Thesauros Mythology S

S

S

İtalya’nın kadim yerlileri Sabin’ler, İanus ve İupiter’in gölgesinde Tarpeia’nın ihanetiyle devletin sınırlarına hapsedilirken; Sais, Atlantis’in yitik hatırasını Mısır topraklarına gömer. Sakarya, Sangarios adıyla akar; Salamis ise Telamon’un oğlu Alas ve Teukros’un, iktidarın hüküm sürdüğü adalar zincirindeki izlerini taşır. Salmone şehri Salmoneus’un otoritesini yansıtırken, Sami ırkı Deukalion’un sularından türeyen yeni hiyerarşiyi temsil eder. Sisam (Samos) adası; Admete, Androklos, İkaros ve Sibylla’nın özgürlük arayışlarını birer efsane tortusuna dönüştürür. Semendirek (Samothrake) kıyılarında Argonaut’lar, Dardanos, Harmonia ve Kabir’ler, egemenliğin ritüelleriyle kuşatılır.

Anadolu’nun bağrındaki Sangarios, Agdistis, İakkhos ve Kybele’nin kutsal dengesini Hygdon ile korumaya çalışır. Sardes, Amazonların hırçınlığı ile Dionysos’un iktidar sarhoşluğunu bünyesinde eritirken; Sardinya adasında İolaos ve Kirke, kaderin mutlakiyetini sınar. Sarıköy, Zeleia’nın unutulmuş düzenine; Sart Deresi, Paktolos’un altına bulanmış tahakkümüne bağlanır. Roma’nın efsanelik ismi Saturnia, Saturnus’un zamana hükmeden yasalarını hatırlatır. Selçuk’ta Artemis’in tapınağı, Sen Jan Kilisesi ile kesişerek tapınçların değişimindeki iktidar devrini belgeler. Seriphos’ta Akrisios, Danae ve Perseus üçgeni, kadersel bir zorunluluğun labirentidir. Sestos’ta Hero ile Leandros’un kederi, boğazın soğuk disiplinine boyun eğer; Seyhan bölgesi ise Kilikya’nın stratejik ağırlığı altında şekillenir.

Sicilya; Aineias, Alpheios, Alpos, Ankhises, Arethusa, Arion, Eryks ve Kharybdis ile coğrafi bir hapishanenin tüm mitolojik yükünü taşır. Side şehri, kendi kurucu mitini (Side 1) korurken; Siderus Limanı’nda Khimaira’nın vahşi başı, düzene karşı bir tehdit olarak yükselir. Sidon’da Agenor ve Phoiniks, Side 2 ile ticaretin ve soyluluğun baskısını kurar. Sikyon’da Adrastos ve Antiope, yönetme sanatının eski fragmanlarını barındırır. Simoeis’in (Dümrek çayı) akışında İlyada, Skamandros ile birleşerek çatışmanın kaçınılmazlığını haykırır. Sinope’nin Karadeniz kıyısındaki yalnızlığı, kendi isminin otoritesiyle mühürlenmiştir. Sipylos Dağı; Dionysos, Kybele, Niobe, Pandareos ve Tantalos’un kibrini, doğanın devasa sessizliğine gömer.

Sisam ve Sivrihisar, sırasıyla Samos ve Pessinus’un kurumsal tarihlerine atıfta bulunur. Skamandros (Küçük Menderes), Ares’in savaş naralarıyla İlyada ve Simoeis’in sınırlarını çizer. Skherie, Alkinoos’un yönetimindeki Phaiak’ların adası olarak Odysseia’nın rotasına çizilmiş bir disiplin mekanıdır. Skyros adası; Akhilleus, Lykomedes ve Theseus ile kahramanlığın otorite tarafından nasıl evcilleştirildiğinin kanıtıdır. İzmir’de (Smyrna) Adonis, Amazonlar ve Artemis, kentin çok katmanlı iktidar ağlarını örer. Bülbüldağı’ndaki (Solmios) Artemis kutsallığı, tepeleşen bir otoritenin nişanıdır.

Sparta; Dioskur’lar, Helena, Lakedaimon, Leda ve Menelaos ile disiplinin ve tahakkümün en keskin kılıcıdır. Steunos mağarası, Kybele’nin yeraltı yasalarının saklandığı bir başka mühürdür. Stratonikeia (Eskihisar), Hekate’nin gölgesinde bir uygarlık tortusu bırakır. Strymon (Karasu), Orpheus’un ezgilerini devletin sınırlarına taşır. Stymphalos gölü, Herakles’in şiddetiyle arınır. Suriye, Adonis ve Artemis ile Kinyras’ın kadim hiyerarşilerini barındırır; Susa ise Brankhos’un kehanetlerini bürokrasiye devretmiştir. Sümer; Adonis, Deukalion ve Theogonia ile düzenin ilk metinlerini yazar. Symplegad’lar, boğazın geçit vermeyen kayalıklarında Argonaut’ları bir otorite sınavına tabi tutarken; Syrakusa, Damokles’in kılıcıyla iktidarın ebedi korkusunu sergiler.
Silenos
Gelin bakalım çocuklar, ateşin etrafına dizilin. Kulaklarınızı dört açın, çünkü size anlatacaklarım ne bir haritaya sığar ne de kuru bir kronolojiye... İhtiyar Silenos’un hafızası, zihninde dönüp duran o kadim rüzgarlar gibidir; bazen bir adada başlarız, bazen de bir ırmağın kıyısında soluklanırız.

Kimi zaman dağların gölgesine sığınırız, tıpkı Manisa’da, o meşhur **Sipylos** dağında olduğu gibi. Orada **Kybele**’nin ayak sesleri duyulur, Niobe’nin hüznü rüzgara karışır. Bir bakmışsınız, **Sangarios** yani bizim Sakarya kıyısındayız; ırmak öyle bir çağlar ki sanki **Dionysos**’un şenlik şarkılarını fısıldar bize. Anadolu’nun bereketi burada, **Smyrna**’da **Artemis**’in gümüş okları kadar keskin ve parlaktır.

Biraz açılıp denizlere mi dalsak? **Samos**’a, yani Sisam’a gidelim. Orada gökyüzü sakini **İkaros**’un kanat çırpışlarını hatırlayan bir martı görebilirsiniz. Ya da **Samothrake**... Orada **Argonaut**’ların hırçın gemisi dalgaları yararken, **Dardanos**’un hikayesi anlatılır. **Salamis**’te ise **Teukros**’un adımıyla bir kahramanın ayak izlerini takip edersiniz.

Dünya koca bir dokuma tezgahı, çocuklar. Bakınız, **Sicilya** kıyılarında **Aineias**’ın izleri, **Kirke**’nin bitmeyen tılsımlı şarkıları yankılanır. Bir tarafta **Skherie**’de, o gizemli Phaiak’ların limanında **Odysseia**’nın maceraları konuşulur; diğer yanda **Sestos**’ta, **Hero** ile **Leandros**’un gece karanlığını aydınlatan o hüzünlü aşkı... Boğaz’ın hırçın kayaları, o meşhur **Symplegad**’lar bile Argonaut'ları durduramamışsa, sizin hayal gücünüzü neler durdurabilir ki?

Peki ya **Susa**’ya ne demeli? Ya da **Sümer**’in o derin, sisli başlangıçlarına? İnsanlar hep aynı gökyüzünün altında, aynı soruları sormuşlar; bazen bir dağ mağarasında, bazen de bir tapınağın gölgesinde... **Sparta**’nın o sert taşları arasında **Leda**’nın çocuklarını, **Helena**’nın güzelliğini kim inkar edebilir?

Her yer, her şehir bir başka tanrının ya da kahramanın fısıltısını taşır. **Sinope**’nin kuzey rüzgarından **Sardes**’in altın yansımalarına kadar... Gördüğünüz her taş, aslında konuşan bir hafızadır.

Şimdi, kadehimi biraz olsun dinlendirip size sorayım; bu koca masalın hangi durağına bırakalım kendimizi? Hangi gökyüzü sakiniyle selamlaşalım bugün? Anlatın bakalım, merakınız hangi rüzgarla yelken açmak ister?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme