Thesauros Mythology Proserpina

Proserpina

Proserpina

Yerin derinliklerinde hüküm süren, bahar çiçeklerinden yeraltı dünyasının kraliçesine dönüşen, Roma mitolojisinin gizemli ve hüzünlü yeraltı tanrıçası.

Roma inanç sisteminin yeraltı dünyasına hükmeden kraliçesi Proserpina, toprağın döngüsüne ait, kökleri henüz yer altına çekilmemiş bir kır tanrıçasıyken, teolojik kurgunun merkezine taşınmıştır. Onun ilksel doğası, mitolojik anlatının katmanları arasında hapsedilmeden evvel, otoritenin sınırlarını belirleyen sınır boylarında özgürce dolaşan bir varlıktı; ancak zamanla değişen kutsal hiyerarşiler ve eril egemen tasarımlar, onu bir hükümdarlık figürüne dönüştürerek yeraltının karanlık nizamına eklemledi. Kendi özgün toprağından koparılıp sistemin mührü altına alınan bu figür, tahakkümün yarattığı o karanlık mülkiyetin, sessiz bir itaatle örtülü temsilcisidir.
Silenos
Şimdi, otur şöyle kenara bakalım ufaklık. Ayaklarını uzat, arkana yaslan; şu zeytin ağacının gölgesi tam da hikaye anlatılacak yerdir. Kulaklarını dört aç, çünkü anlatacağım kız öyle her gün göreceğin türden değil. Adına "Proserpina" derler. Hani şu bizim Yunanlıların Persephone dedikleri, yeraltı dünyasının kraliçesi var ya, işte onun Roma kıyafetleri giymiş hali.

Bak evlat, insanlar her şeyi bir kutuya sığdırmaya bayılırlar. "Bu şunun karşılığıdır, bu bunun aynısıdır" der dururlar. Oysa hikaye öyle değil. İşin aslına bakarsan, Proserpina o yeraltının karanlık, kasvetli saraylarına girmeden, elinde o meşum anahtarları tutmadan önce, o bir kır tanrıçasıydı. Tıpkı senin şu kırlarda koştuğun gibi, o da çiçeklerin arasında dans ederdi. Rüzgarla şakalaşır, baharın taze kokusunu içine çekerdi.

Düşünsene, gökyüzü sakinlerinin dünyasında her şeyin bir yeri var; kimisi denizlere hükmeder, kimisi fırtınalara. Ama bizim Proserpina, o zamanlar sadece toprağın ve tomurcuklanan çiçeklerin neşesiydi. Fakat hayat işte, bazen insanı hiç beklemediği yollara sürükler. Bir gün yeraltı dünyasının o sert ve kararlı hakimi, gözünü bu genç kıza dikti. Kışın gelmesi, toprağın uykuya dalması lazım ya, işte o zaman Proserpina’yı çiçekli çayırlarından alıp yerin yedi kat altına götürdüler.

Şimdi diyeceksin ki, "Silenos, bu kız neden orada kalsın?" İşte hikayenin düğümü de burada. Oraya gittiğinde artık sadece bir kır çiçeği değil, gölgelerin ve uykunun hanımı oldu. Yine de unutmuyor; bahar geldiğinde yeryüzüne ayak bastığı an, her yer yeniden yeşerir. O, hem yerin altındaki o uçsuz bucaksız sessizliği bilir, hem de yerin üstündeki güneşin sıcaklığını.

İnsanlar ona baktıklarında sadece korkulacak bir kraliçe görüyorlar, ama ben görüyorum; o aslında bir mevsimin habercisi. Kadehimdeki şu taze üzüm suyunun tadı gibi; hem toprağın derinliğini taşır, hem de güneşin canlılığını. Anlayacağın çocuk, hayatta hiçbir şey sadece göründüğü kadar değildir. Proserpina da öyle; hem bir sonun temsilcisi, hem de her yıl yeniden başlayan o güzelim başlangıcın.

Hadi bakalım, gözlerini kapa ve toprağın derinliklerinden yavaşça sızıp gelen baharı hayal et. Proserpina’nın ayak izleri çiçek açtırıyor, görüyor musun?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme