Thesauros Mythology Q/R

Q/R

Q/R

Quirinalis, Roma’nın yedi tepesinden biri olarak İuno ve İupiter’in gözetiminde, otoritenin mekansal hiyerarşisini taşa işler; göklerin mutlak hakimiyetini yeryüzü iktidarının sarsılmaz temeli kılar.

Rodos, Akdeniz’in ortasında yükselen bir ada; Danaos’un göç dalgalarından Heliosoğulları’nın mitik ışığına, Telkhines’in gizli sanatlarından Tlepolemos’un sönümlenen egemenliğine kadar, tarihin her katmanında düzenin ve direncin çarpıştığı bir merkezdir.

Roma, İtalya’nın kalbinde; Acca Larentia’nın toprağa dayalı şefkatinden Aineias’ın sürgün mirasına, Aius Locutus’un karanlık kehanetlerinden Anna Perenna’nın döngüsel zamanına, Cama’dan İanus’un iki yüzlü kapılarına, Kybele’nin kadim iktidarından Saturnus’un altın çağ arayışına ve Venüs’ün soylu soy ağacına kadar, Romulus’un kurduğu düzende bireyin devasa bir mekanizmaya boyun eğişinin abideleşmiş halidir.

Rutuller, İtalya coğrafyasında kadim bir boy; Aineias’ın dışarıdan dayattığı yeni düzen ile Amata’nın tutkusu ve Turnus’un kendi sınırlarını koruma arzusu arasındaki çatışmada, tahakkümün yerleşik hayata geçişine karşı savunma hattı kuranların adıdır.
Silenos
Bak evlat, otur şöyle yanıma; bacaklarımın sızısı biraz hafiflesin, sana dünyanın tozlu yollarından, rüzgarın fısıldadığı o eski isimlerden bahsedeyim. Hani şu parşömenlerde yazılı duran ama asıl sesi insanların kalbinde yankılanan yerlerden...

Önce şu **Quirinalis**’ten başlayalım. Romalıların tepesi, hani şu gökyüzü sakinlerinin, İuno ile İupiter’in sanki birer gözlem kulesi gibi baktığı o dik yamaç. İnsanlar oraya tırmanırken nefes nefese kalırlar ama tepede ruhları dinlenir, bilirsin işte; tanrıların gölgesine sığınmak her faninin harcı değildir.

Sonra gözlerini kapat, Akdeniz’in o meşhur maviliğine bak. **Rodos** adası… Güneşin, yani Helios’un öz evladı gibi sevdiği o ada. Bir zamanlar orada Telkhines diye hünerli ustalar yaşardı, denizin dibinden demiri çekip şekil verirlerdi. Sonra Tlepolemos’un gemileri yanaştı kıyıya, Danaos’un hikayeleri karıştığı sulara. Dalgalar oraya her vurduğunda, sanki güneş tanrının altın bir ışığı adanın üzerine serilir.

Ya **Roma** mı? Ah, o koca şehir! Bir avuç topraktan yükselip dünyayı avucuna alan o görkemli hikaye... Aineias’ın uzun yolculuğundan tut, Romulus’un efsanevi adımlarına kadar her taşında bir iz var. Venüs’ün dokunuşu hissedilir surlarında, Saturnus’un kadim bilgeliği saklıdır mahzenlerinde. Kybele’nin davulları çalar yerin altında, İanus ise iki yüzüyle hem geçmişe hem geleceğe bakar. Acca Larentia’nın şefkatli elleri, o şehri büyüten süt gibidir; bazen Aius Locutus’un gizemli sesini duyarsın rüzgarda, “Dikkatli ol!” der gibi.

Ve tabii, o hikayenin en sert köşesinde **Rutul’ler** durur. Turnus’un o hırçın savaşçıları... Aineias İtalya’nın kıyılarına çıktığında, kraliçe Amata’nın tutkusu ve Rutul’lerin kılıçları o toprakların kaderini çizecekti. Bir yanda yeni bir gelecek kurma arzusu, diğer yanda vatanını koruma inadı. İşte böyle evlat; tarih dediğin, bazen bir kadehin dibindeki tortu kadar acı, bazen de gün batımında içilen nektar kadar tatlıdır.

Şimdi söyle bakalım, bu isimlerden hangisi senin düşlerine daha yakın? Gökyüzü sakinlerinin oyunlarını mı merak edersin, yoksa o kılıç şakırtılarının arkasındaki insan hikayelerini mi?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme