Thesauros Mythology Pytho

Pytho

Pytho

Delphoi’nin kadim ve kayalık toprakları, Apollon’un alt ettiği dev yılan Python’un adıyla anılır; burası tanrısal kehanetlerin yurdudur.

Delphoi, Apollon’un kendi yasasını mermere kazımadan evvel, üzerinde hüküm sürdüğü toprakların kadim ismidir. Şairlerin "taşlı" ve "kayalık" sıfatlarıyla, yerin sert dokusuna hapsettikleri bu bölge, aslında bir yeraltı egemenliğinin; toprağın derinliklerinden gelen o eski ve yurtsuz sesin, yani yılan Pytho’nun mirasıdır. Tapınak sütunlarının altında ezilse de ismi, kurulan her hiyerarşik düzenin altında, bastırılmış ama henüz tam terk edilmemiş bir anarkhia tortusu gibi yaşamaya devam eder.
Silenos
Parnas Dağı’nın eteklerinde, güneşin toprağı altın sarısına boyadığı o eski zamanlarda, bugünkü Delphoi’nin yerinde bambaşka bir dünya vardı. Şimdilerde herkes orayı Apollon’un kutsal tapınağıyla anar, bilirsiniz; ama taşlar ve rüzgarlar biraz daha geriye giderseniz size başka bir isim fısıldar: Pytho.

O vakitler toprak, şimdiki gibi düzgün mermer sütunlarla değil, devasa kayalıklarla ve dik yamaçlarla kaplıydı. Öyle sert, öyle inatçı bir araziydi ki şairler burayı anlatırken "taşların ve kayaların yurdu" demekten kendilerini alamazlardı. Ama bu kayalıkların asıl sahibi ne bir kraldı ne de bir tapınak rahibi; buranın kadim hakimi, gökyüzü sakinlerinin bile çekindiği devasa yılan Python’du.

Python, öyle ormanda çalıların arasında süzülen sıradan bir yılan sanmayın onu. O, toprağın derinliklerinden gelen karanlık bir nefes gibi, yerin altında yatan kadim güçlerin bekçisiydi. Koca koca kayaların arasına kıvrılır, güneşin ısısını içine çekerken sanki dağı canlı bir organizma gibi soluturdu. Rivayet odur ki, bugünkü tapınağın o meşhur koruluğu, aslında Python’un vücuduyla aşındırdığı, yıllarca üzerinde dinlendiği taşların arasında filizlenmişti.

İnsanlar oraya gitmeye korkar, gökyüzü sakinleri bile yollarını değiştirirdi. Çünkü Pytho, yeryüzünün göbeğinde, dişlerini kayalara geçirmiş bir gardiyan gibiydi. Sonra ne mi oldu? Ee, Apollon geldi! Genç ve atılgan güneş tanrısı, bu kayalık yurdu kendine bir mesken kılmaya karar verdiğinde, Python ile aralarında o meşhur çekişme başladı.

Bugün orada, o görkemli mermerlerin arasında dolaşanlar, aslında altında hala Python’un saklı hatırasını taşıyan taşlara basıyorlar. Kimi zaman, rüzgar o kayalıkların arasından geçerken çıkardığı o uğultulu sesi dinleyin; belki de o, hala kendi ismini, yani Pytho’yu fısıldayan yılanın bir hatırasıdır.

Şimdi, kadehinizde bir yudum üzüm suyu varsa, bir kez de bu eski toprağın, taşların ve yılanların şerefine kaldırın. Zira hiçbir güzellik, altındaki o eski ve vahşi hikayeyi unutmamalı, değil mi?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme