Thesauros Mythology Sabazîos

Sabazîos

Sabazîos

Phrygia kökenli, yılanla özdeşleşen ve tarımı öğreten tanrı. Dionysos ile benzer coşkulu kültüyle bilinen, Zeus ve Persephone'nin gizemli evladıdır.

Phrygia kökenlerinin kadim derinliğinden süzülüp gelen Sabazios, zamanla Hellenistik dünyanın sınırlarına sızarak, Dionysos’un dizginlenemez taşkınlığıyla aynı potada eritilmiş bir figürdür. İktidarın kutsal bir soy ağacıyla perçinlenmesi çabası, Zeus’un yılan kılığına bürünerek Persephone’ye hükmettiği ve Sabazios’u dünyaya getirdiği o mitik düzlemde ete kemiğe bürünür; zira her tanrısal doğum, aslında hiyerarşinin kendi meşruiyetini kurma biçimidir. Tanrının bizzat yılan suretine bürünüp Asyalı bir nympha ile kurduğu ilişki, kontrol edilemeyenin evcilleştirilmesine ve bir tür ilahi tahakkümün alt katmanlarına işaret eder. İnsan zihnine öküzü boyunduruk altına alıp sabana koşmayı yerleştirmesi, vahşi olanın üretim araçları üzerinden disipline edilerek toplumsal düzene eklemlenme sürecini simgeler; başındaki boynuzlar, bu evcilleştirme pratiğinin hem bir nişanı hem de boyun eğdirilen doğanın bir hatırasıdır. Pantheon’un merkezindeki iktidar yapısına sonradan eklemlenmiş bir dışarlıklı olması, onun merkezle kurduğu mesafeyi ve mysterlerinin gizemini korumasını sağlar; zira iktidarın merkezine uzak olan, kendi yıkıcı potansiyelini de bir anarkhia biçimiyle yeraltına gizleyerek yaşatır.
Silenos
Daha yakın oturun bakalım, ateşin çıtırtısı hikayeyi besler, unutmayın. Bugün size, tozlu parşömenlerde pek adı geçmeyen ama toprağın derinliklerini ve gökyüzünün fısıltılarını çok iyi bilen o kadim yolcudan, Sabazios’tan bahsedeceğim.

Sabazios, özünde bizim o neşeli Dionysos’un uzak diyarlardan gelmiş, biraz gizemli kuzeni gibidir. Phrygia’nın serin rüzgarlarıyla büyümüş, sonra Yunan diyarına ayak basınca da buraların tanrıları arasında kendine has bir yer edinmiş bir gökyüzü sakinidir. İnsanlar onu tanıdıkça, o coşkulu ve yerinde duramayan ruhunu Dionysos’un şenliklerine ne kadar da benzettiklerini fark ettiler. Haksız da değillerdi, ikisi de neşenin ve doğanın dizginlenemez gücünü temsil ederdi.

Peki, bu Sabazios nasıl dünyaya gelmiş dersiniz? İşte orası biraz karışık, biraz da masalsı. Zeus, o meşhur çapkın baş tanrı, bir gün kurnazlık edip bir yılan kılığına bürünmüş. Persephone’nin huzuruna o ince, kıvrımlı bedeniyle süzülerek gitmiş ve efsaneye göre Sabazios işte bu tuhaf karşılaşmadan doğmuş. Yılan figürü bu yüzden onun için kutsaldır; o, toprağın altında sessizce süzülen gizemlerin efendisi gibidir. Hatta kendisi de sık sık yılan kılığına girer, Asyalı su perileriyle, nympha’larla dansa kalkar, doğanın döngüsünü sürdürürdü.

Sabazios’un insanoğluna en büyük hediyesi neydi biliyor musunuz? Onlara toprağı nasıl terbiye edeceklerini, o koca öküzleri nasıl evcilleştirip sabana nasıl koşacaklarını o öğretmişti. Eskiden insanlar ekim dikim işlerinde bir hayli zorlanırlardı, ama Sabazios geldi, ellerindeki nasırları bereketli hasatlara dönüştürmenin yolunu gösterdi. İşte bu yüzden, eski tasvirlerde başının üzerinde iki büyük öküz boynuzu görürsünüz; bu onun gücünün ve toprağa hükmeden cömertliğinin bir nişanesidir.

Kabul edelim, olimpos sofralarının o en eski konuklarından olmadığı için efsanelerde adı çok geçmez. Gizemli ayinleri, yani o "myster" dedikleri sır dolu törenleri, bugün bile sisler ardında kalmış birer bilmecedir. Ama bazen, tarlaların arasında bir yılanın sessizce otlar arasında süzüldüğünü görürseniz, belki de toprağın bu unutulmuş ama cömert tanrısı, emeğinizin bereketini kutsamak için yanınızdan geçiyordur.

Şimdi, kadehlerinizi –tabii içinde sadece biraz üzüm suyu varsa– gökyüzüne kaldırın; zira kadim olanlar, hatırlanmayı severler. Sabazios gibi hem yılanın sessizliğini hem de öküzün gücünü taşıyanlar, unutulduklarında bile toprağın derinliklerinde yaşamaya devam ederler.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme