıkınca, Attis sadakatini bir anlık bir hevesle değişiverdi. Ancak hiçbir sır, Kybele’nin keskin bakışlarından saklanamazdı. Dağların, bereketin ve vahşi doğanın tanrıçası, ihaneti duyduğunda öfkesiyle yeri göğü inletti.

Tanrıça Kybele, öfkesini göstermenin yolunu ne yazık ki en acı şekilde seçti. Bir nympha’nın yaşamı, bağlı olduğu ağaca bağlıydı ya, tanrıça da o ulu ağaca baltayı vurdu. Küt... Küt... Her darbede Sagaritis’in ruhundan bir parça koptu, hayat özü toprağa karıştı ve o güzel peri, içinde yaşadığı ağaçla birlikte solup gitti.

Attis ise... Sözünü tutmamanın ağırlığı ve sevdiği perinin yok oluşuyla gelen o derin acı, zihnini bir sis gibi kapladı. Tanrıça’nın gazabı mı daha ağırdı yoksa kendi vicdanının yükü mü, orasını tarih bile kestiremedi. Attis, o günden sonra ne eskisi gibi kalabildi ne de huzur bulabildi; kendini büyük bir savruluşun ve deliliğin içinde buldu.

İşte böyle dostum. Bir söz, sadece dudaklardan çıkan seslerden ibaret değildir; bazen bir ömrün, bazen de koca bir ağacın kaderini çizer. Şimdi, şu kupadaki son damlalar gibi hikayemiz de burada bitti. Ama ormana her girdiğinde, rüzgarın dallar arasında nasıl fısıldaştığına dikkat et; belki de Sagaritis sana kendi dersini anlatıyordur.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme