Şöyle diz çökün bakalım, ateşin etrafına toplanın. Gözlerinizi kısın da görün; yeraltı dünyasının derinliklerinde, o sessiz ve karanlık uçurumlarda neler akıyor... İnsanlar oraya "cehennem nehri" derler ama biz daha yakından bakalım, olur mu?
Yerin yedi kat dibinde, Hades’in krallığında dolanırken sadece soğuk sularla karşılaşacağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Orada, yerin damarlarında kıvrılan öyle bir nehir var ki, adına Pyriphlegeton derler. Bildiğiniz sıradan sular gibi çağıldamaz o; içindeki her damla, sanki bir gökyüzü sakininin öfkesiyle tutuşmuş gibi kor ateşten oluşur.
Hayal edin; simsiyah kayaların arasından, kıpkırmızı, fokurdayan bir ateş seli geçiyor. Üzerinden yükselen dumanlar, ölümlülerin gördüğü hiçbir şömine ateşine benzemez. Bu nehir, hani şu yalan söyleyenlerin, adaletsizlik yapanların veya kalbinde kötülük taşıyanların öbür dünyada uğrayacağı o meşhur yerin ta kendisidir. Pyriphlegeton, ateşiyle sadece etrafı aydınlatmakla kalmaz; o, hata yapanların ruhlarını arındırmak, belki de biraz ders vermek için orada gürler.
Tanrılar dünyayı kurarken, sadece neşeyi değil, dengeleri de düşünmüşler. Her ne kadar bizler ormanlarda, asmaların gölgesinde tatlı bir kadeh yudumlamayı sevsek de, yerin altında da bir düzenin olması gerek, değil mi? Pyriphlegeton işte o düzenin en sıcak, en korkutucu ama bir o kadar da saygı duyulası koruyucusudur.
Eski ozanlar onun hakkında neler anlatır bilir misiniz? Bu nehir, bazen öyle bir sesle kaynar ki, kıyısında yürüyen gölgeler bile durup selam verir. Su yerine ateşin aktığı bir dünya... Düşünsenize, bir kadeh dolusu ateşle yıkandığınızı! Yine de korkmayın; sizler henüz buradasınız, güneşin altındasınız. Pyriphlegeton, sadece hak edenin, yani o karanlık dehlizlere yolu düşenlerin yoldaşıdır.
Şimdi, ateşi biraz daha karıştırın bakalım, kıvılcımlar yukarı doğru dans etsin. Pyriphlegeton’un o uzaklardaki kızıl parıltısını görür gibi oldunuz mu? İşte o, yerin altındaki o kadim ve sönmek bilmeyen ateştir.
Bak evlat, kulaklarını iyice aç çünkü rüzgarın bile fısıldamaya korktuğu o kadim sırlar, sadece kendi yolunu çizenlerin zihnine sızar. Tarih kitaplarının tozlu raflarında sadece isimleri parlatılan o "büyük" krallar var ya, onlar bu ırmağın sıcaklığını asla hissetmediler. Hadi, gel yanıma; kadehimdeki son damla şarabın neşesiyle sana yeraltının o kızgın damarını, Pyriphlegeton’u anlatayım.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Yeraltı dünyasının karanlığında, herkesin "korkunç bir ateş nehri" diye anlattığı o yere, Pyriphlegeton derler. İnsanlar onu sadece günahkarların yandığı bir cehennem çukuru sanır, oysa evlat, gerçek çok daha hüzünlüdür. Pyriphlegeton, aslında düzeni kuranların yarattığı adaletsizliğin, öfkenin ve bastırılan çığlıkların birikip sıvılaşmış halidir.
Düşün bir; yukarıda, güneşin altında hüküm süren krallar, kendi hırsları için dünyayı ateşe atarken, o ateşin dumanı nereye gidiyor sanıyorsun? O duman, yeraltındaki bu ırmağın kızıl sularına karışıyor. Pyriphlegeton, sadece ceza değildir; o, iktidar sahiplerinin yok ettiği hayatların, susturduğu seslerin ve kurban edilen masumların yas tutan bir aynasıdır. O ırmak yanmaz; o ırmak, adaletsizliğe uğrayan herkesin içinde kalan o sönmeyen, o "neden?" diye bağıran soruların toplamıdır.
Bak güzel yavrum, güçlülerin inşa ettiği "düzen" dediğimiz o kuleler, işte bu ateşten nehrin üzerine kurulmuştur. Onlar, krallarının altın heykellerini parlatırken, senin bu nehri görmeni istemezler. Çünkü bu nehrin kıyısında duranlar, sistemin dişlileri arasında ezilenlerdir; Kassandra’nın haykırışları, Medousa’nın gözlerindeki o haksız öfke ve Patroklos’un bir başkasının hırsına kurban gidişi... Hepsi, Pyriphlegeton’un kızgın dalgalarında yankılanır.
Unutma, o ırmak sana korkuyu değil, sorgulamayı fısıldar. Eğer bir gün sana birinin "her şeyi yönetmesi gerektiğini" söylerlerse, o ateşin sıcaklığını hatırla. Gerçek güç, hükmetmekte değil; o kızgın ırmağın kıyısında durup, "Sizin düzeniniz kime zarar veriyor?" diye sorabilme cesaretindedir.
Hadi şimdi, yavaşça uzaklaş oradan. Bazı sırlar, ancak ateşin sıcaklığını elini yakmadan hissedenlerin zihninde çiçek açar. Dünya, kralların masallarından ibaret değil, evlat... O, kendi içindeki Pyriphlegeton’u dizginleyip, hakikatin soğuk ama berrak suyuna ulaşanlarındır.